Biraz önce Markete giderken , Ortaköylü çok eski bir ahbabımız ile karşılaştım. Annemden oradan buradan biraz nostalji yaptık . Onun da Anneler Gününü Kutladım fakat baktım ağlayacak gibi. Ne oldu dedim. Kızı küsmüş çok uzun süredir . Bugün de aramamış. Oğlu da yurtdışındaymış ve laf olsun diye arada bir arıyormuş bugün O da aramamış.
“Benim de çok hatalarım var biliyorum” dedi.. Hata değildi onlar Tecrübeydi dedim. ..
Hepimiz Dünya’ya defalarca gelmiş bile olsak aslında hepimizin bu bedende İLK hayatı.
Hepimiz yaşarken “insan olmayı” öğrenen Muhteşem Ruhlarız. Annelerimiz ilk kez Anne olmayı öğreniyor. Bizler ilk kez çocuk olmayı öğreniyoruz. Babalarımız ilk kez Baba Oluyor . Herkes kendi hayatını anlamaya ve yaşamaya çalışırken sürekli yeni deneyimlerle ilerlemeye çalışıyor. Bunun önceden bir kursu yok. Aynı anda pek çok şey öğrenmeye anlamaya ve yaşamaya çalışıyoruz.
Herkesin davranış şekilleri kendi hayatını yansıtıyor. Mesela ailesinden hiç sevgi görmemiş birisi hissetse de göstermeyi bilmiyor. Fakat bu sevmiyor anlamına gelmiyor. Belki istediğimiz beklediğimiz şekilde değil fakat seviyor hem de çok seviyor. Ya da Hayatında hep kontrol edilmiş, despot bir yapıda büyüyen kişi bunu aynı şekilde çevresine de uygulamayı seçiyor çünkü başka bir şey bilmiyor. Öğrenmeye fırsatı olmamış . Bu da onun tekamülü . Pek çok kişi Değişmeyi tam tersi olmayı seçerken pek çok kişi de hayatındaki yaşadığı zorlukları sürekli çevresini suçlayarak ya da farklı davranış şekilleriyle sürdürmeyi seçebiliyor. Böylece Karma dediğimiz yani bağımız olan insanlarla olan enerjimiz kilitleniyor ve yeni karmalar yaratıyor. Ta ki anlayana kadar..
Yaşanılan tüm düğümleri çözecek tek anahtar SEVGİ’dir .. Eğer hayata ve insanlara bu gözle bakarsak içlerindeki Işığı ve aslında herkesin kendi rolünü oynadığını , herkesin kendi yolunu kendi bilinç ve farkındalık düzeyine göre yürüdüğünü görürüz.
Eğer sizin de hayatınızda böyle insanlar varsa, onun hayatına bir göz atın. Onun tekamülünü anlamaya çalışın. Size yansıttıklarının altında yatan onun gerçeklerini görmeye çalışın. O zaman inanın herkesin aslında ne kadar özel ne kadar muhteşem ruhlar olduğunu çok daha iyi anlayacaksınız..
Yüce Yaradan Hepimizin yolunu ve ruhunu aydınlatsın..
Ve de öyle Oldu çok şükür
Alev Cedimağar
Şifa ve Yaşam Terapisti
10 Mayıs 2015 Pazar
TÜM KADINLARIN ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN ..
Hayatın içinde ki virajlar, tekümülümüz doğrultusunda pek çok duygu ve olaylarla bize geçiş yaptırır. Her geçiş ise yükselişe çıkan bir basamak olur. .
Bu sınavların temel öğretisi de, varoluşumuzun ruhsal farkındalığını anlamak, Yaradana Teslimiyet ve Şükür’dür.
Bugün ben de hayat tekamülümde hiç yaşamadığım bir duyguyu deneyimleyerek duygusal bir viraj geçiyorum. Annemsiz İLK Anneler Gününü Kutlayarak…
Geçen sene bugün yanımdaydı ve ona çiçek almıştım. O harika ela gözleriyle yüzüme çok derin, çok duygulu bakmış ve “Ben seninle hergün çok mutluyum. Sen bu dünyada ki her şeye bedelsin” demişti..
Velhasıl…
TÜM KADINLARIN ANNELER GÜNÜ KUTLU OLSUN .. Çünkü Tüm kadınlar doğursun ya da doğurmasın Dişi Tanrıça Enerjisiyle bedenlenmiştir ve Çok özeldir.
