6 Ocak 2017 Cuma

Korktuğun başına neden gelir ?

Bir şeyden korkmak, "Hoşgeldin , Ben de seni bekliyordum" demektir.
Korku korkulan şeye hayat verir enerjisini kuvvetlendirir. Bu yüzden "Korktuğum başıma geldi" denir..
Oysa ki Korkunun sebebi bilgisizlik ve cesaretsizliktir.
Cesareti olan sorar, sorgular, harekete geçer ve Aydınlatarak Cesurca yürümeye devam eder..
Dünya'ya gelişimiz nasıl tesadüf değilse, Dünya'dan ayrılışımız yani Ölümümüz de Tesadüf ya da kaza eseri değildir.
Herşey Ruhsal Plan dahilinde belli süreçlerdir.
Tüm Ölümler, Gerek Toplumsal gerekse yakın ilişkideki kişiler için bireysel olarak, bilinçlenme ve farkındalık yolunda büyük sınavlardır.
2017 Yükseliş Döneminin BİRLİK , BERABERLİK , BÜTÜNSELLİK Sınavını bize öğretmeye çoktan başladı..
Yüce Yaradan hepimize bu sınavları anlayabilme ve geçme farkındalığı versin ve Hepimizin ruhunu aydınlatsın.
Ruhu aydınlananın çevresi de aydınlanır.
Bu yüzden herşey BEN ile başlar BİZ ile bütünleşir ve BİR OLur.
Ve de öyle OLdu çok şükür..
Alev Cedimağar
Şifacı Rehber

Korkabilirsiniz çok normal. Fakat... ?

Arkadaşlar,

Korkmak çok insani bir duygudur. Aynen kızmak, sinirlenmek, öfkelenmek, acıkmak, mutlu olmak, gülmek, ağlamak, EGO vs gibi.. Zaten tüm bu duygulardan dolayı İNSANIZ ! Bunları yaşamasak zaten Dünya’da ne işimiz var ki ? Bu duyguların olmadığı tek yer KAYNAK yani tabiri caizse “Öteki Dünya” ;)
Hiçbiri yok edilemez. Yani ben böyle şeyler hissetmemeliyim diye kendinizle savaştıkça daha fazla gerilime yol açarsınız ve o enerjiyi kendinizde sıkıştırırsınız . Sonra da engellemek istediğiniz tüm duyguları eskisinden daha fazla yaşamaya başladığınızı fark edersiniz.
Herşey gibi KORKU’nun da DENGELENMESİ çok önemlidir.
Yani Korku duygusunu elbette hissedeceksiniz. Lakin onun sizi ele geçirmesine ve hayatınızı kabusa çevirmesine asla izin vermemeniz gerek.
Böyle durumlarda “Evet korktum, ya da korkuyorum. Kabul ediyorum” dediğinizde zaten o duygunun enerjisi rahatlar. 2. Adım ise “ Korkunun bana faydası yok. Sadece hayatımı olumsuz yönde etkileyip beni sınırlıyor. CESUR Olmam ve korktuğum şeyin üzerine gitmem lazım. Atalarımızın dediği gibi “Korkunun ecele faydası olmaz”  o zaman anlamsız bir duygu içinde kıvranmak yerine benim hayatım boyunca prensibim olan “Olacağı varsa olur. Alt tarafı ölürüm ama en azından cesur ve kendimden mutlu ölürüm”  şeklinde kendinizle konuşarak onu zayıflatabilirsiniz. Bir de arkadaşlarım bilir. En çok kullandığım diğer bir cümle de “Ateş olsa cümrü kadar yer yakar. Ben daha Güçlüyüm” derim daima J
Tabii bir de durumun ruhsal tarafı var. Yani Korku Eterik alanınızı zayıflatıp titreşiminizi düşürdüğü için Korku ile beslenen pek çok varlığa hoş geldin diyerek kapı açmış olursunuz. O zaman da gece kabusları, karabasanlar, evin içinde karanlık bazı şeylerin görülmesi gibi pek çok durum yaşarsınız. Buralara hiç takılmayın sadece küçük bir bilgi olarak verdim. Yani korkunun zannettiğiniz kadar önemsiz bir şey olmadığını olayın başka boyutları olduğunu da gösterebilmek için.
SİZ SADECE CESUR OLUN, KENDİNİZE GÜVENİN, KAİNATTA YARATILMIŞ OLAN EN MUHTEŞEM EN GÜÇLÜ VARLIKLAR OLDUĞUMUZU KENDİNİZE SIK SIK HATIRLATIN  VE BUNU KULLANIN LÜTFEN ;)

