💕 A N T A L Y A 💕
2 Mayıs Perşembe günü TERRA CITY AVM içindeki D&R mağazasında , 17:30 - 19:30 saatleri arasında, İMZA ETKİNLİĞİMDE Görüşmek üzere hepinizi kocaman öptüm 👐💕😘
Alev Cedimağar
30 Nisan 2019 Salı
29 Nisan 2019 Pazartesi
Spiritüel insan kavramında ki detaylar..
Ruhsal varlığımızı öğrenirken spiritüel bir bakış açısına sahip olmak demek Dünya'dan elini ayağını çekmek demek değildir.
Aksine hayatın içinde olayları ve tüm yaşanılanları ruhsal bilgiler çerçevesinde anlayıp değerlendirerek daha bilinçli ve keyif alarak yaşayabilmek demektir.
Aksine hayatın içinde olayları ve tüm yaşanılanları ruhsal bilgiler çerçevesinde anlayıp değerlendirerek daha bilinçli ve keyif alarak yaşayabilmek demektir.
Spiritüel bir insanın da Dünya görüşü olur. Mesela bir takımı takip etmek, ATATÜRK'ü sevmek, Siyasi bir görüşü desteklemek gibi..
Bunlar spiritüel insanın kendi doğrularını desyekleyen dünyevi somut göstergelerdir.
Spiritüel insan "ne suya dokunayım ne de sabuna" mantığıyla yaşamaz. Kendi doğrularının cesurca arkasındadır. Bu doğrular daima BİRLEŞTİRİCİ yani BİRLİĞE hizmet eder.
Kendi doğrularını kabul ettirmek için uğraşmaz başkalarının doğrularına da karışmaz. Söyler ve yoluna devam eder. Çünkü bilir ki herkesin algılama yani Bilinç düzeyi farklıdır ve olması gerekendir.
Spiritüel insan maddi manevi çıkar endişesi de yaşamaz. Yaşıyorsa ruhsal varlığını yani BEN olmayı tamamlayamamış demektir.
Bunlar spiritüel insanın kendi doğrularını desyekleyen dünyevi somut göstergelerdir.
Spiritüel insan "ne suya dokunayım ne de sabuna" mantığıyla yaşamaz. Kendi doğrularının cesurca arkasındadır. Bu doğrular daima BİRLEŞTİRİCİ yani BİRLİĞE hizmet eder.
Kendi doğrularını kabul ettirmek için uğraşmaz başkalarının doğrularına da karışmaz. Söyler ve yoluna devam eder. Çünkü bilir ki herkesin algılama yani Bilinç düzeyi farklıdır ve olması gerekendir.
Spiritüel insan maddi manevi çıkar endişesi de yaşamaz. Yaşıyorsa ruhsal varlığını yani BEN olmayı tamamlayamamış demektir.
Spiritüel insan kendini farklı göstermez ve "insan" olarak yaşamayı da bilir.
İşte kısaca bunlara DENGE'de , FARKINDA ve BİLİNÇLİ yaşamak denir.
Dünya ile Ruhsal hayatı DENGE'de tutmak Ruhsal yükselişin ve tekamülün en önemli basamağıdır.
Alev Cedimağar
26 Nisan 2019 Cuma
Teşekkür ederim ..
Kitabımız çıkalı daha 3 ay OLdu ve 5. Baskıya gidiyoruz 👐
Mutluluğumu paylaşan herkese çok teşekkür ederim.. Bunu hissedebilmek, tebrik edebilmek, takdir etmek, sevinmek, hissetmek, empati kurabilmek.. bunlar gerçekten özel ruhların en güzel ışık tarafları.. sağolun varolun.. Sizi BİZİ çok seviyorum 
Ve de okuyan herkese ŞİFA OLdu çok şükür 👐💕👐
18 Nisan 2019 Perşembe
Tavuk ve Dolunay. Muhteşem İkili !!!