Hepimiz insan olmayı öğrenmeye çalışan Muhteşem Ruhlarız. Ve bu Dünya’da ki en önemli pusulamız Sevgi ve Bilgi’dir.. Her ikisinin de yolu Yüce Yaradanın Işığına gider..
Hergün aynı sevgi yoğunluğunu yaşamamız ve tüm sevdiklerimize göstermemiz dileğimle,
TÜM SEVDİKLERİMİZLE BİRLİKTE OLAN HER AN KUTLU OLSUN…
Alev Cedimağar
Şifa ve Yaşam Terapisti
8 Mayıs 2015 Cuma
Sevgi ve Şükür
Tekamül yolunda yaşadığın her deneyimin amacı sana Bilinç ve Farkındalık yaratarak ruhsal yükselmeni sağlamaktır.
Ruhsal planda yapılan ve sonradan yaratılan karmalarıda ancak böyle temizleyebilirsin.
Bu çıkış sürecinde öğrenmen gereken mesajı alarak yaşam yolunu ŞÜKREDEREK devam edersen, Bu deneyimlerin aynısını tekrar yaşamazsın. Eğer bu Deneyimlere “HATA” gözüyle bakmaya devam ederek, cümle içinde de sürekli “KEŞKE” kullanıyorsan, O zaman aynı olaylar ve durumları üzerine çekmeye ve yaşamaya devam edersin, Ta ki öğrenene kadar..
Bu AN’dan itibaren, “Neden sürekli aynı şeyleri yaşıyorum” diye şikayet etmek yerine,
“Bu olaydan almam gereken ders neydi ? Benim ve Bütünün en yüksek hayrına, Mesajı görmeyi, anlamayı ve öğrenmeyi seçiyorum" diye niyetlenip, En yüksek farkındalıkta Evrensel işaretleri takip ederek, BİR’e yürümeye devam ediyoruz.
SEVGİ ve ŞÜKÜR her kapıyı açan birbirinden ayrılmaz tek Anahtardır.
Hepimizin ve Bütünün En Yüksek Hayrına IŞIK OLsun …
Ve de Öyle OLdu ÇOK ŞÜKÜR..
Alev Cedimağar
Enerji Gurmeliği de yapan bir Şifa ve Yaşam Terapisti ;) :*
Ruhsal planda yapılan ve sonradan yaratılan karmalarıda ancak böyle temizleyebilirsin.
Bu çıkış sürecinde öğrenmen gereken mesajı alarak yaşam yolunu ŞÜKREDEREK devam edersen, Bu deneyimlerin aynısını tekrar yaşamazsın. Eğer bu Deneyimlere “HATA” gözüyle bakmaya devam ederek, cümle içinde de sürekli “KEŞKE” kullanıyorsan, O zaman aynı olaylar ve durumları üzerine çekmeye ve yaşamaya devam edersin, Ta ki öğrenene kadar..
Bu AN’dan itibaren, “Neden sürekli aynı şeyleri yaşıyorum” diye şikayet etmek yerine,
“Bu olaydan almam gereken ders neydi ? Benim ve Bütünün en yüksek hayrına, Mesajı görmeyi, anlamayı ve öğrenmeyi seçiyorum" diye niyetlenip, En yüksek farkındalıkta Evrensel işaretleri takip ederek, BİR’e yürümeye devam ediyoruz.
SEVGİ ve ŞÜKÜR her kapıyı açan birbirinden ayrılmaz tek Anahtardır.
Hepimizin ve Bütünün En Yüksek Hayrına IŞIK OLsun …
Ve de Öyle OLdu ÇOK ŞÜKÜR..
Alev Cedimağar
Enerji Gurmeliği de yapan bir Şifa ve Yaşam Terapisti ;) :*
28 Nisan 2015 Salı
Fal, Büyü, Nazar, Kurşun... BİTTİ !
Biraz önce özelden sorulan bir soru bana yıllar öncesine
yolculuk yaptırdı..
23 – 24 yaşlarındaydım.
