24 Ekim 2014 Cuma

ŞİMDİ SİZE GÜNLÜK HAYATIN İÇİNDEN ÇOK ÖZEL BİR SIR AÇIKLAYACAĞIM ;)

BAŞLIĞI ÖYLE YAZDIM Kİ HERKES OKUSUN DA ARTIK BU NAZAR NİYAZ  İŞLERİNİ  BİR KENARA BIRAKIP IŞIK YOLUMUZDA DAHA HIZLI YÜRÜMEYE BAŞLAYALIM DİYE :)) 

HANİ  BİRİ SİZE İŞLER NASIL GİDİYOR DİYE SORDUĞUN DA VEYA EVLİLİK NASIL GİDİYOR  GİBİ ASLINDA MADDİ MANEVİ MUTLU OLDUĞUNUZ BİR DURUMU SORDUĞUNDA SIRF “NAZAR” DEĞMESİN DİYE “,   "VALLA  EH İŞTE ÖYLE BÖYLE", "YA HEP KÖTÜ BU İŞLER NE OLACAK BÖYLE PİYASANIN DÜNYANIN HALİ",   "FENA DEĞİL"  GİBİ CÜMLELER KURDUĞUNUZDA AYNEN VERDİĞİNİZ CEVABIN DURUMUNA DÜŞÜYOR VE SONRASINDA DA “BANA  YA DA BİZE  NAZAR DEĞDİ” DİYEREK ETİKETİ DE DURUMA  KÜT DİYE YAPIŞTIRIVERİYORSUNUZ DEĞİL Mİ ?  :)) 

ŞİMDİ BU ZARARSIZ GİBİ GÖRÜNEN CEVAPLARDA ASLINDA NELER OLUYOR BİR BAKALIM :

  •  NAZAR’A İNANDIĞINIZ İÇİN EĞER GERÇEKTEN NAZAR ENERJİSİ  VARSA KUVVETLENDİRİYOR VE ÜZERİNİZDEKİ ETKİYİ BÜYÜTÜYORSUNUZ VE   GERÇEKTEN GÖNDEREN KİŞİNİN ENERJİ ALANINI BÜYÜTÜYORSUNUZ (TABİİ BU ARADA HER NEGATİF ENERJİ ÇIKTIĞI YERE GERİ DÖNER AYNEN POZİTİF ENERJİ GİBİ ;) ) BÖYLECE İNANDIĞINIZ ANDAN İTİBAREN OLUMSUZ OLARAK ETKİLENMEK İÇİN KAPIYI AÇIK BIRAKMIŞ OLUYORSUNUZ.

  • VERDİĞİNİZ CEVAPLAR İLE GELECEĞİNİZİ O ŞEKİLDE ANINDA YARATMIŞ OLUYORSUNUZ.. HER ZAMAN YAZIP HATIRLATIYORUM. SES ENERJİSİ ÇOK KUVVETLİDİR. BU YÜZDEN DUALAR ZİKİRLER HER TÜRLÜ İBADETLERİN SESLİ YAPILMASI ÖNEM TAŞIR.  VE BU YÜZDEN AĞZIMIZDAN ÇIKAN SÖZLERE ÇOK DİKKAT ETMEMİZ GEREKİR. ÇÜNKÜ MUTLAKA VE DE MUTLAKA GERÇEK OLUR !  YANİ BÖYLE CEVAPLAR VEREREK NE YAPMIŞ OLDUK ?  AN İTİBARİYLE O DURUMU YARATMIŞ OLDUK ! VE DAHA SONRA DA “BİZ BÖYLE DEĞİLDİK, BEN BÖYLE DEĞİLDİM NE OLDU BÖYLE” DİYE SIZLANAN YETMİYORMUŞ GİBİ BİR DE NAZARA DAHA FAZLA İNANAN HACILARA HOCALAR GİDEN KİŞİLERE DÖNÜŞTÜK Dİ Mİ ?   (TÖVBE DEDİK VE İPTAL ETTİK BU OLUMSUZ CÜMLELERİ)
İŞİN ENTERESAN TARAFI DA , HERKESE GÜCÜNÜZÜ KEŞFEDİN,KENDİNİZİ FARKEDİN , ENERJİNİZİ DOĞRU KULLANIN DİYİP DURUYORUM KİMSE TINMIYOR FAKAT  FALANCA YERDE İYİ BİR HOCA VAR . OFFF BİR MUSKA YAZIYOR VAR YA ZIRH GİBİ KORUYOR SENİ. NE NAZAR NE NİYAZ DESEM HERKES PÜR DİKKAT KESİLECEK VE ÖĞRENMEK VE GİTMEK (YANİ UYGULAMAK) İÇİN SIRAYA GİRECEK :( ŞU BİLGİLERİ UYGULASANIZ DA KİMSEYE BAĞIMLI OLMADAN KENDİ GÜCÜNÜZÜ KULLANSANIZ YA ! ... 