Ve de öyle OLdu çok şükür <3

Alev Cedimağar   
Şifacı Rehber


5 Ocak 2017 Perşembe

Kırıntı Avuntular için Kendinizi Yoldurtmayın..

Bu sabah bir danışanımla terapi’de konuşurken mevcut yaşadığı durum bana “Stalinin Tavuğu” hikayesini  hatırlattı.   

Bireysel olarak düşündüğümüzde, Bazı insanlar aslında kendilerinde ki Güzelliği, Sonsuz Gücü, Sevgiyi , Cesareti ve tüm Muhteşemliklerini fark edemediklerinden dolayı, sevgi , ilgi , şefkat kırıntıları veya maddi imkanlar için kendisine yapılan tüm olumsuzlukları (şiddet, Hakaret, Aşağılanma vs.)  kabul eder. Ve kabul ettikleri her olumsuzluk daha fazla büyüyerek devam eder. Sonuçta ise ruhsal mutsuzluk ve dolayısıyla da fiziksel rahatsızlıklar kaçınılmaz olur. Oysa ki kendine güvense ve öncelikle “Bana bunları neden yapıyorsun ?” , “Benimle mutlu değilsen o zaman konuşalım çünkü bu şekilde yaşamak (Ya da çalışmak), beni de, seni de mutsuz ediyor. Beni gerçekten seviyorsan o zaman üzülmeme izin vermezsin, Ben de artık bunları yaşamak istemiyorum ve mutlu olmak istiyorum.. “ gibi duruma uygun bir konuşma yaparak eyleme geçebilse  aslında ruhsal çıkışını muazzam gerçekleştirerek karşısındaki kişiye de farkındalık yaratmış olur. Belki karşısındaki kişinin de rolünün değişme zamanı geldi ve karşılıklı olarak hizmetlerini birbirlerine dokunarak bu şekilde yapmaları gerek. . Yani biri Muhteşem Ruhsal varlığını keşfederek gidişata Dur derken  diğerine de kendisiyle yüzleşme ve “Ben ne yapıyorum ? Neden yapıyorum ?  benim de Değişmem lazım” dedirtme zamanı gelmiştir ;) demiyorsa bu da onun tekamül yolu. Herkes kendinden sorumlu..
Yani Kişinin kendi muhteşem varlığını, Gücünü, Sevgisini, Kendine olan Güvenini tetiklemek ve bir tekamül düğümünü çözmek için her yaşanılan yol üzerindeki taşlardan biridir. Biri gelsin Taşı kenara çeksin diye beklersen o taş hep orada kalır. Taşı kendi Gücünle, Cesaretinle, Kendine Olan Güven ile kendin kenara çekmelisin. Sonra zaten sen harekete geçip ilerleme yönünde karar verince Destek Her yerden gelir..
Bildiğiniz gibi “Farkeden” için her olumsuzluk Olumlu çıkışlara hizmet eder..Ya da ömrünü ağlayarak sızlanarak geçirir ve “Ah ben ne bahtsız insanım” lafı ağzından hiç düşmez. Oysa ki kaderini de kendi seçimiyle kendisi yaratmıştır..Zaten öyle söyledikçe de iyice aşağıya düşer..
Bir de bunun Toplumsal şekli var. Bireysel bunu gerçekleştiren tüm insanlar Toplumsal olarak da bir araya geldiğinde BİRLİK Olmanın Gücünü yaşar ve tüylerinin yolunmasına asla izin vermez.

