18 Eylül 2017 Pazartesi

Ben Kimmişim ne yaparmışım ;)

Sevgili Arkadaşlarım. AN itibariyle binlerce kişiyiz. Hatta tüm sayfalarımı da hesaba katarsak 32.000'ni geçen takipçilerim ve arkadaşlarım var. Hepinize ayrı ayrı çok teşekkür ediyorum. Naçizane Ruhunuzda bir Işık yakarak aydınlanmanıza ve aydınlatmanıza vesile oluyorsam ne mutlu bana..
Tabii bu arada beni yazılarımla bilen lakin tam olarak ne yaptığımı bilmeyen çok kişi olduğunu da zaman zaman gelen özel mesajlardan anlıyorum. O yüzden bilen bilmeyen herkes için yine bir hatırlatma yapmak istedim.

O zaman bakalım BEN KİMMİŞİM ne yaparmışım :)))

1971 yılında İstanbul’da doğdum. Trakya Üniversitesi İşletme bölümünü bitirdikten sonra kurumsal firmalarda proje yönetmenliği, iş geliştirme koordinatörlüğü, business manager’lık gibi çeşitli görevlerde bulundum.
Çocukluğum doğaüstü ve mistik OLarak tarif edebileceğim deneyimlerle geçti. Hayatımın her döneminde varoluşun farkında OLarak, ruhsallığı ve dünyevi hayatı dengede yaşadım. Çocukluğumun ve dolayısıyla tüm hayatımın bana göre en farklı yönü sorgulamaktan asla çekinmeyen, cesaretli bir yanım OLmasıydı.
Cesaretimi kırmak, sormamın ve sorgulamamın önünü kesmek ve beni eski düşüncelerle sınırlamak isteyen “günah, ayıp, cehennem, ateş” gibi kavramları hiç umursamadım. Kendimi bildiğimden beri Yaradan’dan hiç korkmadım. Çünkü Allah benim için daima tarifsiz, sonsuz bir sevgi ve AŞK’ın ta kendisidir.
Çocukluğumdan itibaren öğrenmeye, okumaya karşı sonsuz bir merakım vardı. Değişmeyen tek duam, “Daha fazla öğrenmek istiyorum. Neler olduğunu anlamak istiyorum” oldu. Ve öyle de OLdu. OLmaya da devam ediyor, yüce Yaradan’a şükürler OLsun.
İlahi planın benimle ilgili yaptığı düzenlemeler sonucu var OLan yeteneklerimi bütünün hayrına kullanmam ve bununla ilgili hayatımı devam ettirmem gerektiği yönündeki tüm işaretleri ve mesajları görmeyi seçtim ve profesyonel iş hayatımı bıraktım. “Şifacı Rehber” OLarak kimliğimi ve yeteneklerimi kendimin ve bütünün en yüksek hayrına açtım.
Reiki dahil, duyulmuş, duyulmamış pek çok enerji sistemini merak ederek öğrendim. Sonrasında ise sorgulamaya başladım:
Bu enerjileri kim göndermiş?
Hangi boyut varlıklar vermiş?
Tabii en önemlisi de neden çoğu kimse Yaradan’ın gücünden yaratıldığımızı anlatmak ve kendimizi keşfetmemiz için “Bu şifa sizin içinizde var” demek yerine enerjiyle, sembollerle ve ritüellerle kendilerine bağlamaya çalışmış?
Bunları sorgulamaya başladığımda içsel OLarak tüm sistemleri reddettim.

Bu sorgulama süreci kendimi keşfetmemde çok önemli bir adım OLdu. Böylelikle çocukluğumdan beri yaşadığım her şey yerine oturdu ve sadece Yaradan’ın sonsuz kaynağına bağlanarak, ruhsal kaynak enerjisini kendime mahsus tekniklerle etkin bir şekilde aktarmayı öğrendim.