Söz verip de tutmayanlar ya da tutamayanlar, Bir işi yaparım deyip de yapmayanlar ya da yapamayanlar vs için Rahmetli Babamın çok güldüğüm bir sözü vardı,
"Tavuklar bile yemlenirken bu benim popomdan çıkar mı çıkmaz mı diye yermiş insanlar nasıl düşünmez !" derdi :))))
Şimdi bir olay bana bu sözü hatırlattı kendi kendime gülüyorum :))) Eee napalım yani güleceğiz tabii sonuçta herşeyin bir hayrı var bakalım bundan ne ders çıkıyor ? Kendimizle ilgili ne öğreniyoruz? karşımızdaki ile ilgili ne öğreniyoruz analiz edeceğiz elbette.. Mutlaka tavuk da poposundan çıkmayan bir şey yiyip zorlandığında "Hımmm bir dahakine daha dikkatli olayım vallahi canım çok acıdı" diyor düşünüyordur :))))
Bu arada Dolunay keyifli ve rahat geliyor enerjiler yumuşak ve huzurlu.. Çevremizde sevmek ve sevilmek başlıklı sınavlar yaşayabiliriz.
Dolayısıyla kalbimizin yandığını, ağrıdığını , hızlı çarptığını da farkedebiliriz (fiziki etkiler) ,
Nostaljik geçişler, duygusallıklar olabilir (ruhsal geçişler)
Tüm bu süreç bize önce kendimizi sevmeyi ve kendimizi sevdiğimizde herkesi zaten çok rahat sevebildiğimizi öğretmek için tetikliyor. İşin enteresan tarafı, siz kendinizi sevmeye başladığınız da sevilmek için bir çaba göstermenize de gerek kalmaz ve enerjiniz o kadar doğal ve güzel akar ki, Sizden yansıyan enerji ile (enerji porları) insanlar sizi içten olarak sever ve size doğru çekilir ;)
Bu arada yarın itibariyle giysilerimizde YEŞİL renge ağırlık vermemiz iyi olur.. Bileğinize yeşil bir bileklik takmanız bile yeterli.. Yani yarın itibariyle 4-5 gün YEŞİLİZZZZZ ☘️🍀☘️
O zaman tüm pozitif DEĞİŞİMİMİZİ sevgiyle Kabul ediyor ve hayatımıza anlayarak, izleyerek, öğrenerek ve öğreterek keyifle devam ediyoruz <3
Alev Cedimağar
16 Nisan 2019 Salı
Dengeleyen ARA Cümleler ve Öğreten ANA Dersler..
Bir insanın gerçekten seviyormu yoksa sevmiyor da için için kötü niyet mi taşıyor ? senin başarılarından ya da yaptığın herhangi bir şeyden mutlu oluyormu? diye anlamak aslında çok kolaydır..
Çünkü Seven insan üzmez, üzüyorsa senin kendini kötü hissedeceğini bile bile bazı hareketler veya konuşmalar yapıyorsa oraya bir ünlem koyup düşünmek gerekir.
Sosyal ortamların içinde bazen öyle anlar vardır ki, arkadaşım dediğiniz, kişi içinde biriktirdiği kıskançlığı, kini, düşmanlığı saklayamaz ve bir şekilde sizi bile bile zor durumda bırakarak, üzerek, rencide ederek vs. belli eder.
Aslında hepimiz zaman zaman tüm bunların farkında oluruz sadece kelimelere dökemeyiz ya da kabul etmek istemeyip görmemezlikten geliriz. (ve yine önümüze çıkar) Lakin yüksek benliğimiz (hislerimiz) almamız gereken mesajı bize yaşadığımız duyguyu irdelememiz için işaret verir. Bu işaretler o kişiyle ya da kişilerle daha fazla vakit kaybetmemiz için bizi hızlandıran ve “dersimi aldım anladım fark ettim” dedirten derslerden ibarettir.
Mesela bazen yaşanan olayı birisine anlatırken “Filancanın söylediği bu lafa canım sıkıldı” dersiniz. Karşınızdaki sorar niye bu lafda yok ki bir şey ? Fakat siz tarif edemeseniz de o lafın aslında iyi niyetli olmadığını, kötü bir niyet olduğunu bilirsiniz lakin anlatmak zordur. Sadece BİLİRSİNİZ..
Bir gün sahile indiğimde yürürken oradaki cafe’lerin birinde ressam bir arkadaşımı gördüm. Hemen yanına gittim oturdum. Bir arkadaşını beklediğini söyledi.