Bireysel duruşumuz, Toplumsal Duruşumuzla BÜTÜNLEŞİR.

Danışanıma “Stalinin Tavuğu” hikayesini aklımda kaldığı kadarıyla anlattım. Çok hoşuna gitti ve  “Alev Hanım bunu yazıp paylaşırmısınız ? “ deyince tamam dedim. Ve hikayeyi eksiksiz yazmak için hemen internetten bulup kopyaladım.
Tüylerimizi yoldurmak da yoldurmamak da kendi seçimimizdir J
Hepimizin ve Bütünün en yüksek hayrına IŞIK OLması niyetiyle Sevgiyle..
Ve de öyle OLdu çok şükür <3

Alev Cedimağar
Şifacı Rehber

STALİNİN TAVUĞU

 Stalin bir gün Komünist Parti ileri gelenleri ile içki masasındadır. Peş peşe içilen Votka ile kafalar iyice dumanlanmıştı. Stalin bir ara elindeki çatalı önündeki Votka şişesine vurur ve herkesi dikkatle kendisini dinlemeye davet eder.
Der ki;
-“Bana şu sorunun yanıtını kim verecek? Halkın yönetime kayıtsız şartsız itaat etmesi ve liderin her dediğini onaylaması nasıl sağlanabilir?”
Tamamı çakırkeyif olmuş parti yöneticilerinin her biri kendince yanıtlar verirler. Kimisi disiplin ve sertlikten, kimisi adalet ve eşitlikten, kimisi sürgün ve hak mahrumiyetlerinden, kurşuna dizmenin caydırıcılığından, toplu katliamlardan söz ederler.
Ancak Stalin verilen yanıtların hiçbirini beğenmemiştir.
Masanın karşısında hazırolda bekleyen Kızıl Ordu muhafızına emir verir.
-“Çabuk bana bir tavuk getir.’’
Emir derhal yerine getirilir ve tavuk Stalin’in eline verilir. Stalin adamlarının gözünün içine baka baka başlar tavuğun tüylerini canlı canlı yolmaya. Feryadına aldırmadan tüm tüylerini yolduğu ve cascavlak bıraktığı tavuğu odanın ortasına salıverir.
-“Şimdi dikkatle izleyin tavuğu” der.
-“Bakalım nereye gidecek?”
Zavallı tavuk bu azaptan kaçıp kurtulayım diye can havliyle dışarı kaçar,
Soğuktan tir tir titrer. Masaların altına girer, duvar diplerine koşar teleksiz, tüysüz vücudu kanatları yara bere içinde kalır... Şömineye yaklaşır tüysüz derisi kavrulur... Tavuk çar naçar biraz önce tüylerini yolan Stalin’in bacakları arasına girip sığınır. Stalin cebinden bir avuç yem çıkarıp birer birer tavuğun önüne atar. Stalin’in elinden yemlenen tavuk artık o nereye yönelse ardından gider. Manzarayı hayretler içinde izleyen Komünist Parti Politbüro üyelerine dönen Stalin gevrek gevrek güler ve şöyle der;
-“Gördünüz mü?”
-“Halk dediğiniz topluluk bu tavuk gibidir. Tüylerini yolup al ve serbest bırak. O zaman onları bir avuç yemle yönetmek mümkün olur.

3 Ocak 2017 Salı

NEZAKET

NEZAKET, Kendine Saygı duyan ve Seven insanların bir ifadesidir..