Nitekim danışanlarıma, üzerinde taşıdıkları tüm negatif enerjiler dahil OLmak üzere komple bir temizlik yaptıktan sonra artık ne bana ne de bir başkasına ihtiyaçları olduğunu, sadece kendi saf ışık enerjilerini direkt Yaradan’a yani kaynağa bağlanarak kullanmalarını mutlaka söyler ve bunu nasıl yapacaklarını öğretirim.
Şifacı OLarak çalışmalarımı; ruhsal dünya ile iletişim kurmamızı (yükselmemizi, bilinçlenmemizi, farkındalık, durugörü, duru işiti, vs.) sağlayan en etkili on beş enerji merkezi üzerinde şifa çalışmaları yaparak blokajları ve geçmişe ait bağları temizlemek ve açmak, eterik bedeni onarmak ve şifalandırmak, bedeni tarayarak fiziksel hastalıkları tespit etmek ve psikolojik rahatsızlıkların kaynağına inerek şifalandırma çalışmaları yapmak, geçmiş yaşamlardan gelen karmaların bilinçli OLarak temizlenmesine yardımcı OLmak ve bu dünyadaki tekamül sürecinde ortaya çıkan karmaların temizlenmesini sağlamak, yaratıcılık gücümüzü kullanmayı öğretmek, kişinin farkındalığını arttırmaya yönelik enerji aktarımlarında bulunmak, kişinin akaşa kayıtlarından onun ihtiyacı OLan bilgileri alarak ruhsal rehberlik yapmak ve ayrıca kanser, panikatak, astım, migren gibi tüm fiziki hastalıkları da tıbbi tedavilerini destekleyerek ya da tıbbi tedaviden bağımsız şifalandırmak şeklinde özetleyebilirim. Nitekim yaptığım çalışmalardan sonra da tıbbi tetkiklerde mevcut hastalığın gerilediği veya yok olduğu da rahatlıkla tespit edilmektedir.

Aslında tüm bu çalışmalar denge ile ilgilidir.

Şifa; ruhsal, eterik ve fiziki bedenin enerjilerini dengelemekten ibarettir.

Bunların haricinde Ankara, İzmir ve İstanbul’da düzenli OLarak Bilgi Akışı seminerleri vermeye, atölye çalışmaları yapmaya ve gerek blog sayfamdan gerekse Facebook üzerindeki sayfa ve gruplarımdan düzenli OLarak yazılarımı da yayınlamaya devam ediyorum.
Hak yolunda ışığın ve sevginin çatısı altında, hakkıyla bu yolda çalışan herkesin yolu ışık ve bütünün hayrına şifa OLsun.
Ve de öyle OLdu çok şükür.




17 Eylül 2017 Pazar

YENİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI TÜM ÇOCUKLARA IŞIK, SEVGİ, BAŞARI OLSUN VE GÜNAH KEÇİSİ ARAMADAN YÜRÜMEYİ ÖĞRENSİNLER ;)


 YENİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM YILI TÜM ÇOCUKLARA IŞIK, SEVGİ, BAŞARI OLSUN VE GÜNAH KEÇİSİ ARAMADAN YÜRÜMEYİ ÖĞRENİN \ ÖĞRETİN 
Geçen sene Çınarcık’da komşumuzun kızı bana oturmaya geldi lakin morali pek bozuktu.
“Ne oldu” diye sorduğumda,
“Alev Abla seneye üniversite sınavları var ve ailemin durumunu da biliyorsun. Ne dersaneye gidebiliyorum ne de ders alabiliyorum. Nasıl kazanacağımı bilmiyorum.” Dedi..
“Seni çok çok iyi anlıyorum” diyerek ona kıssadan hisse misali kendi hikayemi anlattım..
“Senin yaşlarında ben de üniversite sınavlarına hazırlanmam gereken dönemde dersaneye gitmedim yani gidemedim. Çünkü babam devlet memuruydu ve aldığı maaş belliydi. O yüzden ona beni dersaneye gönderirmisin diye bile sormadım. Çünkü yapamayacağı için bu soru onu kahrederdi biliyordum. “Üniversiteye gitmek istiyorum ve kazanacağım” sadece buna odaklandım. Tabii o zamanlar üniversiteye hazırlık kitapları da çok pahalıydı ve öyle birkaç tane kitap aldırmak da babamı etkileyebilir diye düşünerek, komşularımdan tanıdıklarımdan üniversiteyi kazanmış kim varsa gidip onların üniversiteye hazırlık tüm kitaplarını ve notlarını aldım. Sadece kendime güvendim ve asla bahaneler yaratmadım. Herkes dersaneye gidebilir ben de gitmeden kazanırım bu güce ve akla sahibim diyerek azimle çalıştım.. En önemlisi de kendime çalışmak için illa bir saat sınırı ya da gün koymadım. İçimden nasıl geliyorsa öyle çalıştım. Bazen isteyerek ve büyük hevesle 1 saat çalışırdım bazen ise sabahdan akşama kadar aynı şevk ve azimle tüm hafta sonu çalışırdım. Yani kendimi sıkmadım ve kendimde gerginlik yaratmadım. O yüzden her çalıştığımı da anlıyordum. Bazen bilmediğim yapamadığım sorular çıkıyordu. Onları da ya okulda ki öğretmenlerime ya da dersaneye giden arkadaşlarıma yazıp, oradaki öğretmenlerine sorsunlar diye veriyordum. Onlardan da çözümü öyle alıyordum. Velhasıl üniversiteyi kazandım. Dediğim gibi sadece kendime güvendim ve yapacağıma inandım. Yani her şey sende başlıyor. Eğer gerçekten üniversite de okumak istiyorsan bahaneler üretmeyi bir kenara bırakıp sadece kendine güvenerek ve azimle çözüme odaklanıp çalışarak kazanırsın ” dedim.
“Ya bana çok iyi geldin Alev Abla” diyerek gitti )
Bu sene arkadaşımla otururken kapı çaldı. Bir baktım komşu kızımız gelmiş.
“Alev abla sana hem müjdeyi vermek hem de teşekkür etmek istedim” dedi.
“Hayırdır” dedim.
“Ben Marmara Üniversitesi Ekonometri bölümünü kazandım çok mutluyum ve senin payın büyük. Tüm kış boyunca seninle konuştuklarımız hep aklımdaydı. Çok sağol” dedi.
Vallahi sevinçten ağlayacaktım. O kadar mutlu oldum ki.. Yanımdaki arkadaşım da çok duygulandı hep birlikte inanılmaz duygulu anlar yaşadık..
O gittikten sonra arkadaşıma “işte” dedim. “Böyle akıllı çocukları seviyorum. Boşver de diyebilirdi.. Aman Alev abla laf salatası yapıyor, bunlar hikaye gibi düşünceler de üretebilir ve Kendini iyice çıkmaza da sokabilirdi. Lakin yapmadı. Gayet akıllıca dinledi ve UYGULADI !!! “Darısı tüm çocukların başına olsun hepsi mutlu olsun “ dedim..
Velhasıl çocuklar ve tabii ki Aileler, Lütfen kendinize güvenin, çocuklarınızı doğru yönlendirin ve onun hayatı boyunca günah keçisi arayarak birilerini, bir şeyleri suçlayarak yaşayamayacağını, çünkü aslında günah keçisi olmadığını her şeyin kendilerinde başlayıp bittiğini lütfen anlatın, anlayın.. Hayatta en önemli kelime İSTEMEK’dir. Bir kişi inanarak niyetine girdiyse ve isteyerek, hedefliyorsa YAPAR. Eğer istemiyorsa yapamaz. Hangi yaşta okulda,işte, eğitimde olursanız olun farketmez Formul bu kadar basittir !
Lütfen kendinizi iyi yetiştirin. Adalet, Vicdan, BİRLİK, Empati, Akıl ve Mantık duygularınızı kuvvetlendirdiğiniz zaman zaten sevgi zincirine otomatik olarak girersiniz ve tüm yollarını ışıl ışıl açılır.
Bizler Dünyanın geleceği ve Tüm Ruhsal Tekamül çıkışlarının, pozitif yönde gelişip değişmesi için Sizlere güveniyoruz. Çünkü bu Dünya’dan ayrılırken IŞIK ve SEVGİ bayraklarını size teslim edeceğiz 
Tüm IŞIK çocuklara yeni eğitim ve öğretim hayatlarında başarılar diliyorum ve daima önce kendilerine güvenmelerini, azmetmelerini, inanmalarını ve harekete geçerek hedeflerini tam 12’den vurmalarını canı yürekten diliyorum.
Bazen olmayabilir lakin O da hemen anlamasanızda mutlaka niyetinize ve tekamülünüze hizmet ediyor ve "O zaman bu yoldan git" diyerek sizi yönlendiriyordur. Gözünüzü yoldan ayırmayın ve şükürle yürümeye devam edin 👐
En önemlisi de daima Hatırlayın ki, Çok ama çok seviliyorsunuz…
Alev Cedimağar
Ruhsal Denge ve Farkındalık Rehberi

