31 Aralık 2018 Pazartesi

Hoşgeldin 2019 ! Seni Cesaret ve Özgüven ile karşılıyoruz ;)


Ve 2019 yılı da geldi..

2+0+1+9 = 12
1+2 = 3
Yıl 12 olarak değil numerolojik olarak 3 diye değerlendirilir. Spritüel anlamda 12 boyut kapılarından yani bilinç düzeylerinden biridir. Dünya şu an 4. Boyut’dan 5. Boyut’a geçerken 11. Boyut  (2012 yılında aktive OLdu) ve 12. Boyut (2014 yılında aktive OLdu)  kapılarından geçtik. Yani geçişler farklı bir şey enerji olarak sembolü ve anlamı farklı bir şey. Tabii şurası da bir gerçek ki herkes AN itibariyle kendi bilinç düzeyi içinde sürekli geçiş yapmaya devam ediyor. Şimdi bu ikisini birbirine karıştırmadan devam edelim ;)

2019 yılı 3 enerjisiyle yani “özgüven” sınavlarıyla geliyor. Özgüven’in kankası da CESARET ;)

Bize kısaca; “Emanet güvencelerle yaşama ! Birilerinden medet ummayı bırak artık Sadece kendine güven ve harekete geç ! “ diyecek..

Şu ana kadar ne için “ben yapamam, gücüm yetmez, korkuyorum, beceremem” diyorsanız  işte sınavlar tam da o noktalardan gelerek, bizi zorlayıp “yapmak zorundasın ve yaparsın ! Geçmiş hayatına dön bir bak ne işler başardın nelerin üstesinden geldin?  Kendine güven ! Bu senin en önemli sınavın. Korkarak nereye kadar yaşayacaksın ? Çözüme odaklan, Cesur ol ve harekete geç !” diyerek Gücümüzü keşfetmeyi, kendimize güvenmeyi, inancımızı test etmeyi ve azmimizi sınamaya başladı bile !. Tabii bu arada önceki yıllarda öğrettiklerinin de bir sağlamasını yaparak neyi ne kadar öğrendiğimizi test ediyor.  Çünkü “özgüven” tüm dersleri kapsar.  Bu  anlamda,  kime ya da neye çok güvenerek sırtınızı dayadıysanız sınavların tam da oralardan geleceğini söyleyebilirim..

Mesela iş bulmak için birisine güvenip onun yardımı gelecek diye yan gelip yatıyorsanız hemen harekete geçmenizi ve kendiniz için çaba göstermenizi tavsiye ederim. Ya da ev almak için piyango’dan para beklemek yerine, yeteneklerinizi, hobilerinizi nasıl kazanca dönüştürebileceğinizi, Mevcut imkan ve hayatınızı nasıl daha ileriye taşıyabileceğinizi cesurca planlama ve artık tembelliği ve “ben yapamam” korkusunu bir kenara  bırakıp harekete geçme zamanı geldi diyebiliriz.  (Yaşadığım semtte Pazar da limon satarak azimle çalışan sonra tekstil ve eline ne geçerse satmaya devam ederek şu an evini arabasını almış birini bizzat tanıyorum. ) Yani azmeden her şeyi başarır. Burada önemli olan neyi ne kadar “gerçekten istediğinizdir” 

Bereket, ritüellerle, oturduğunuz yerde yaptığınız dualarla, niyetlerle falan gelmez. Gerçekçi olun durum böyledir. Siz ne kadar iyi niyetli olursanız olun iyi niyetinizi aktif hale getirerek gösterip gerçekleştirmek yönünde hareket etmeniz gerek !  Yani Bereket sizden çıkan azim ve çabayla gelir. Bu enerji yaşam enerjisiyle birleşir ve bereket olarak size geri döner. O yüzden her şey BEN ile başlar diyoruz.
Eğer her şeye bahane bulan bir yapınız varsa yani “o iş olmaz, bu olmaz ile başlayıp “Çünkü” ve “Ama” ile devam ediyorsanız” o zaman şikayet etmeye ve başınıza gelenlerden  dolayı “ah kader vah halime” diyerek herkes sizi geçerken siz arkalarından sızlanmaya devam edebilirsiniz.  2019 size bunu en iyi öğreten yıl olacak diyebilirim.  Tabii ders göreceli bir ders. Ya öğrenip ayağa kalkacak  ve 2019 sizi cesaret ve özgüven ile daha fazla destekleyerek hızlanmanızı sağlayacak ya da Siz aynı tas aynı hamam misali devam ederken ruhsal ve fiziksel olarak kendinizi aşağıya çekip sızlanmaya devam edeceksiniz. Özgür irade özgür seçim.