Kendimize karşı sevecen, Saygılı, Nazik davranabiliyorsak başkasına karşı da aynen yansıtırız. Yansıtmak için de çaba sarfetmeyiz çünkü zaten bu BEN'dir ve BEN'den BİZ'e akar..
Teşekkür ederim diyebilmek,
Minnetle kabul etmek,
Rica ile istemek,
Merhaba ile cümleye başlamak,
İyi günler diliyorum ile ayrılmak,
Müsaitmisiniz diye sorabilmek,
Rahatsız etmiyorsam diyebilmek,
Hitap ederken her şeyden önce görevi konumu ne olursa olsun, karşımızdaki kişinin İNSAN OLduğunu hatırlamak,
Sevgiyle ve Saygıyla hitap edebilmek.
Hitap ederken karşınızdaki kişiyi özelleştirmek kendinizi özelleştirmektir. (Mesela O da benim gibi insan diyerek pervasız, laçka ve özensiz konuşmak Bizi samimi değil itici yapar. Herşeyin bir adabı usulü vardır. Sap ile saman karıştığı zaman herşey birbirine karışır ;) )
Sevgiyle karşılık verebilmek hepsi BİZ'den çıkar ve karşımızdaki kişiye ulaşır.
Öfke ve Kabalıkla ile başlayan hiç bir konuşma sonuca ulaşmaz. mecburi ulaşırsa da o durumdan hayır gelmez ve tabiri caizse "çorap söküğü" gibi ardı ardına mutsuz etmeye başlar. Genelde de o gün akşamı şu değişmeyen cümle kurulur "Bugün sabah şununla başladı ve tüm işlerim ters gitti acaip sinirliyim !!! " Niye ? Ne yaptın ?

Özellikle "bu senin görevin yapmak zorundasın" ile başlayan cümleler her zaman o durumun daha da zorlaşması ile biter. Bunu da en çok Hastane, Resmi daireler vb. yerlerde gözlemleriz.
Oysa ki empati kurarak konuşmak mesela "Kusura bakmayın çok yoğunsunuz farkındayım" ya da "Kusura bakmayın çok yorgunsunuz eminim" ya da "Kusura bakmayın yardımınıza ihtiyacım var ya da beni bu konuyla ilgili birine yönlendirebilirmisiniz" şeklinde başladığınız empatik sevgi dolu cümlelerle karşınızdaki kişinin direkt yüreğine dokunursunuz ve arada bir empati bağı kurarsınız. Karşınızdaki kişi de bu yansıttığınız yumuşak sevgi dolu enerji ile yapmayacağı varsa da mutlaka yapar hem de keyifle ve ruhu sevgiyle okşanmış olarak :)
O günkü ruh hali veya farklı nedenlerden dolayı eğer o kişi Yapmıyorsa belki bu da sizin sınavınız ve gerçekden kim olduğunuz ile yüzleşme anınız ! Öfkelenmek yerine, Gayet sakin olabilir tabii bu da onun tercihi diye düşünerek, "Peki Teşekkür ederim iyi çalışmalar" diyebiliyorsanız o günkü sınavı geçmişsinizdir ;) Kimbilir belki de aslında sizi gerçekten yardım edecek birine bu şekilde yönlendirmiş olabilir ;) Hayatta hiçbir şey nedensiz değildir :*

Hayatın içinde ki çok küçük nezaket dokunuşları çok büyük mutlulukların anahtarıdır..

Yazışmalarda dahi kullanılan kelimelerin hassaslığı, yazma şekli, O kişinin enerjisi ve kişiliği hakkında fikir verir. ;)
Kendine Saygısı olmayan birinden saygı beklenemez çünkü Saygının, Nezaketin olmadığı yerde Gerçek Saf Sevgi'de yoktur.
Bunu kişiselleştirmeye de gerek yoktur. Eğer öğrenmeye açık ise zaten sizi izleyerek öğrenir ve kendinde uygular ya da tam aksi durumlarda OLması gereken en kıza zamanda öğrenmesini diler ve kendimizi hergün daha fazla geliştirerek ve yansıtarak, kendi yolumuza keyifle devam ederiz..

Kendini seven kişinin yansıması daima nezaket ve saygıdır ;)

Velhasıl,

Herkes kendi hayatının direksiyonunda kendi seçimleriyle yol alır.
İşte bu yüzden Günah Keçisi yoktur ;)




Alev Cedimağar
Şifacı Rehber


1 Ocak 2017 Pazar

Bugün 1 Ocak 2017 ..