“Tamam ben de arkadaşın gelene kadar sana eşlik edeyim sonra zaten benim de işim var gitmem lazım” dedim.
Bu arada biz sohbet etmeye başladık ve bu tesadüften (!) acaip mutlu olduk.
Derken beklenen arkadaş geldi yanımıza oturdu. Ben de hemen o geldi ben kalkmış olmayayım diye birazcık daha oturmaya karar verdim.
O arkadaşı yanımıza geldiğinde zaten konuştuğumuz konu açacağı yeni sergi ve galeri arayışı falandı. Tam konunun üzerine gelince arkadaşı da hemen konuya girdi. Yalnız dikkatimi çekti. Sürekli çok harika çok başarılı bir ressam arkadaşı olduğunu, sergilerini falan anlatıyor. Ben de bekliyorum ki lafın sonu “Seni onunla tanıştırayım birbirinize faydalı olursunuz hem senin galeri arayışına da yardımcı olabilir ” şeklinde gelecek diye.
Ya da “senin kadar başarılı” ya da “Sen de onun kadar başarılı olacaksın bir gün harika tablolar yapıyorsun. O da senin geçtiğin yollardan geçti” tarzı dengeleyici gönül alıcı bir cümle halen bekliyorum.
Fakat beklediğim “sevgi dolu ara cümleler” gelmiyor aksine onun ressam arkadaşı tüm sohbeti iyice kapladı !
Allah Allah bir canım sıkıldı. Sonra kadına bakış açımı değiştirdim ve enerji alanına odaklandım. Kadın gri siyah bir enerji alanında içinde ! yani kadın kıskançlık, öfke gibi olumsuz düşüncelerinden dolayı benim arkadaşı kasıtlı moral olarak aşağıya indirmeye çalışıyor ve üstüne gidiyor ! Hiç mi hiç iyi niyetli değil ! niye öyle yapıyor ? çünkü onun moralini bozup kendisini değersiz hissetmesi için uğraşıyor.
Neyse,
Bu yanımıza gelen arkadaş bu şekilde devam ettikçe baktım benim arkadaş biraz bozulmaya ve üzülmeye başladı. Onun da enerji akışları zayıflamaya başladı.
Sonra arkadaşı şu meşhur ressam arkadaşı ile ilgili tüm içini döktükten sonra (!) konuyu bana getirdi
Bu yanımıza gelen arkadaş bu şekilde devam ettikçe baktım benim arkadaş biraz bozulmaya ve üzülmeye başladı. Onun da enerji akışları zayıflamaya başladı.
Sonra arkadaşı şu meşhur ressam arkadaşı ile ilgili tüm içini döktükten sonra (!) konuyu bana getirdi
“ Siz ne iş yapıyorsunuz?” diye sordu.
Ben şöyle bir baktım ve zaten acaip sıkılmışım cevap vermeye bile luzum görmeden hemen ayağa kalkıp,
“Arkadaşlar benim artık gitmem lazım çok işim var. Sizinle de tanıştığıma çok memnun oldum. Bu arada biraz önce arkadaşınızı çok güzel anlattınız. Aynı şekilde Sema da çok başarılı bir ressam ! Ayrıca madem arkadaşınız her işi harika beceriyor o zaman Sema ile tanıştırabilirsiniz. Onları tanıştırmanız eminim bir şekilde ikisi için de çok verimli olacaktır.” diyerek elimi tokalaşmak için uzattım. Kadın bir şaşırdı tabii falan lakin benden böyle bir çıkış beklemediği çok belliydi. Sema ile tokalaşırken gözleriyle de bana teşekkür ettiğini fark ettim.
“Yolun açık olsun arkadaşım seni seviyorum her zaman iyi insanlarla (!) karşılaşmanı diliyorum” diyerek vedalaştım ve ayrıldım..
Lakin bu olay beni tekrar düşündürdü ve kendi yaşadıklarımı hatırlattı.. .