Bu yeni değişimin fiziksel sinyalleri ise, mide ve karın bölgesinden gelebilir . Ayrıca çözüme odaklanıp harekete geçmek yerine sızlanmaya devam edenlerde Baş ve Kalp bölgesi sorunları da yaşanabilir. 

O zaman şimdiden “Ben ne istersem onu yapabilecek güce sahibim. Çünkü Gücümü Yüce Yaradan’dan alıyorum, ben onun bir parçasıyım ve BEN BEN’im çok şükür” diyerek 2019’da ki ruhsal yükselişimize  hazırlanmaya başlayalım..

Tabii bu arada geçen gün yazdığım konuya da değinmeden geçemeyeceğim,

Bazılarımız tüm bu bilgileri harekete geçmek, anlamak, uygulamak için kullanmak yerine “Tarihler  değişti ne oldu ki ?” diyerek eski enerjiyle olan bağını kesmemiş, geçen 365 gün’den halen bir şey anlamamış, Kendini analiz ederek ben ne yapıyorum ? Nereye gidiyorum ? hayat amacım nedir ? Ne istiyorum ? Ne yapmalıyım ? diye kendine sorular sormak yerine negatif sitemlerine devam edebilir.

Ben de onlara diyorum ki,

Kendinizi değiştirmediğiniz ve Değişimi kabul etmediğiniz sürece yılların bir önemi yok !

O yüzden yeni yıla değil kendinize odaklanın ki, her AN’ınız yeni bir yıl yeni bir Başlangıç OLsun ..

Bu arada,
2018 yılında farklı radikal geçişler ve değişimler yapanlar için bu sene çok daha güzel geçişlerin bol olduğu bir yıl diyebilirim. Çünkü değişime alışan değişimsiz duramaz...

Ve de öyle OLdu çok Şükür.

Hepimize Tam da gönlümüze göre, Sağlıklı, Mutlu, Huzur, Bereket, Hareket, Farkındalık dolu MUTLU YILLAR  !