MEVCUT ENERJİ’DE SON DURUMLAR



Tutulmalardan sonraki enerji etkileri ile ilgili yazdığım bilgilere ek olarak şu an ki değişimleri de hemen yazayım arkadaşlar <3

Bu günlerde boyun, omuz, kol ağrılarınız sıkça görünebilir. Mevcut bir rahatsızlığınız varsa da atak yapabilir. Çünkü “Direnme ve yapman gerekeni yap, İnatlaşma uzlaş, Herşeyi yüklenme ve sorumlulukları dağıt, Gururunu Dengele, Kibrini dönüştür” gibi pek çok mesaj ile birlikte tabiri caizse “Boyun eğ ve kabul et bu da senin Yaradana Teslimiyet ile Kendinle buluşma sınavın” mesajları farklı şekillerde yağıyor.

Kulaklarda çınlama zaten her değişen enerjide daima olan bir şeydir. Bir çeşit yeni enerjiye uyumlanma şeklidir. O yüzden zaman zaman böyle şeyler yaşıyorsanız (kronik bir rahatsızlığınız yoksa) rahat olun ve TÜM POZİTİF ENERJİYİ VE DEĞİŞİMİ SEVGİYLE KABUL EDİYORUM diyerek bırakın enerji bedeninizde ruhunuzda aksın.. Tabii bununla birlikte hafif baş dönmeleri, anlık zaman kayıpları ya da sıçramaları da (dejavu gibi) olabilir. Herşey normal ve her şey olması gerektiği gibi ;)
Halen her türlü (Yaşam, Ruhsal, Davranış gibi) Değişim için direnenler varsa muhtemelen en çok etkilenenler onlar olabilir.

Bunun haricinde kafa karışıklığı öyle mi yapsam böyle mi yapsam durumları hafifledi yani direkt çözüme odaklanarak zaten her halukarda bunu çok rahat dengeleyebilirsiniz. İçinize sinen, hem kalbinize, hem aklınıza hem de mantığınıza uyan doğru karardır. Zaten “şöyle yapayım” dediğinizde içinizde karıncalanma, tereddüt, endişe olmuyor ve bir huzur kaplıyorsa bu doğru karardır. (yani sizin doğrunuz) İçsel onaylamalar da böyle gelir. Tabii içsel olarak kendini dinleyenler için. Bu da ne anlama geliyor ? Kendinizle baş başa kalıp ruhunuzla iletişim kurma, ona “Ben ne yapıyorum ? Ne istiyorum ? Mutlumuyum ? öyle mi yapmalıyım ? Böyle mi olmalı?” şeklinde sorular sorarak yüksek benliğinizden (kendinizden) gelen cevapları duymayı öğrenme zamanınız gelmiştir ;)