Arkadaş diye içimize aldığımız insanlar bazen gerçekten arkadaş olmuyor. Ya da oluyor lakin siz aciz durumda olduğunuz sürece.. Bakın bu çok önemli bir detay ! Çünkü mutlu, zengin, başarılı vs olduktan sonra içlerinden düşman olanları bir şekilde gördüğümüzde bir şaşırma sonra da bir temizlik sürecine geçiliyor
Ben şöyle bir baktım ve zaten acaip sıkılmışım cevap vermeye bile luzum görmeden hemen ayağa kalkıp,
“Arkadaşlar benim artık gitmem lazım çok işim var. Sizinle de tanıştığıma çok memnun oldum. Bu arada biraz önce arkadaşınızı çok güzel anlattınız. Aynı şekilde Sema da çok başarılı bir ressam ! Ayrıca madem arkadaşınız her işi harika beceriyor o zaman Sema ile tanıştırabilirsiniz. Onları tanıştırmanız eminim bir şekilde ikisi için de çok verimli olacaktır.” diyerek elimi tokalaşmak için uzattım. Kadın bir şaşırdı tabii falan lakin benden böyle bir çıkış beklemediği çok belliydi. Sema ile tokalaşırken gözleriyle de bana teşekkür ettiğini fark ettim.
“Yolun açık olsun arkadaşım seni seviyorum her zaman iyi insanlarla (!) karşılaşmanı diliyorum” diyerek vedalaştım ve ayrıldım..
Lakin bu olay beni tekrar düşündürdü ve kendi yaşadıklarımı hatırlattı.. .
Arkadaş diye içimize aldığımız insanlar bazen gerçekten arkadaş olmuyor. Ya da oluyor lakin siz aciz durumda olduğunuz sürece.. Bakın bu çok önemli bir detay ! Çünkü mutlu, zengin, başarılı vs olduktan sonra içlerinden düşman olanları bir şekilde gördüğümüzde bir şaşırma sonra da bir temizlik sürecine geçiliyor
Kendimle ilgili deneyimlerde tabii ki herkes gibi ben de ilk başta çok üzülüyordum. İçleniyordum. Ağlıyordum uykum kaçıyordu vs. Sonrasında kendimi hırpalamak yerine objektif olarak sorgulamayı öğrendim.
O beni neden üzdü ? çünkü beni üzmek istedi. Öyleyse beni gerçekten sevmiyor sevse içinden gelmezdi kalbi ruhu izin vermezdi.
Peki ben niye üzüldüm ? Demek ki takdire onaylanmaya ihtiyacım var . Demek ki o konuda kendime güvenmiyormuşum. Demek ki kendimden emin değilmişim..
Hımmm peki o zaman karşımdaki kişiyi düzeltemem lakin kendim de fark ettiğim durumları düzeltebilirim. O zaman bunu anlamam için ben bu "üzücü" dediğim durumları yaşadım.
Peki ben bu insanı bu kadar severken onun arkadaşlığı gerçek mi ? hayır değilmiş. O zaman onunla arama mesafe koyma zamanı gelmiş. Çünkü ben mutlu olduğum ve beni mutlu eden insanlarla birlikte olmayı seviyorum. (yaşam enerjimi yükselten insanlar) En azından özel hayatımda tercihim benim kontrolümde ve böyle olmalı.
O beni neden üzdü ? çünkü beni üzmek istedi. Öyleyse beni gerçekten sevmiyor sevse içinden gelmezdi kalbi ruhu izin vermezdi.
Peki ben niye üzüldüm ? Demek ki takdire onaylanmaya ihtiyacım var . Demek ki o konuda kendime güvenmiyormuşum. Demek ki kendimden emin değilmişim..
Hımmm peki o zaman karşımdaki kişiyi düzeltemem lakin kendim de fark ettiğim durumları düzeltebilirim. O zaman bunu anlamam için ben bu "üzücü" dediğim durumları yaşadım.
Peki ben bu insanı bu kadar severken onun arkadaşlığı gerçek mi ? hayır değilmiş. O zaman onunla arama mesafe koyma zamanı gelmiş. Çünkü ben mutlu olduğum ve beni mutlu eden insanlarla birlikte olmayı seviyorum. (yaşam enerjimi yükselten insanlar) En azından özel hayatımda tercihim benim kontrolümde ve böyle olmalı.