Alev Cedimağar



29 Aralık 2018 Cumartesi


YENİ YILI KUTLAMAK DEMEK ;
* Belki şu an yanımda olmasalarda rahmet ve sevgiyle andığım tüm sevdiklerimle geçirdiğim yıllar için,
* Şu an yanımda olan tüm sevdiklerim için,
* Her şeyden önemlisi bir 365 günü daha "Dünya Gözüyle" gördüğüm ve bitirdiğim için,
* Farkında ve Öğrenerek devam eden hayatım için,
* Kendimi daha fazla tartıp biçip yeni tecrübeler, yeni deneyimler öğrendiğim için,
* Öğrendiklerimden çıkardığım derslerle yeni günlere ve yıllara doğru kendimden daha emin ve güçlü yürümemi sağladığı için,
* Umut edebilecek bir ayrıcalığa sahip olduğum için,
* Her Bitişin yeni bir Başlangıç olduğunu farkettiğim için,
* Hayatıma giren çıkan herkese  şükredebilidiğim için,
Velhasıl
*Nefes aldığım her AN'ı ve yaşadığım 365 günü ŞÜKÜRLE KUTLAMAK demektir.
Ayrıca düşünebilenler (!)  için bir de şöyle bir gerçek var ki,
Dünya yaratıldığında Zaman, Gün , Ay Yıl kavramı yoktu. Tüm günlerin isim anneleri babaları da bizzat bizleriz yani insanoğlu ;) Nitekim bunu yapabilecek aklı ve yeteneği de direkt Yüce Yaradan'dan alıyoruz ;)  O yüzden ona "tü kaka" buna "cız" derken önce varoluşumuzun muhteşemliğini bilmemiz gerekir. Dolayısıyla iyi düşünen "Dengeli" bir beyin ışıldar ışık saçar ;) Karanlık saçıyorsa o zaman bırakın kendi haline ne hali varsa görsün Biz de kafamıza göre takılmaya devam edelim.:))) Sonuçta herkes kendi tekamülünü yaşıyor. Ve hayatı kendine ya zindan ediyor ya da keyif haline getiriyor . Zaten onlar da bu gelişinde olmazsa bir dahakinde nasıl olsa öğrenecek ya da öğrenecek ! :))))
Her gününüzü onurlandırıp her özel gününüzü de hakkını vererek doya doya kutlamanız dileklerimle bol çerezli, sabaha kadar bol kahkahalı harika bir geçiş muhteşem başlangıçlarla dolu Muhteşem bir Yeni Yıl OLsun Hepimize <3
Ve de öyle OLdu çok şükür 🙏
Bu da bir kıssadan hisse :D ;)

Alev Cedimağar
Ruhsal Denge ve Farkındalık Rehberi

27 Aralık 2018 Perşembe

Hayatın ödülleri..


Antalya Eğitiminden dönerken uçağımızın 2 saat kadar rötar yapmasıyla laf lafı açtı derken Şili Gümrük kapısından geçerken yaşadığım ilginç bir olayı hatırladım..
Bolivya sınır kapısına araçlarla geldikten sonra belli bir yerden sonra yürüyerek Şili Gümrük kapısına ulaştık. Oradan yürüyerek geçerek Şili sınırında bizi bekleyen otobüslere gidip ülkeye giriş yapacaktık.

Bu sırada rehberimiz bize valizimizde olmaması gereken Çerez, yiyecek, tarım ürünleri , tohum vs. gibi her şeyi çıkarmamızı söyledi. Çünkü Şili bir tarım ülkesi olduğu için asla izin vermiyormuş ve bavul’dan çıkartıyormuş. Hatta önceden bir beyan kağıdı dağıtarak “bavulumda ülkenize zarar verecek hiçbir şey yoktur” şeklinde imzalıyor ya da varsa bunlar var diyerek beyan ediyorsunuz. Gümrük polisi de önce imzaladığınız beyana sonra bavulları açıp bakıyor ve duruma göre geçiş izni veriyor.  

Yalnız öncesinde bize köpekli bir aramadan geçirileceğimiz söylendi.

Avlu gibi bir alan düşünün. Etrafında oturmak için banklar var. Oraya oturduk. Bavullarımız da tren gibi yan yana sıralandı bekliyoruz. Derken gümrük polisi acaip tatlı cooker cinsi bir köpekle geldi. Köpek sırasıyla tüm bavulları koklamaya başladı. Yalnız biz heybetli bir kurt köpeği falan beklerken böyle bir şey görünce çok şaşırdık hatta ben köpeğe uzaktan laf bile atıyordum J))

Tabii gözüm köpekte olduğu için başka yere bakmıyorum.

Derken köpek kokladığı bavulları tekrar koklayarak sondan başa doğru geri döndü ve arada bir valizi koklayıp patisiyle öne doğru itip dışarı çıkardı. ! Polis de onu sevip tebrik etti ve yemesi için bir şey verdi. Köpek çok mutlu lakin ben orada bir eyvah oldum. Bu kimin valizi içinde ne var ne buldu diye arka arkaya sormaya başladım. Sonra rehberimiz bana köpeğin ikinci dönüşünde  polis tarafından belli etmeden oraya köpeğin bulması için kasıtlı yerleştirilen bir valiz olduğunu söyledi.”aaa niye öyle bir şey yapıyorlar” dedim. “Çünkü köpeğin aldığı eğitimi unutmaması için böyle yaptıklarını ve ödüllendirildiğini” söyledi.