Aklınıza gelip gelebilecek her şeyin ters gittiği bir dönemimdi. O zamanlar bu durumumu gören arkadaşlar
bana, inanmadığım halde “Acaba büyü falan mı yapıldı? Herşeyin bu
kadar ters gitmesi mümkün olamaz! “ tarzı yaptıkları yorumlarla benim de aklımı
çeldiler ve ben ilk defa Yıldızname falan bakan bir hanıma hatırlamadığım bir şekilde ulaştım.
Telefonda Bana bir adres verdi. Gittiğim yer , Feriköy’de mezarlığa yakın tek katlı bir gece
konduydu. Derim ya her zaman bende
korkunun K’sı olmadı diye :)) yine aynı
cesaretle tam kapıyı çalacaktım kapı aralık duruyor. Açtım kapıyı .Yıkık dökük
eski bir odanın ortasında yine eski kare
muşambalı bir yemek masasında önünde bir
sürü kitap ve kağıtlarla bir bayan oturuyor. Aynı film gibi. Kafasını kaldırdı
ve “Sen ALEV’misin ? “ dedi. “Evet” dedim . hiç kimse yok. Bekleyen yok. Sadece
ben ve O bayan var.
Ben ayakta şaşkın
şaşkın bakınırken “ Bana kendinde büyü olduğunu zannederek gelmişsin fakat
sende hiçbirşey yok. Sadece bu geçirmen gereken bir süreç. Her insanın vardır.
Seninki de bu “ dedi ve ben Şoklardayım.
Zaten öyle de düşünüyordum fakat O anda aklımdan o kadar çok şey geçti
ki .. Mesela Bu bayan madem bu niyetle geldiğimi biliyordu o zaman sırf para
kazanmak için beni kullanabilirdi ! Yapmadı !
“peki ne yapayım” dedim.
“sadece yoluna aynen devam et.
Hayatın harika olacak” dedi. “Bu kadar
mı ?” dedim. “Evet” dedi ve para
istemedi . Ben gerisin geriye çıktım
gittim.
Sonra bu bayanı kimse bulamadı. Kadın sanki yer yarıldı
içine girdi…. Hayatımda yaşadığım
belkide yüzlerce olağanüstü olaylardan biri de budur.. O yüzden sizlerle bir şey paylaşırken “Aman
güzel şeyler yazayım herkesin hoşuna gitsin beni de beğensin” tarzı m ve
kaygılarım hiç yok. Çünkü ne yazıyorsam noktasına virgülüne kadar bilerek ve Tabiri caizse bizzat “dibine” kadar yaşamış biri olarak
yazıyor ve paylaşıyorum.. Nitekim bunlar benim doğrularım benim bakış açım. Bu
anlamda herkes de kendi doğruları, kendi özgür iradesi ve bilinciyle karar
vererek ilerleyecektir. Kimi insan dinleyerek ve okuyarak ilerler kimi ise
inanmaz bizzat yaşamayı tercih eder. Her halukarda herkesin seçimi doğrudur.
Ben yine kendimce nacizane vakit kaybetmeden ilerlememiz için tüm deneyimlerimi
paylaşarak yol göstermeye çalışıyorum.
Bu olayın sonrasında ise ,
zaten karakter olarak hiç şikayet etmeyen her zaman şükreden , her zaman
umutlu, her zaman pozitif bakmaya meğilli ve de hayata esprili gözlerle bakan
biri olduğum için , Bu dönemi
anlamaya çalışarak bitirdim. Hem Akışda hem de Eylemdeydim. Ve elbette hayatımda bir daha böyle işlerle
hiç mi hiç ilgim olmadı çok şükür. Çünkü her şeyin bende başlayıp bende
bittiğini bir kez daha öğrenmiş oldum : )
Aslında yazmak istediğim şuydu ;
Halen hayatınızda Büyü, Nazar, Kurşun, Fal gibi şeylere
inanıyorsanız nacizane boşuna vakit kaybettiğinizi hatırlatmak istiyorum
:) Yükseliş döneminde bunlar ayağınıza
takılan betonlardır ve Eski öğretiler eski enerjiler olduğu için de sizi
sürekli aşağıya çeker. Hem unutmayın.
Herkesin yaptığı kendisine mutlaka döner. Böyle şeylere inanmakla olmayan
şeyleri de kendiniz yaratırsınız korktuğunuz her şey gerçek olur.
Hayat virajlı yolları olan ve bu virajların da ne kadar
keskin olacağı bize bağlı olan bir Sahne.