Sonra ki zamanlarda ise böyle durumlar yaşadığımda gayet kendimden emin ve “gerçekten” umursamaz olmayı öğrendim. Aslında kendiliğinden oldu. ;)
Mesela benim yaptığım bir şeyi taktir etmek yerine aynı şeyi, yapan birini sürekli anlatıyorsa gayet umursamaz bir şekilde “ Aaaa aşk olsun ya benim için şimdiye kadar bir tek güzel kelime söylemedin ona methiyeler dizdin .Anlaşılan sen beni sevmiyorsun sever gibi yapıyorsun anladım bak vallahi çok alındım şimdi haberin olsun” şeklinde tamamen dalga geçerek gülerek kendimi de ifade etmeye başladım :)) tabii içimden de “anladım ben senin derdini iyi oldu bunu yaptığın gözüm açıldı. Kiminle yürüyeceğimi öğrendim sağol” şeklinde düşünür ve bunu fark edip gördüğüm için de kendimi tebrik etmeye başladım. Dolayısıyla ne söylediği de hiç umrumda olmamaya başladı. Hatta eğlenmeye bile başladım :)))
Velhasıl arkadaşlar,
Farkındalık, fark edebilmek, hislerinize , gözlemlerinize güvenmek akıl ve mantıkla düşünmek ile artar.
Bazen de bir insan hakkında hiç bir şey bilmeyiz veya tanımayız lakin bize görüntüsü (fotosu) hiç olumlu bir duygu vermez. Böyle durumlarda “Ya ben mi fesatlık yapıyorum şimdi neyini gördüm ki birden hoşlanmadığımı hissettim” gibi kendimizle çatışmalarımız olur. Oysa ki hisler her zaman doğrudur. Tabii önyargı yoksa bunu iyi tahlil etmeniz gerek. Mesela o çok güzel o çok sempatik o çok dikkat çekiyor diye kıskanmış da olabilirsiniz. O yüzden o hissin nereden kaynaklandığını çok iyi anlamanız gerek.
Bazı insanlar yaydıkları negatif enerji ile direkt sizin enerji alanınıza çarpar. O yüzden anlam veremediğiniz şekilde içinizden uzak durmak, hoşlanmamak gibi duygular geçebilir. (buna halk arasında elektriğim tutmadı denir) Böyle durumlarda da kendinize yanılma payı verin ve mesafeli bir şekilde izlemede kalın diyorum naçizane..
Evet şimdi neymiş ?
İyi niyetli insanlar kırmaz, incitmez, hassas ve empatik düşünür. Dengededir ve daima da dengeleri korur
Bu tarz olaylar her olayda olduğu gibi yine iki taraflı sınavdır. Bir taraf niyetinden sorumludur ve nasıl yansıtıyorsa onu yaşayacaktır. Nitekim genelde de mutsuz olurlar ve hep şikayetleri vardır. Zaten bu hazımsızlık, kıskançlık, diğer kişiyi üzmek veya kendini kötü hissetmesini sağlamak ona nasıl bir haz veriyorsa, hayat da aynı haz ile ona geri dönecektir ;)
Karşı taraf da için ise, özgüven, güçlü ve kendinden emin dik duruşun sınavıdır. Eğer onun taktirine muhtaç hissediyor ve güzel bir şey duymadı diye üzülüyorsa o zaman kendine daha fazla güvenmeyi öğrenmesi gerekiyordur. Ayrıca bunun neden yaşandığını sorgulayıp analiz etmeyi de öğrenmelidir.
Hayatımıza giren çıkan herkesin bir görevi vardır. Herkes birbirine karşılıklı olarak öğretir ve öğrenir. Yani bize BEN OLmayı öğreten herkese şükürler OLsun.
Bu Dünya denilen okulda herkes kendinden sorumludur.
Her ruh çıkışını kendi bilinç düzeyine ve kendi çabasına bağlı olarak yapar ya da yapamaz..
Her yükselen ruh ise BİZ'i oluşturur ve BİR'e doğru keyifli Işıl Işıl bir yolculuk başlar..
Bütünün en yüksek hayrına ŞİFA ve IŞIK OLması niyetiyle ve Tüm Sevgimle..
Ve de öyle OLdu çok şükür..