Bu olay beni çok  derin  düşündürdü..

Aynen HAYAT gibi dedim kendi kendime.

Bize pozitif düşün, , kendine güven, istediğin her şeyi yapabilecek güçtesin, gücünü kullan ve  önce kendine inan, öğren, kendini keşfet diye tüm güzellikleri niyetimizle paralel verirken (aslında bunları kendimizin yarattığını anlatmaya çalışırken) araya aklımızda olmayan bir olumsuzluk yerleştiriyor ve neyi ne kadar öğrendiğimizi test ediyor sonra eğer öğrendiklerimizi unutmadıysak, olumsuz olarak nitelendirdiğimiz olayın nedenini ve bize verdiği mesajı çözebiliyorsak  bize bir ödül veriyor ve yola keyifle kendimizden emin tüm bildiklerimizi hatırlayarak yürümemizi sağlıyor..
Yaşanılan her olumsuz olay anlayabilen için olumlu bir olaya hizmet eder ve büyük farkındalıklar yaratır. Önemli olan olumlu tecrübelerimizin olumsuz tecrübelerimizi dönüştürebilmesi ve bize olumsuza teslim olmayı değil , Ondan pozitif ders almayı öğretmesidir.  

Havaalanında arkadaşlarla bunları konuşurken 2 saat rötar da umrumuzda olmadı. Bakın bu rötar bu sohbetleri sağladı ve daha fazla birlikte olarak her şeyin bir hayrı  ve nedeni var diyebildik. Hem kimbilir ? Belki de anlam veremediğimiz bu rötar bizi farklı şeylerden de korudu. Herşey mümkün. Bilmediğimiz geri planlarda kimbilir neler oluyor ve nasıl korunuyoruz değil mi ? ;)

 Ne mutlu bize ki, mukayese yapıp anlayabilecek bir beyne ve ruha sahibiz. Üstelik de kalbimiz sevgi dolu..

Hayat’ın sınavları gerçekte ne olduğumuzu ortaya çıkarmak için en güzel öğretilerdir. Tabii bu nasıl algıladığımız ile doğru orantılı. Dolayısıyla bakış açımızı değiştirmek de değişimin bir parçası..

O zaman,
Düşüncelerimizde ki  sınırları kontrollü ve dengeli bir şekilde kaldırarak, kendimizde fark ettiğimiz ve değişmesi gerektiğine inandığımız her şeyi bilinçli ve farkında olarak pozitif yönde değiştiriyor, Değişimi de sevgiyle kabul ediyoruz.
Ve de öyle OLdu çok şükür.

Alev Cedimağar




24 Aralık 2018 Pazartesi

BEN..

Ne kadar çok insan tanırsak o kadar çok BEN OLuyoruz. Ne kadar çok IŞIK RUH tanırsak o kadar çok Işıldıyoruz. Bunun sırrını keşfedince de ruhsal yükselişimiz hızlanıyor. Keşif farkındalığımızda, Farkındalık ise BİLGİ'de saklı ;) <3

Alev Cedimağar

18 Aralık 2018 Salı

2019'a Doğru..

Ertelemeyin ! Kararlı ve Cesur olun !
Yapmazsanız geriye sadece geç kalınmış bir BAŞLANGIÇ kalır.
Çünkü İlahi sistem eninde sonunda sizi kendi yöntemleriyle zorlayarak Başlangıç yoluna iter.
Bu yola girilmesi gerektiğini anlatan işaret de, en bunaldığınız, sıkıldığınız, kendinizi boğuluyor gibi hissedip, direnip acı çektiğiniz yerdir. İşte yeni Başlangıç yolu burasıdır.
Burada  Özgüven sınavı da yatar ve bu sınav 2019 yılının öğreteceği en önemli derslerden biridir.

Alev Cedimağar


17 Aralık 2018 Pazartesi

Eylemsiz Dua , Tedbirsiz Takdir'e benzer.