Herşey Olması gerektiği için oluyor. Her virajda bir mesaj bir sınav var. Geçişlerimizi kendi düşüncelerimizle, bakış
açımızla biz kolaylaştırıyor ya da zorlaştırıyoruz. Nitekim beni takip edenler
ne demek istediğimi çok iyi biliyor :)
Yüce Yaradanın bize verdiği GÜCÜ Kullanalım. Hayatımızı
kendimiz KONTROL edelim. YARATICILIK
yeteneğimizi bilinçli olarak hepimizin ve bütünün en yüksek Hayrına kullanalım.
NEŞE varoluşumuzun en önemli anahtarlarından biri. BEREKET Yaradanın sonsuz
kaynağında her şeyin sonsuz olduğunu,
bizim doğru niyetle kendimize çekmemizi bekler. FARKINDALIK ise Herşeyi fark etmektir. Evreni
fark etmek,mesajları, işaretleri takip edebilmektir. DENGE ise her şeydedir.
Yüce Yaradan Ruhumuzu ve Yolumuzu Aydınlatsın.
Ve de öyle.
Alev Cedimağar
Şifa ve Yaşam Terapisti.
24 Nisan 2015 Cuma
ÇANAKKALE ZAFERİMİZİN 100. YILI KUTLU OLSUN !
Sabah uyanıp bir haber kanalını açtığımda karşıma Çanakkale Savaşında İLK TÜRK HEMŞİRE Safiye Hüseyin (ELBİ) Hanım'ın kendi günlüğünden alıntı yapılan bir cümle karşıma çıktı ve gerçekten çok sarsıldım.
"Bütün koğuşta ölmek üzere olan tüm askerler ölmeden önce "Anne" diyordu ve hep "Anne" diyerek ölüme yürüdüler..
Savaş'da yaralanan Yabancı millet askerleri de kendi dillerinde aynı kelimeyi söylüyordu yani onlarda "Anne" diyordu ve onlarda "Anne" diyerek öldüler..
Bu cümle beni o kadar duygulandırdı ki bir baktım yanaklarım ıslanmış ağlamaya başlamışım ...
Orada savaşan ve ülkelerinin siyasi hırs ve politikalarının piyonu olan Tüm Askerler ANNE KUZUSUYDU..
Velhasıl..
BAŞTA ULU ÖNDERİMİZ CANIMIZ ATATÜRK OLMAK ÜZERE , ŞEHİT OLAN TÜM ASKERLERİMİZİN VE ORADA ŞEHİT DÜŞEN TÜM ASKERLERİN RUHU ŞAD OLSUN !
Çanakkale Onlar Sayesinde Geçilmedi ve BİZ Onlar sayesinde BİZ OLduk. Kimbilir Belki ONLAR aslında BİZ idik.
Dünyayı artık Savaşlar değil sadece SEVGİ kurtaracak ! Bunu anlayan ve bu Yol'da yürüyen Tüm IŞIK RUHLARI Sevgi ile Selamlıyorum.
Ruhsal boyutta hepimiz birbirimizi çok iyi tanıyoruz.
11 Nisan Tarihinde katıldığım KRYON İstanbul Celsesinde çok çarpıcı bir bilgi aktarılmıştı. Şimdi onu Tekrar Hatırlatmak istiyorum.
Türkiye Toprakları çok özel çok kutsal. Hiç bilinmeyen Medeniyetler bulunacak bu topraklarda....
Burada binlerce yıl medeniyetleri inşa edenler yine bu topraklarda şu an geri döndü ve yaşıyor.
Burada büyük bir uyanış var hissedin. Bazılarınız korkuyor ve direniyor. Bazılarınız ise farkında.
Türkiye’nin genç insanlarında büyük ve beklenmedik bir uyanış var.
Eskiyi tutmak ve değişmemek için (negatif enerji olarak) direnenler ve savaşanlar da geri çekilmek ve değişmek zorunda kalacak.
Topraklarınız sizi çok iyi tanıyor çünkü hep buradaydınız.
Önceki yaşamlarınızda da buradaydınız.
Ülkenizin toprağı ile bağınızı hissedin. İçinizde hissedin. Şimdi yine buradasınız. Yaşlı ruhlarsınız. Bilgeliğinizi kullanın. İnsan bilinci yavaş ilerler fakat mutlaka ilerler ve yenilenir.
Ve de öyle ..