Ve de öyle OLdu çok şükür..
Alev Cedimağar
Bazı insanlar böyledir ! ;)
Bazı insanlar taktir edilmek ve sevilmek ister lakin istediklerini göremezler bu kez daha çok hırçınlaşırlar daha sert yaklaşırlar ve hem Sevgi'den hem de zaten zayıf olan Empati duygularından uzaklaşmaya başlarlar..
Oysa ki farketmezler ki kendileri de taktir edememekte, empati kurup mutluluğu paylaşamamakta ya da kimbilir kendilerinin de bilmediği bir kıskançlık döngüsüne girip kıskançlığın tüm negatifine teslim olmaktadırlar.
Ne yaparsanız ne iseniz onu çekersiniz.
Buna isterseniz kuantum deyin isterseniz ilahi adalet deyin isterseniz tekamül sınavları deyin.. ne derseniz deyin lakin siz ne iseniz onu çekersiniz.
O yüzden sürekli kendimizle yüzleşmek, kendimizi tanımak yani BEN olabilmek çok önemlidir.
Oysa ki farketmezler ki kendileri de taktir edememekte, empati kurup mutluluğu paylaşamamakta ya da kimbilir kendilerinin de bilmediği bir kıskançlık döngüsüne girip kıskançlığın tüm negatifine teslim olmaktadırlar.
Ne yaparsanız ne iseniz onu çekersiniz.
Buna isterseniz kuantum deyin isterseniz ilahi adalet deyin isterseniz tekamül sınavları deyin.. ne derseniz deyin lakin siz ne iseniz onu çekersiniz.
O yüzden sürekli kendimizle yüzleşmek, kendimizi tanımak yani BEN olabilmek çok önemlidir.
Sosyal Medya üzerinde herkes sayfasında istediği şeyi paylaşmakta özgürdür.
Kimi her gün torununu paylaşır, kimi diktiği bir ağacı ya da çiçeği hergün nasıl büyüyor diye paylaşır, kimi yeni yemek tariflerini, kimi çocuğunu bebeğini vs. yani herkes ne ile mutluysa onu istediği gibi paylaşmakta özgürdür. Zaten bunu yaparken de herkes önce kendisi için yapar. Yani birileri güzel şeyler yazsın da mutlu olayım diye değil. Zaten o kişi mutludur ve paylaşıyordur.
Kimi her gün torununu paylaşır, kimi diktiği bir ağacı ya da çiçeği hergün nasıl büyüyor diye paylaşır, kimi yeni yemek tariflerini, kimi çocuğunu bebeğini vs. yani herkes ne ile mutluysa onu istediği gibi paylaşmakta özgürdür. Zaten bunu yaparken de herkes önce kendisi için yapar. Yani birileri güzel şeyler yazsın da mutlu olayım diye değil. Zaten o kişi mutludur ve paylaşıyordur.
Nitekim kendisiyle barışık, kendini bulmuş bir ruh da, öncelikle kendi içinden geçen mutluluğu da yorumlarıyla paylaşarak o kişilere destek olur, takdir ve tebrik ederek içimizdeki Işığı , Sevgiyi en doğal haliyle yansıtır.
Herşey içden gelir. Işık sahteyse böyle çok basit durumlarda bile patlar (maske düşer) IŞIK gerçek ise daha da çok parlayarak büyür..
Dolayısıyla bunlardan rahatsız olunuyorsa ya da sıkılıyorsak (!) o zaman o güzel anları bozmamak adına sessizce uzaklaşmak ve bence kendimize de niye rahatsız olduğumuzu sorup "onun mutluluğu beni niye rahatsız ediyor ? onun paylaşımı beni niye ilgilendirir? niye negatif duygular besliyorum ?" diye sormak çok önemlidir. İşte bu da hayatın içinde bir ruhsal farkındalık sınavıdır.
Eğer bir insanın paylaştığı ve o kişiyi mutlu eden şeyler sizi rahatsız ediyorsa burada paylaşanda değil sizde çözülmesi gereken bir "Düğüm" vardır.