NEYSE KONUMUZA DÖNELİM..  PEKİ BÖYLE DURUMLARDA VERECEĞİMİZ CEVAPLAR NASIL OLMALI ? 

 KONU HER NE OLURSA OLSUN CEVAP DAİMA  “ÇOK ŞÜKÜR” OLMALI ! 

TEK CEVAP BU..


İŞLER NASIL GİDİYOR ?  “ÇOK ŞÜKÜR. ALLAH HEPİMİZE DAHA GÜZEL GÜNLER GÖSTERSİN BEREKET VERSİN “
HAYAT NASIL GİDİYOR ? “ÇOK ŞÜKÜR. ALLAH HEPİMİZE DAHA GÜZEL GÜNLER GÖSTERSİN SEVDİKLERİMİZLE BİRLİKTE HEP MUTLU OLALIM”

DİLİMİZDEKİ DUA İSE DAİMA , HEPİMİZİN VE BÜTÜNÜN EN YÜKSEK HAYRINA OLSUN, BEREKET OLSUN, ŞİFA OLSUN , HUZUR , MUTLULUK VE ŞANS OLSUN..

YÜCE YARADAN HERKESİN GÖNLÜNE GÖRE VERSİN,  HERKESİN IŞIĞINI FARKETMESİNE YARDIMCI OLSUN, HERKESİN YOLUNU AYDINLATSIN VE DE KALBEN İNANDIM ONAYLADIM ÖYLE DE OLDU ÇOK ŞÜKÜR..

 BAK NE GÜZEL OLDU ŞİMDİ,  KARŞINIZDAKİ KİŞİ EĞER BU SORUYU İÇİNDEN GELEN BİR OLUMSUZLUKLA SORDUYSA ONU BİLE DÜZELTMİŞ OLDUNUZ VE IŞIK SAÇARAK ONU DA AYDINLATTINIZ ! OHHH İŞTE BUDUR !


VE TABİİ Kİ HER ZAMAN OLDUĞU GİBİ BEN YİNE NACİZANE DOKUNUYORUM VE GERİSİNİ HERKESİN ÖZGÜR İRADESİNE VE TERCİHLERİNE BIRAKARAK,  YOL ARKADAŞLARIMLA SAYICA SÜREKLİ ARTARAK VE DE  AYNI KARARLILIKLA IŞIĞA DOĞRU YÜRÜMEYE DEVAM EDİYORUZ..

YÜCE YARADAN HEPİMİZİN YOLUNU VE RUHUNU AYDINLATSIN..
VE DE ÖYLE ÇOK ŞÜKÜR..

ALEV CEDİMAĞAR
Enerji Gurmeliği de yapan bir ŞİFA VE YAŞAM TERAPİSTİ ;)
:* 

20 Ekim 2014 Pazartesi

KASIM AYINA DOĞRU İLERLERKEN , YÜKSELEN ENERJİNİN ÜZERİMİZDEKİ ETKİLERİ..