BUGÜN
01.01.2017 (2+0+1+7 = 10 = 1 )
Yani
01.01.01

Tam da günü itibariyle bugün yeni bir Yükseliş Döneminin tam içindeyiz. Açılan yeni BİR kanalı ile BİRLİK yolunda yeni bir çıkış döngüsüne girdik. Tabiri caizse bunu Dünya’nın bir Asansör’e binip yukarı doğru hareket etmesi olarak tanımlayabiliriz.Asansörü hareket ettiren GÜÇ’de bugün itibariyle etkisini çok kuvvetli hissedeceğimiz BİRLİK kanalının enerjisi..
Elbette bu yolculukta bizi rahatsız eden katlarda durup, Kötü kokular, Gürültüler, Acılar, Ayrılıklar da denemliyebiliriz. Hepsi bizim çıkış yolculuğumuzda bize Asansörle çıktığımız Katın hakkını verebilmek için öğretmeye, göstermeye devam ederek, Eğer halen Anlamıyorsan, Daha iyiye çıktığının farkında değilsen ve bunun için harekete geçmiyorsan o zaman bu asansörden inip diğerine binebilir ve aşağı iniş düğmesine basabilirsin diyor..
Elbette Bunların yanı sıra Değişimlerinizi tamamlayıp Cesurca Hareket ettiğiniz her konuda muhteşem mucizelere de hazır olun diyorum naçizane ;) Çünkü İnanarak yürüyen ve her takıldığı taşa ağıt yakmayan ve taşı yoldan çekip İnançla, Işıl Işıl yürümeye devam eden herkese bu sene unutulmaz bir yıl olacak.. Tabii unutulmaması gereken en önemli nokta ise DENGE ! Yani Bireysel hayatlarımızı ve Toplumsal GÜÇ BİRLİĞİMİZİ ayrı ayrı ve DENGE’de yaşamamız çok önemli.. Yani haberleri dinleyip asabım bozuldu diye evde çocuğuna , eşine agresif davranıyorsan o zaman Sende bir DENGE sorunu var demektir ;) Aynen iş ile ilgili konuların iş’de bitip eve taşınmaması gibi ;) Hem zaten niye asabın bozuluyor ki ? Asap bozulunca durum düzeliyor mu ? Kendine “Sakin” olmayı hatırlatıp, Mantıklı ve Çözüm Odaklı kalırsan o zaman hem kendin hem de herkes için faydan olur. Bu hayatında ki her şey için geçerli.
Velhasıl Hepimize Tekrar Mucizelerle Dolu, Muhteşem bir 2017 Olsun..
Bence asıl kutlanması gereken gün bugün ;)
RUH ve GÖNÜL BİRLİĞİMİZ Bu sene GÜÇ BİRLİĞİ olarak Fiziksel Olarak da kendimizin ve Bütünün en yüksek Hayrına kuvvetlensin.
Dünya’nın bu yeni geçiş döngüsünde burada bulunmayı ve savaşmayı seçtiğimiz için ne kadar özel ve güçlü ruhlar olduğumuzu lütfen kendinize sık sık hatırlatın diyorum naçizane. Çünkü bu dönem de ve bu şartlarda yaşamayı tesadüf de seçmedik , tesadüf de doğmadık ;) Her birimiz birer savaşçıyız ! IŞIĞIN SAVAŞÇILARI <3
Akıl – Mantık – Kalp Üçgeninde DENGE’de ve BERABERİZ..
Ve de öyle OLdu çok şükür <3

Alev Cedimağar
Şifacı Rehber



30 Aralık 2016 Cuma

Kutlayın, Yaşayın..