KRYON
Yüce Yaradan Hepimizin Yolunu ve Ruhunu Aydınlatsın
Alev Cedimağar
Şifa ve Yaşam Terapisti
15 Nisan 2015 Çarşamba
MEME KANSERİ'NE SPİRİTÜEL BİR BAKIŞ... (ERKEKLER BU KONU SİZİ DE İLGİLENDİRİYOR ÇÜNKÜ ERKEKLERDE MEME KANSERİ OLUYOR..)
Sevgili IŞIK Dostlarım,
Her sene bana özel'den mesaj olarak MEME KANSERİ ile ilgili bilgilendirmek için profilimde çeşitli sembolik mesajlar yazılmasına ya da semboller kullanılmasına ve kadınlar arasında bunun bir hatırlatma olduğunu söyleyen mesajlar gelir. Bu gizli kapaklı tarz bana uymadığı için yine açık mesaj vermeyi ve ERKEKLER dahil olmak üzere duyan duymayan herkesi bilgilendirmeyi tercih ediyorum.
Bildiğiniz gibi Meme Kanseri kadınların en büyük korkularından biri. Benim Rahmetli Anneminde kanser ile tanışması 2000 yılında Meme Kanseri ile olmuştu. Üstelik göğsündeki kızarıklıkları cilt rahatsızlığı zannederek bir Dermotoloji uzmanına tedavi olmaya başlamış ve Dermotoloji uzmanı da "Bir Meme Cerrahına gidin oraya da kontrol ettirin" demediği için kullandığı merhemlerin daha da kötü yapması ve zaman geçmesi nedeniyle ilerlemiş bir vaka haline gelmişti. Daha sonra "Mucizevi" olaylarla Meme Cerrahına yönlendik sonra Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Onkoloji Bölümü ile ameliyat, kemoterapi, radyoterapi uzun bir yola girmiştik ve Doktorların en fazla 8 ay yaşar dediği Annem yine Kendi özgür iradesi ve Gerçekten muhteşem yaşama gücü ile 14 sene yaşamıştı. Geçen sene 2 Eylül'de gitmeye karar verdi çünkü benim de bildiğim üzere zamanı gelmişti ve yine onun istediği gibi oldu herşey..
Bu arada Anneme ilaçlar haricinde enerji ve diğer alternatif Tıp'ları da uygulamıştım. Tabii en önemlisi Annem bu hastalıktan hiç korkmamayı öğrenmişti. Ona öğrettiğim üzere ameliyatla alınan bölgeyi elleriyle sevip "Sen benim bir parçamsın içimdesin ve seni seviyorum" derdi ve gerçekten severdi. Doktorlar yaşadığımız bu olağanüstü gelişme karşısında bana "Alev ne yapıyorsan, yapmaya devam et" diyerek izliyordu :))
Annem öyle bir hale gelmişti ki , bir yere gittiğimizde sanki Grip'den bahseder gibi Kanser olduğunu söylüyordu ve annem hariç herkesin korkudan rengi atıyordu :))))
Velhasıl demek istediğim öncelikle Cesur olun. Her zaman söylediğim ve yazdığım gibi, Neden korkarsanız onu kendinize mutlaka çekersiniz. Bedeniniz duyar ve o yönde ilerler. Evren yani ilahi sistem sizi bildiği tek kelime ile onaylar ve EVET der . Bu yüzden daima cesur olduğunuzu , sağlıklı olduğunuzu , ve hayatın içinde sevgiyle ve şükürle ilerlediğinizi kendinize tekrarlayın ki Evren 'de sizi EVET diyerek desteklesin ve onaylasın :)
Kendinize hiçbir hastalığı yakıştırmayın. Bedenin hasta olması mutlaka ruhsal dengenin bozulmasıyla ilgilidir. Çünkü Ruhunuz hastalanırsa bir süre sonra bedeniniz de hastalanır. O yüzden hastalıklarınızda mutlaka ruhunuza yani içinize dönün. Bedensel her hastalığın mutlaka ruhsal bir mesajı vardır :) Taramalarınızı mutlaka yaptırın lakin bir arabayı bakıma sokmuş gibi rutin bir bakım olarak görün bunu. Çünkü daha çok uzun yıllar burada olmayı IŞIK OLmayı hedefliyoruz. DNA yapımız değişti. 2012'den sonra herşey değişti ve hayatımızın kontrolü tamamen bizlerin elinde ! ve de öyle ;) Bedeninizi her zaman sevin konuşun ve ne kadar sağlıklı olduğunuz için şükredin. Unutmayın Bedeniniz sizi duyuyor !!