Tüm Güzel Dilekler, Konuşmalar, Düşünceler, Yazılar, Niyetler birer DUA'dır..
Tüm DUA'lar çok kuvvetli birer IŞIK'dır.
Tüm IŞIK enerjiler aynı Işık kanalda birleşir Bütüne yayılır ve var olan Karanlık enerjiyi zayıflatır.
Burada önemli olan hangi tarafa inanıp kuvvetlendirdiğinizdir.
Çünkü enerjiler mıknatıslı tel gibidir. Hangi tele dokunmayı tercih ederseniz ona çekilir ve tetiklersiniz.
Bu yüzden felaket yani karanlık tellere inanırsanız onu tetikler onu çekersiniz. Ya da tam aksi Işık telini kuvvetlendirmek için pozitif ve olumluda ve tabii eylemde kalarak onun kuvvetlenmesine hizmet edersiniz.
Hangi Tel'e dokunmak istiyorsunuz ?

Eğer oturduğumuz yerden Yazıp çizmekle, Dua, Beddua, sitem, şikayet veya Dilemek ümit etmek ile tüm işler hallolsaydı Şu an hepimiz evimiz de dertsiz tasasız misler gibi bir elimiz yağda bir elimiz Bal'da oturuyor olurduk.
Eğer alışkanlıkların, Sana öğretildiği için sorgulamadan körü körüne kabul ettiğin doğruların, bugün bulunduğun konumda seni mutlu etmiyorsa O zaman DEĞİŞİM vakti gelmiştir.
Doğrular sürekli Değişir ve bu öğrenme yolunda istikrarlı çıkışın işaretidir.
*Eylemsiz Dua , Tedbirsiz Takdir'e benzer.*

Alev Cedimağar


13 Aralık 2018 Perşembe

Hepimiz birer SONRADAN GÖRMEYİZ !



Sabah bir arkadaşım aradı. Birisine çok sinirlenmiş anlattı anlattı… Derken sözünü “Sonradan görme ne olacak ki işte !” diye bitirdi.

Bu son cümle de şöyle bir durdum.

“Tamam olaylar senin de düşünmen gereken ciddi dersler taşıyor bununla birlikte sonradan görme lafın bence çok uymadı çünkü hepimiz aslında sonradan görme insanlarız. ” dedim.

Şöyle bir durdu (bozulduğunu anladım)  “Ben sonradan görme değilim” dedi.

Bir gülesim geldi. Dedim şimdi iyice yanlış anlar kızdırmayayım direkt konuya gireyim J))  

“Sadece sen değil, hepimiz sonradan görmeyiz.  Neden ? Çünkü her şey değişiyor. Ailemizde görmediğimiz bilmediğimiz pek çok şeyi kullanıyoruz. En basitinden cep telefonu. Biz cep telefonu kullanmayı ailemizden mi öğrendik ? ya da bulaşık makinası ? Onlarda öyle bir şey yoktu. Sonradan çıktı gördük öğrendik. Ya da ailelerimiz havyar yiyen, şampanya içen insanlarmıydı. Tadını bilmezdik. Lakin iş hayatı şu bu derken bunları da öğrendik. Ya da belki de uçağa binmeyi, araba sahibi olmayı, ya da yurt dışına gidebilmeyi. Herkesin hayatında ailesinden görmediği sonradan görüp öğrendiği , kullandığı, yediği içtiği çok şey var. Bunlar çok doğal bir süreç. Teknoloji ile birlikte hayat vizyonumuz, ihtiyaçlarımız her şey değişiyor.  Dolayısıyla her şeyi sonradan görerek öğreniyoruz. Hatta dün avakado aldım ve alırken de ne ilginçtir aklıma bu meyveyi eskiden bilmezdik diye düşündüm. İşte en basitinden bu da benim  sonradan gördüğüm şeyler içinde..
Burada önemli olan sonradan görmek değil. Adı her ne olursa olsun onu hayatının doğal bir süreci olarak kabul edebilmek yani hazmedebilmek ve keyif alarak yaşayabilmek.