Hele ki bunu sorgulamak yerine bir de yorumunuza tüm kinininizi ve karanlığınızı yansıtıyorsanız Eyvah !
velhasıl benim de mutluluğum çok uzun süredir herkesin ve benim büyük heyecanla beklediğim kitabım ŞİFACI
:)
Kitap çıkalı 20 gün olduğunda (!) ve dün instagramda bana kitap ve imza günleri ile ilgili paylaşımlarımdan sıkıldığını yazan 2 kişi oldu. Üzüldüm mü ? HAYIR , Şaşırdım mı ? HAYIR..
Üzüldüğüm tek şey, hem benim (ya da başkalarının) yazılarını okuyup ruhsal farkındalık kazanmaya çalışıp hem de böyle tepki verebilmeleri ve kendilerine yarattıkları negatif düğümler.. Tabii o da beni ilgilendirmiyor. Sonuçta ben siler geçerim ve hayatıma istediğim gibi ve "benim gibi olanlarla" keyifle devam ederim. Peki ya onlar ? Bunun cevabı da onları ilgilendiriyor. Herkes seçimlerinden ve yaptıklarından sorumlu
;) (Bu iki arkadaşa da BÜTÜNÜN en yüksek hayrına bana bu yazıyı yazmama vesile oldukları için ayrıca çok teşekkür ediyor ve canı yürekten ruhlarına Işık diliyorum)
Eğer böyle şeylere yani benim kitabım dahil herkesin paylaştığı mutlu şeylerden rahatsız olan varsa bu yazımı da bir farkındalık olarak kullanmalarını naçizane tavsiye ederim.
Hayatta ne ekersek onu biçeriz.
Hepimize çok mutlu paylaşımlar diliyorum.
En önemlisi de bunları BİZ olarak paylaşabilme farkındalığını...
BİZİ seviyorum.. sağolun varolun
<3
Alev Cedimağar
Üzüldüğüm tek şey, hem benim (ya da başkalarının) yazılarını okuyup ruhsal farkındalık kazanmaya çalışıp hem de böyle tepki verebilmeleri ve kendilerine yarattıkları negatif düğümler.. Tabii o da beni ilgilendirmiyor. Sonuçta ben siler geçerim ve hayatıma istediğim gibi ve "benim gibi olanlarla" keyifle devam ederim. Peki ya onlar ? Bunun cevabı da onları ilgilendiriyor. Herkes seçimlerinden ve yaptıklarından sorumlu
Eğer böyle şeylere yani benim kitabım dahil herkesin paylaştığı mutlu şeylerden rahatsız olan varsa bu yazımı da bir farkındalık olarak kullanmalarını naçizane tavsiye ederim.
Hayatta ne ekersek onu biçeriz.
Hepimize çok mutlu paylaşımlar diliyorum.
En önemlisi de bunları BİZ olarak paylaşabilme farkındalığını...
BİZİ seviyorum.. sağolun varolun
Alev Cedimağar
12 Nisan 2019 Cuma
Sabretmek bir Erdem DEĞİLDİR !
SABIR sonucunda fiziksel ve ruhsal negatif durumlar yaratır.
Dolayısıyla eskilerin söylediği gibi SABIR bir Erdem değildir . (bu yüzden artık eski enerjileri eski öğretileri değiştirmemiz gerek)
Sabrettiğinizi düşündüğünüz konu her ne ise, onu anlamaya çalışın. çünkü anlamanız gerekir.
Mesela "Dönsün, düzelsin, askerlik bitsin, şu işi halletsin diye sabrediyorum" demek yerine,
"Orada kalmasının , böyle olmasının bir amacı var. Sağlıcakla keyifle, en yüksek hayrımıza iş hallolsun, dönsün gelsin " şeklinde konuyu akışa bırakmak, her iki tarafında enerjisini rahatlatmak ve "Yaradana Teslim" kalmak gerekir. Sonrasında ise gün saymak yerine, hayata odaklanarak kendi tekamül sürecinizi en verimli şekilde kullanmanız gerekir. Çünkü zaman her halukarda geçecektir. Önemli olan geçen zamanın bir öncekinden daha verimli ve keyifli olmasıdır. Aksi taktirde hep geçmişde kalır ve AN'ı kaçırırsınız.