Ayrıca Spiritüel anlamda konuya baktığımızda ise durum şudur : Meme Kanserinin en çok göründüğü vakalar , Çocuğuna aşırı tutku derecesinde düşkün, onun kendi başına bir kişilik olduğunu, Onun da bizler gibi tekamül eden bir ruh olduğunu kabul edemeyip aşırı korumacılık geliştiren tabiri caizse çocuğunu bir türlü sütten kesip normal yemek yemesini yani hayatın içinde var olmasıyla ilgili aşırı korumacılık geliştiren Annelerde olur. Hatta bazı Anneler çocukları evlense dahi halen "ne yedin, ne içtin, üstünü kalın giydin mi ? " gibi aşırılıktan kendini alamaz :) Beden ise "Artık çocuğunu kes sütten , Dengele Anneliğini ve Kendini bak beni yıpratıyorsun" der.. Yani herşeyde olduğu gibi bunda da DENGE çok önemli.
Bu satırları okuyan bilinçli Tüm Erkek Arkadaşlar,
Bildiğiniz gibi Meme Kanseri Erkeklerde de görülüyor. Bu da spiritüel anlamda dişil enerji ile alakalı ve aynı sebeplerden meydana geliyor. Yani sizlerin de kendinize dikkat etmeniz gerek. Tabii bu arada Lütfen Etrafınızdaki tüm sevdiğiniz kadınları bu konuda uyarın ve bilginizi ışığınızı onlara yansıtarak destek olun. Anneleriniz, kız kardeşleriniz, eşleriniz, sevgilileriniz, Dostalarınız kısaca tüm kadınlara bu bilgiyi aktarın :)
Hepimizin en Yüksek Hayrına IŞIK ve ŞİFA OLsun..
Ve de öyle OLdu çok şükür..
Alev Cedimağar
Şifa ve Yaşam Terapisti
14 Nisan 2015 Salı
OLANA DA OLMAYANA DA ŞÜKÜRLER OLSUN...
BOLLUK VE BEREKET KAPISINI AÇAN TEK ANAHTAR YÜCE YARADANA
ŞÜKRETMEKTİR.
SONRA KENDİMİZİN VE BÜTÜNÜN EN YÜKSEK HAYRINA NİYET
EDEREK SONSUZ SEÇENEKLER İÇİNDE BİZE EN
UYGUN OLANA ODAKLANMAK GEREKİR.
HAYALLERİN GERÇEK OLMASINI İSTİYORSANIZ TÜM DUYU
ORGANLARINIZLA HAYAL EDİN. YENİ BİR EV Mİ İSTİYORSUNUZ ? YAPTIRDIĞINIZ
BADANANIN KOKUSUNU DUYUN, RENGİNİ GÖRÜN, EVİNİZİ DEKORE EDİN , MOBİLYALARINIZA
DOKUNUN, EVİNİZDE ÇALAN MÜZİĞİ DİNLEYİN MUTLULUKLA SAĞLIKLA SEVDİKLERİNİZLE
BİRLİKTE YEDİĞİNİZ YEMEKLERİN TADINA BAKIN..
HAYAL ETMEK GERÇEKLEŞTİRMENİN YARISIDIR. DİĞER YARISI
DA KENDİNİZİN VE BÜTÜNÜN EN YÜKSEK HAYRINA DAİMA SAĞLIKLI, MUTLU,
BEREKETLİ YAŞAMAYA VE PAYLAŞMAYA NİYET ETMEKTİR.
NİYETİNİZ OLACAK OLANLA ÖRTÜŞÜYORSA ŞÜKÜRLER OLSUN,
ÖRTÜŞMÜYORSA DA SİZİ ÜZMEYECEĞİ VE MUTLU OLACAĞINIZ FARKLI SEÇENEKLERE
YÖNLENDİRDİĞİ İÇİN OLMAMIŞTIR VE YİNE ŞÜKÜRLER
OLSUN..
VE DE ÖYLE OLDU..
Alev Cedimağar
Şifa ve Yaşam Terapisti
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.png)