Ayrıca taaa 2017 yılına girerken yılbaşı yazımda belirttiğim gibi bu sene BİR senesi yani Başlangıç. Bu sene yaptığımız işler, değişimler, ataklar, yani her türlü geçişler, hayatımızda, kendimizde, işlerimizde, ilişkilerimizde, yaptığımız tüm radikal değişiklikler önümüzdeki yılları ciddi etkileyecek. O yüzden ektiğiniz tohumlara dikkat edin demiştim. Yaptığımız her işi de destekleyen enerjiyi arkamıza alarak kalan 3 ay’ı da değerlendirelim ve ertelenen her işi (çivi çakmak dahi olsa) bitirelim. Bu arada enerjiler bizi her zaman destekliyor yani avatar gibi istediğimiz gibi kullanabiliriz. ;) Sadece bu senenin en belirgin özelliği olduğu için destekleyen enerji sözünü vurguladım.

Bu arada ruh halinizi otokontrol’de tutarak Denge’de kalmaya ayrı bir özen göstermenizi tavsiye ederim. Depresyon ilaçlarından uzak durmanızı ve her şeyi duru açık bir zihinle bilinçli çözmenizi tavsiye ederim. Zaten nereye kadar ilaç kullanır ki bir insan ? Eninde sonunda gerçeklerle yüzleşmek ve onu çözmek durumunda. İlaçlar sadece süreci uzatır. Belki sakinleştirir lakin bu kez de düşünme yetisini kaybettirmeye ve onun bunun fikrine, desteğine ihtiyaç duyma eğilimi gösterilmesine neden olur. O yüzden sakinleşmek için ilaç yerine ormanlık, deniz kenarı gibi yerlerde kendinizle baş başa sakin kalmaya, toprakla uğraşmaya, renklerle ilgili bir hobi edinmeye (boyama, seramik, cam boya, tablo vs. ) çalışırsanız zaten rahatlayan enerjinizle birlikte çözümlerin de aktığını ve akan enerjiyi de fark ettiğinizi görürsünüz <3

Toplumsal olarak ise baktığımızda kesinlikle ve kesinlikle artık BİRLİK ve BİRLİKTE OLmak için tüm işaretler de kafamıza gümbür gümbür iniyor  Tabii yine bilinç düzeylerine ve işaretleri okuyabilenler için. Nitekim şurası da bir gerçek ki bunu anlayan bilinç düzeyi de çok fazla ve farkında çok şükür <3
Benden şimdilik Enerji Gurmeliği bu kadar ;)

Hepimize Şifa, Farkındalık, Enerjik, Denge’de, Kontrollü, Güçlü, Sevgi ve Işık dolu muhteşem günler OLsun.

Ve de öyle OLdu çok şükür <3

Alev Cedimağar
Ruhsal Denge ve Farkındalık Rehberi


12 Eylül 2017 Salı

Tekamül Yolu..


Her insanın kendine ait tekamülü olduğu gibi her Ülkenin'de kendine ait bir Tekamülü vardır.
İnsanlar kendi tekamülünü kendi kişisel düşünce ve çabalarıyla yaşarlar, değiştirirler ve ruhsal gelişimlerini tamamlarlar.
Ülke tekamülünde ise,  insanların aynı odak noktada yani ülke ve Toplum Bütünlüğü için birleşip güç birliği yapması şarttır.
Bu anlamda insanların doğduğu veya yaşamak için seçtiği ülkeler de ruhsal plan dahilinde aynen OLması gerektiği gibidir.
Nitekim kişisel olarak ruhsal tekamülünde çıkış yapanlar BİRLİK konusunda da bir araya da gelmeye başlar. İşte bu BEN OLup BİZ OLma noktasına ulaşmaktır. Zaten BİZ OLmayı başaranlar da. BİRLİK yolunda ilerleyerek BİR bilincine ulaşır.
Ülkemiz uzun bir süredir sert virajlardan geçiyor. Son zamanlarda ki gözlemlerim bu virajların iyice sertleştiğini gösteriyor. Bunun anlamı ise "Artık yaşadığın ülkene sahip çık, kendinle birlikte Ülkenin tekamülünüde pozitif yönde değiştir" mesajıdır.
Farkındaysanız tüm Dünya ülkeleri farklı olaylarla aynı süreçden geçmektedir. Çünkü bu Dünya'nın boyutsal çıkış hareketlerinden biridir.
"Sen, Ben, O" demeden BİRLİK OLup ülkemizin tekamülünü Işığını, Laik, Demokratik Bütünlüğünü ve en önemlisi de herkes için aynı OLması gereken "Özgürlüğe" sahip çıkmamamız gerekmektedir.
Bunun tek yoluda kendi ülkemiz için ATATÜRK'ün ilke ve inkilaplarının yolundan giderek onun Işığını sonsuza kadar koruyup takip etmek ile OLur.
Çünkü Atatürk Evrensel ve BİR enerjisini Sevgiyle yansıtan TEK liderdir.
Eylem OLmazsa düşünce suya yazılmış sözler gibi kalır.