Bazı kişiler hazmedemez gözünde çok büyütür ve kendisine ulaşılmaz gelen bir şeye sahip olduğu için “onu aldım, bunu yedim, şuraya gittim” vs. şeklinde sürekli anlatma ihtiyacı duyar.  Olabilir. Bu da bizi ilgilendirmez ki. Bu onun süreci. Böyle durumlarda gülümserim ve içimden gerçekten mutlu olurum. Çünkü karşımdaki o kadar mutlu olmuş ve yaptığı, yaşadığı şey ona o kadar inanılmaz gelmiş ki sürekli anlatıyor. Elbette onun da bir hazmetme yani anlatmaya ihtiyaç bile duymayıp onu hayatının doğal parçası haline getirme süreci var. Bu duyguyu doya doya yaşayıp anlatmaktan sıkıldıktan sonra.. Kimbilir belki de bir süre insanların umursamadığını, kendi için olağanüstü olan şeylerin pek çok insan için sıradan olduğunu gördükten sonra J)) Tabii bu diğer insanlar için de bir sınav. Onları da kendisiyle yüzleştirip eğer sinirleniyorlarsa, niye bu kadar sinirlendiğini sorgulatmış olacak ;) Yani benim bakış açım bu. 

Mesela sürekli arabasını anlatan birine ben de aynı coşkuyla katılıp ileride daha iyilerini alıp kullanmasını dilerim yani beni hiç rahatsız etmez böyle şeyler. Sürekli anlatan ve bir türlü hazmedemeyen varsa da bu onun bilinç düzeyi ve onun sorunu banane beni de hiç ilgilendirmez derim. Ayrıca öyle biriyle de bana sürekli onu bunu anlattığı için değil, o bilince sahip olduğu,  dolayısıyla da aynı kısır döngü de kaldığı için aynı bakış açısı ve konuları konuşup paylaşamadığımız için görüşmüyorumdur yani temel nokta onun bana sürekli bir şeylerle ilgili övünmesi anlatması vs değil kendini ruhen ve beynen yetiştirememesi konuşacak bir şey bulamıyor olmamdan dolayı olmuştur :)))  İstersen bir de bu açıdan düşün ” dedim.

Yine bir  durdu.

“Bu açıdan bakınca şimdi kendimi eleştiriyorum. O zaman ben onu hazmedemiyorum kendimle yarıştırıyorum ve kendimi kötü hissediyorum değil mi ?” dedi.

“Evet galiba... Ve bu duyguların içine belki de itiraf edemediğin kıskançlık duygusu da giriyor.”

“Galiba kıskanmışım Alev.” Dedi..

“Öyle görünüyor” dedim. “Yoksa bu kadar seni sinirlendirmezdi”

“Bana çok iyi geldin şu an gözümden bir perde kalktı” dedi.

“Bunu fark etmiş olman bile çok önemli bir farkındalık noktası” dedim.

 Birbirimize sevgilerimizi tekrarlayarak telefonu kapattık..

Kıssadan hisse misali hepimize bol bol sonradan görme günler olsun ve keyifle, sağlıcakla ve hazmederek daha da iyisine güzeline ulaşarak yaşayalım. çünkü bir duygunun enerjisini dengeleyip kendinizle bütünleştirdiğinizde daima bir basamak yukarı çıkarsınız ve bu çıkış hiç durmaz  ;)
Alev Cedimağar






10 Aralık 2018 Pazartesi

Negatif bir olayı pozitife çevirmek..