Ya da birisi ile ilgili " huyu suyu düzelsin" diye sabırla bekliyorum. diyorsunuz.
burada da kendinizi doldurup ruhunuzu ve bedeninizi bu sıkıntıyla hasta edersiniz.
Yapacağınız şey o kişiyi ya olduğu gibi kabul edip kişisel algılamadan ilişkiye devam etmek, ya da kendinizi ifade ederek sabrettiğiniz durum ne ise bu durumdan mutlu olmadığınızı söylemektir. Anlar veya anlamaz herkes kendinden sorumludur. burada önemli olan nokta size ne kadar uyduğu ve mutlu ettiği noktasını cesurca analiz edip Sevgi - Akıl - Mantık üçgeninde karar verebilmenizdir..
ya da bu yoksulluğa sabrediyorum demek yerine eyleme geçip bereketi bolluğu kabul edip çalışmak gibi..
Velhasıl bu gün itibariyle artık sabrettiğinizi düşündüğünüz konuları sorgulayarak enerjiyi serbest bırakıp "anlayarak" kabule geçiyor ve hayatın içinde en yüksek farkındalıkla, keyifle, sağlıcakla , Işıkla ve sevgiyle yürümeye devam ediyoruz.
Biliyoruz ki herşey değiişiyor ve biz de değişiyoruz. Artık bize hizmet etmeyen, mutlu etmeyen herşeyi değiştirerek DEĞİŞİMİ sevgiyle kabul ediyoruz.
Ve de öyle OLdu çok şükür 🙏
Alev Cedimağar
Dolayısıyla eskilerin söylediği gibi SABIR bir Erdem değildir . (bu yüzden artık eski enerjileri eski öğretileri değiştirmemiz gerek)
Sabrettiğinizi düşündüğünüz konu her ne ise, onu anlamaya çalışın. çünkü anlamanız gerekir.
Mesela "Dönsün, düzelsin, askerlik bitsin, şu işi halletsin diye sabrediyorum" demek yerine,
"Orada kalmasının , böyle olmasının bir amacı var. Sağlıcakla keyifle, en yüksek hayrımıza iş hallolsun, dönsün gelsin " şeklinde konuyu akışa bırakmak, her iki tarafında enerjisini rahatlatmak ve "Yaradana Teslim" kalmak gerekir. Sonrasında ise gün saymak yerine, hayata odaklanarak kendi tekamül sürecinizi en verimli şekilde kullanmanız gerekir. Çünkü zaman her halukarda geçecektir. Önemli olan geçen zamanın bir öncekinden daha verimli ve keyifli olmasıdır. Aksi taktirde hep geçmişde kalır ve AN'ı kaçırırsınız.
Ya da birisi ile ilgili " huyu suyu düzelsin" diye sabırla bekliyorum. diyorsunuz.
burada da kendinizi doldurup ruhunuzu ve bedeninizi bu sıkıntıyla hasta edersiniz.
Yapacağınız şey o kişiyi ya olduğu gibi kabul edip kişisel algılamadan ilişkiye devam etmek, ya da kendinizi ifade ederek sabrettiğiniz durum ne ise bu durumdan mutlu olmadığınızı söylemektir. Anlar veya anlamaz herkes kendinden sorumludur. burada önemli olan nokta size ne kadar uyduğu ve mutlu ettiği noktasını cesurca analiz edip Sevgi - Akıl - Mantık üçgeninde karar verebilmenizdir..
ya da bu yoksulluğa sabrediyorum demek yerine eyleme geçip bereketi bolluğu kabul edip çalışmak gibi..
Velhasıl bu gün itibariyle artık sabrettiğinizi düşündüğünüz konuları sorgulayarak enerjiyi serbest bırakıp "anlayarak" kabule geçiyor ve hayatın içinde en yüksek farkındalıkla, keyifle, sağlıcakla , Işıkla ve sevgiyle yürümeye devam ediyoruz.
Biliyoruz ki herşey değiişiyor ve biz de değişiyoruz. Artık bize hizmet etmeyen, mutlu etmeyen herşeyi değiştirerek DEĞİŞİMİ sevgiyle kabul ediyoruz.
Ve de öyle OLdu çok şükür 🙏
Alev Cedimağar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