SEVGİ, IŞIK, FARKINDALIK, GÜÇ, CESARET, BARIŞ, HUZUR OLması ve BİZİ BİRLİK Bilincine taşıması dileklerimle.👐

Ve de öyle OLdu çok şükür 👐

Alev Cedimağar
Ruhsal Denge ve Farkındalık Rehberi

11 Eylül 2017 Pazartesi

Doğru bildiğimiz YANLIŞ'lara bu kez farkı bir örnek ;)

Arkadaşlar biraz önce Discovery Kanal da Bakteriler ile ilgili bir belgesel seyrederken, Yıllar önce okuduğum "Bilimsel" bir bilgiyi doğrulayarak yine çağrışım yaptı unutmadan hemen yazayım :D

Hani sabahları kalkınca hemen yatak yaparız ya (ben o yazıdan sonra hiç yapmadım aman ne rahatlık oldu. Zaten sabah sabah sıkılırdım ve bazen de yapmadan çıkardım "Kör istedi bir göz Allah verdi 2 göz" misali oldu :D :D :D ) işte o hemen yatağı kapatıp düzeltme aslında yanlış bir adetmiş ;)
Çünkü tüm gece boyunca bedenin döküntüleri, yatağın yorganın bir çeşit bakterileri (tam olarak ne deniyordu hatırlayamadım) birbirine karıştığı için farklı bir bakteri çeşiti oluştururmuş. Yataktan kalkar kalkmaz yatak yapılınca üstü kapatıldığı için de bunlar kendi aralarında kanka olurmuş :D ve zararlı bakteriler grubuna girerek özellikle hassas bünyeler astım, alerji başta olmak üzere bazı cilt rahatsızlıklarına sebep olurmuş.
Bu yüzden yatağın en az 2 - 3 saat açık kalıp havalanması şartmış. Hatta imkan varsa hergün silkelenmesi gerekirmiş.
Ne kadar çok doğru bildiğimiz yanlış var değil mi ?
Bu bana "Anız yakmayı" hatırlattı. Yıllarca köylüler yabani otlarını her şeyi toprak da yakıp toprağın verimini, canlıları tüm doğallığını öldürüyorlardı. (Çünkü "birileri" öyle öğretmişti !! ) Oysa ki Anızların toprağa karıştırılması gerektiğini de artık öğrenmiş olduk (yani genelimiz öğrendi diyelim çünkü halen Anız yakanları görüyorum)
Velhasıl,
Tüm Doğrular değişiyor buna Ruhsal bilgiler de dahil.
Tabii Değişimi kabul etmek için önce yine Kendimizin Değişmesi gerek ;)
DEĞİŞİMİ VE TÜM POZİTİF ENERJİYİ SEVGİYLE KABUL EDEREK HAYATIN İÇİNDE ÖĞRENEREK VE KEYİFLE YENİ AYDINLIK YOLLARA DOĞRU "BİRLİKTE" YÜRÜYORUZ ÇOK ŞÜKÜR 🙏 <3
Ve de öyle OLdu çok şükür..
Alev Cedimağar
Ruhsal Denge ve Farkındalık Rehberi