İçinde öfke, nefret ve kızgınlık gibi olumsuz duygular taşıdığımız olaylar ve kişiler ile ilgili beklentilerimizin pozitif yönde lehimize sonuçlanmasını ve bizi mutlu etmesini bekleyemeyiz. Çünkü bir kez aradaki enerji akışı negatife dönmüştür bile 
Ne düşünürsek direkt olarak bu aradaki negatif akışa eklemeye başlarız. Dolayısıyla mevcut durum daha da sertleşmeye başlar.
Bu yüzden önce olaya ve kişiye karşı olan yaklaşımımızı sevgiye dönüştürmemiz gerekir ki aradaki negatif enerji akışı zayıflamaya ve yerine pozitif akış almaya başlasın.
Peki Nasıl olacak ?
O kişinin de aynı kendiniz gibi bu Dünya denilen Tiyatro Sahnesinde kendi rolünü oynadığını, kendi bilinç düzeyini ve kendi doğrusunu yansıttığını ve bize yaklaşımıyla da ne anlatmak istediğini, ne düşündüğünü, bizde de hangi önemli noktaya basararak törpülememiz ve değiştirmemiz gerektiğini öğretir. Biz de ona empatik ve çözümsel pozitif ifade şeklimiz ve duruşumuzla düşünme fırsatı veririz. Ayrıca çok yönlü düşünmek demek o kişinin belki de sizinle değil kendisiyle kavgası olduğunu da fark edebilmek demektir 
Bazen karşı taraf anlamaz. Bu da onun bilinç düzeyi ile ilgilidir. Bu durumda da "Ben Haklıyım" diye diretmek yerine, DENGE yani Akıl-mantık-Kalp(his) bütünü olan bir yaklaşım içinde duygulara mantığı da ekleyerek dik ve rahat bir duruş ile yine çözümsel yaklaşmak önemlidir.
Her şeyin bir çözümü mutlaka vardır ve bunu bulabilmek de bizim sınavımızdır  
Alev Cedimağar


1 Aralık 2018 Cumartesi

Tesadüf mü ? Tabii ki HAYIR ! ;)

Mucizeler yaşamak için önce kendimize inanmayı öğrenmemiz gerek.. Çünkü asıl Mucize kendimiziz ve daima kendimizde olanı çekeriz 
Şu an TLC kanal'da "Yiyecek Fabrikası" adlı programı seyrediyorum. Daha önce yazmıştım. Sürekli seyrettiğim bir program ve donmuş yemekler dahil olmak üzere tüm yiyeceklerin fabrikasyon olarak nasıl yapıldığını anlatıyor.
Biraz önce Amerika'da çok meşhur olan bir arjantin yemek sosunun fabrikasına gidildi. Fabrikanın sahibi de bir karı koca. Fabrikayı tanıtmadan önce Erkek bu fabrikayı nasıl kurduğunu anlattı.
Hikaye şöyle ;
"Bir sos fabrikası kurmak istiyordum aslında fabrika bile değil belki bir atölye ve Arjantin soslarını da çok seviyordum. Bu işe o kadar "inanmıştım" ki, daha ortada hiçbir şey yokken kendime kartvizit bile bastırmıştım. Sonra bu sevdiğim sosları araştırmak için Arjantin'e gittim. Uzun bir seyahat oldu ve istediğim gibi bir bağlantı yapamadım elim boş geri döndüm. Hava alanında giderken bavulunu kaybetmiş koşturan bir kız dikkatimi çekti ve bir şekilde tanıştım. bu kız arjantinli çıktı ve şimdi de benim eşim  Bu fabrikayı küçükten başlayıp birlikte kurduk ve gizli sos tariflerimizle de yılda 1 milyon'a yakın şişe sos ile piyasadayız"
diyerek kısaca hayat hikayesini anlatıverdi 
bir şeyi yapmak istiyorsanız önce yapmak istediğiniz şeye inanmanız gerek, sonra da yapmayı istemeniz.. En son hamle harekete geçmektir. Gerisi zaten sizin iyi niyet enerjinizle çektiğiniz ve adına "Mucize" dediğiniz bazen de "tesadüf" diye adlandırdığınız aslında anahtarı kendinizde olan Bereket, Aşk, Sağlık, huzur ve mutluluk yollarıdır.
Kıssadan hisse misali herkese kocaman bir IŞIK OLması dileğimle 
Alev Cedimağar
Ruhsal Denge ve Farkındalık Rehberi