Bizim Evimizde Yılbaşı Günleri hep çok özel kutlanırdı.
Annem o akşam için muhteşem yemekler yapardı. En önemlisi de Hindi idi. Fakat Hindi’yi bir inanç’dan dolayı değil. (zaten Hindinin ne inancı olabilir ki ?! Bana göre çok mantıksız, saçma yargılar) Sadece her zaman alınamayan özel ve pahalı bir yiyecek olduğu için o akşamın özelliğinden dolayı Yılbaşı için alırdı. Büyük bir özenle Hindinin içini iç pilav ile doldurur karnını diker , önce biraz haşlar sonra fırına verip kızartırdı.. Z.yağlılar, soğuk mezeler her şeyi Babam ile birlikte hazırlarlardı. Özellikle onların Rus Salatası yaparken mayonezi çırparak tutturma telaşlarına halen çok gülerim J))
Babam Yılbaşı günlerini “Yeni bir yılı daha Birlikte Sağlıcakla bitirdik çok şükür” diyerek kutlardı. Yani kutlama amacımız bir seneyi daha BİRLİKTE bitirmiş olmamızın verdiği mutluluktu..
Gece 12’de yeni yıla girdiğimizde yine Babam Evin tüm Işıklarını söndürür ve  “Eski yıl ile ilgimizi keselim. Yeni yılımız çok daha güzel olsun. Allah Sağlıkla, Mutlulukla , Maddi rahatlkla, “Dünya gözüyle” yine hep Birlikte bitirmeyi nasip etsin”  diyerek tekrar yakar ve yeni yıla yine dua ederek Merhaba derdi.. Beni inanılmaz mutlu eden bu adetini hep uyguladım ve yapmaya da devam ediyorum. Babamın iç güdüsel olarak aslında eski enerjiyi nasıl güzel dilek ve dualarla kestiğini şimdi  çok daha iyi anlayabiliyorum.
Soframız sabaha kadar kaldırılmazdı çünkü sürekli bir şeyler yenirdi. TV’de Nesrin Topkapı’nın çıkacağı dansöz saatini beklerdik J Bu arada Tombala oynardık ve ben hep yenilirdim J)))
Tüm bu kutlamalar Babam bu Dünya’dan ayrılana kadar BİRLİKTE geçirdiğimiz 18 Yıllık yaşantımızın en güzel hatıralarından biri OLdu..
Sonra Annem gidene kadar da onunla birlikte kutlamaya devam ettik. Elbette Babam varken olduğu kadar coşkulu olmadı lakin yine Birlikte olmanın keyfini hep çıkardık..

Şimdi de Ben Sizlerle, Tüm Dostlarımla kutlamaya devam ediyorum..
Velhasıl arkadaşlar..
Lütfen siz de en güzel dileklerinizle, Tüm Sevdikleriniz henüz yanınızdayken Yeni Yılı kutlayın..
Bir seneyi daha sevdiklerinizle, sağlıklı , kutlayabilmiş olmanın keyfini çıkarıp en güzel dua ve dileklerinizle yeni yılı karşılayın.. Çünkü bir gün  Sevdiklerimiz bu Dünya’dan ayrıldığında onlarla geçirdiğimiz tüm güzel zamanlar, kutlamalar ve kahkahalar en güzel Anı olarak kalıyor ve iyi ki de yapmışız iyi ki de yaşamışız diyorsunuz.. İçinizden gelen her şeyi, hiç kimseyi ve hiçbir şeyi umursamadan keyifle yaşayın ve yaşatın lütfen..
Bu arada elbette zaman kavramı göreceli. Fakat Madem DÜNYA zamanı ölçüm olarak yeni yıla 31 Aralık demiş o zaman polemiğe gerek yok öyle Olsun J)) 

HEPİMİZE  HERŞEYİN GÖNLÜMÜZCE OLDUĞU VE DE TÜM GÖNÜLLERİN BİR OLDUĞU MUHTEŞEM BİR 2017  OLSUN..
TÜM SEVDİKLERİNIZLE SAĞLIKLI, KEYİFLİ , BEREKETLİ NİCE KUTLAMALARINIZ OLSUN..
MUTLU YILLAR.. ..
Alev Cedimağar

Şifacı Rehber 

27 Aralık 2016 Salı

UYGULAMA YOKSA DEĞİŞİM OLMAZ !!!!

UYGULAMA YOKSA DEĞİŞİM OLMAZ !!!!

Bilgileri hayatınıza UYGULAMAYI bir yemek tarifi gibi düşünebilirsiniz.
Mesela elinize bir yemek tarifi geçtiğinde , malzemelere bakıyorsunuz, ölçülere bakıyorsunuz , nasıl pişirildiğini okuyorsunuz ve gözünüzde yemeğin nasıl güzel olacağı ya da olmayacağına (olumsuz içinize sinmeyen bilgiler de bu yemek güzel olmaz hissi verir) karar veriyorsunuz ?
Beğenince ağzınız sulanıyor “Ya bu harika bir şey olur” diyorsunuz.
Lakin eğer malzemeleri hazırlayıp yapmazsanız O hep hayalinizde güzel lezzetli bir yemek olarak kalır ve asla tadını bilemezsiniz ! Yapanlara da özenirsiniz ;)
Ya da
Sağlıklı olmak için kullanmanız gereken ilaçlar var. Reçete’de ya da prospektüsünde nasıl kullanılırsa faydası olacağı her şey yazılı.
“Aaa bu ilaç tam derdime derman” dediğiniz halde o ilacı almıyor ve belirtildiği gibi kullanmıyorsanız asla Şifa Olmaz ! Mutlaka kullanmanız gerekir..Sonra da “Ben hastayım” diye sürekli birilerine ağlayıp sızlanırsınız ve insanlar da size “İlacını iç !! “ demekten sıkıldığı için bir süre sonra kendi yalnızlığınız ve mutsuzluğunuz ile baş başa kalırsınız ve seçiminiz kaderiniz olur …
BİLGİ’de böyle.
Okuduğunuz bir BİLGİ’yi sadece “ay çok beğendim şurayı bir işaretleyeyim ya da bir kalp koyayım” dediğinizde o bilgiler hayatınıza akmaz. Sadece bildiğiniz fakat kullanmadığınız hoş bir seda olarak kalır.
Oysa ki BİLGİ’yi okuduktan sonra gerek kendi kişisel notlarınızı alır ve yaşadıklarınızla doğru orantılı “Evet şimdi bu şekilde davranmalı veya düşünmeliyim” diyerek kendinizi disiplinli bir şekilde kontrole aldığınızda ve UYGULAMA’ya başladığınızda aynen ağız tadınız ve sağlığınız gibi hayatınız da değişir ! Zaten Ruhsal olarak iyileşme başladığında mevcut olan tüm rahatsızlıklar da gerilemeye ve bir süre sonra şifalanmaya başlar.
BEDENİ YÖNETEN RUH’DUR !
RUH eğer sağlıklıysa Beden IŞILDAR !
Velhasıl lütfen UYGULAYIN !
Uygulayamıyorum yapamıyorum sözlerinin altında, Tembellik, mevcut düzeni bozmamak, Korku, Endişe, Özgüven eksikliği, Değişime Direnç, İnatlaşma gibi olumsuz duygular vardır. Bu duygularınızla yüzleştiğinizde ve onları kendinizde dönüştürdüğünüzde DEĞİŞİM tüm hayatınızda kendisini göstermeye başlar ve siz buna MUCİZE dersiniz ;)
Bu süreç de bizi en önemli başlangıç noktasına götürür. Yani en önemli noktaya.. CESARET !!
2017 yılı BİRLİK ve BERABERLİK yılı.. Bunu Tüm Dünya, Ülkemiz ve Bireysel olarak başarabilmemiz için önce CESARET sonra da öğrendiklerimizi UYGULAYARAK Yüce Yaradanın Yolunda tüm İNSAN Olma sınavlarımızdan başarıyla geçerek ve En yüksek Farkındalıkla RUHSAL GÜCÜMÜZÜ ve Yaratarak yaşatma yeteneğimizi kullanarak HEP BİRLİKTE yürümeye devam ediyoruz.
BEN OLmayı başarırsan BİZ OLmayı da başarırsın..
Öyle de OLdu çok şükür <3

Alev Cedimağar
Şifacı Rehber