Ekim Ayının sonlarına yaklaşırken daha önce bahsettiğim gibi 2014 Değişim ve Dönüşüm yılının en çok kuvvetlendiği ve de zorladığı dönem içine de girmiş bulunuyoruz. Fakat bu zorlayıcılığı lütfen olumsuz olarak değerlendirmeyin. Hatta hayatınızda olan biten hiçbirşeyi olumsuz olarak değerlendirmeyin. Artık bakış açınıza “Her ne oluyorsa Hayrıma Oluyor” düşüncesini yerleştirme zamanınız geldi. Her ne oluyorsa olması gerektiği için ve Hayrımıza oluyor. Velhasıl Girdiğimiz dönem içinde bu zorlayıcılık da yine tekamülümüzü hızlandırmak, bilinç ve farkındalık düzeyinde sıçrama yapmamızı sağlamak için olumlu bir  silkeleme..
Bu dönem yeme alışkanlıklarımız gerek miktar gerekse çeşit olarak değişmiş olabilir. Yeme miktarı derken, Bedenin hafifleme ihtiyacından dolayı daha az yemeye eğilimli olabilirsiniz.  Sebze yemekten hoşlanmıyorken birden bire sebze yemekleri gözünüze kuzu çevirme gibi görünmeye başlayabilir :)) Ya da tam tersi.. Ağzıma et sürmem derken  ızgara etler , köfteler ilginizi cezp etmeye başlamış olabilir ;) Her halukarda bu konuda da direnç göstermeyerek, bedeninizin istekleri doğrultusunda hareket etmenizde fayda var. Bu geçici mi yoksa kalıcı mı diye düşünmeyin, kendinize engeller yaratmayın. AN itibariyle ne ise ona uyun ve Değişimi bu anlamda da sevgiyle yaşayın. Hatta bedeninizle konuşursanız size niye böyle bir değişime ihtiyaç duyduğunu bile anlatabilir;
Sürekli Şikayet eden ağlayan sızlayan bir yapınız varsa, Bir yanım Yaradana Teslim diğer yanım ise “ya bir şey olursa”, “ay ne olacak, nasıl olacak” vs.  vesvesesi yaşayanlardansanız o zaman artık yavaş yavaş tarafınızı seçin derim. Ya eski enerjiyle kanka olup," böyle geldim böyle giderim. Artık sonraki hayatlarımın  birinde hallederim elbet bu  karmayı. bu hayatı ağlayıp sızlanarak ve bana gösterilen yol işaretlerini görmemezlikten gelerek geçireyim"  diyerek sayısız dünya'da enkarne seyahatlerinize şimdiden "Merhaba" diyebilir,  Ya da artık eski enerji ile ilginizi keserek YARADANA TESLİM ve ŞÜKÜR ile Kendi Gücünüzün Farkında olarak, Kontrollü ve Dengeli ilerlemeyi seçebilirsiniz.
******Bu arada farkında olmak ile Dikkatli olmak farklıdır.  Dikkatli Olmak zorlayıcı ve gerginlik yaratan bir durumdur. Dikkatini bir şeye vermek için başka bir şeyden uzaklaştırman gerekir.  Farkındalık ise bilinçli olarak her şeyle ilgili olmak demektir.  Neler olup bittiğini bilirsin, bilinçli olarak bilinç altı değerlendirirsin ve anlarsın. Burada önemli olan anladığını değerlendirme kısmıdır. Bunu yaptıkça farkındalık kuvvetlenir. Yani Bizim yapmamız gereken "Farkında" Olmaktır.******
Bedeninizde özellikle sırtınızda omuzlarınızda ağrılar olabilir. Omiriliğinizde ağrı ya da elektrik geçmesi gibi sızılar olabilir. Bunlar enerjinin yükselmesiyle birlikte bedeninizin uyumlanma sürecinde yaşadığı fiziksel tepkilerdir. Bunun yanı sıra Şu sıralar, 3. göz noktanızda yani iki kaşınızın arasında bir büzüşme gibi, kramp gibi bir his duyabilirsiniz,  Unutkanlık artabilir. Hatta anlık saliselik zamanlarda sanki tansiyonunuz düşmüş gibi “şöyle bir gittim geldim sanki” dediğimiz durumlar olabilir.  Bu da enerji uyumlanmasından kaynaklanan ruhsal geçişlerle yaşanır. Yaşanılan yoğun Gripler de bu dönemin en tipik tepkilerinden biri. Bağırsak sendromlarına da dikkat etmenizi tavsiye ederim. Bağırsak ile ilgili problemlerde size verilen mesaj maddiyat ile maneviyatı dengelemeniz gerektiğidir. Maddiyat öne çıktıysa inançlarınız yani maneviyatınız zayıfladıysa bunu önce bağırsaklar haber verir ;)  Bu dönem yapmanız gereken en önemli durum TEMİZLİK yapmaktır. Bedeninizde biriktirdiğiniz tüm negatif düşünceleri artık gönderin. Eskiye dair ne kadar eski enerji varsa gönderin. Bunları bulup yok etmenin de en iyi yolu sizi huzursuz eden ne varsa onları irdeleyerek bulup göndermektir.  BANA ULAŞAN BENİ OLUMSUZ ETKİLEYEN TÜM NEGATİF ENERJİLERLE OLAN BAĞIMI KESTİM  diyerek içsel, hissederek niyetlenmenizi ve mümkünse bu içsel yolculuğunuzu bitirdikten sonra da  kaya tuzu veya üzüm sirkesi ile bir duş alarak tüm negatif enerjiyi akıtmanızı tavsiye ederim.
Bu arada unutulmaması gereken en önemli durum ise şudur :  Yanlış Yok, Hata Yok, Keşke Yok,Günah Yok, Ayıp Yok yok yok .. Velhasıl her ne oluyorsa olması gerektiği için oluyor ve geçmişte de ne olduysa, O zamanki doğrularınızla aynen olması  gerektiği gibi oldu ve bitti.. Artık kendini suçlamayı bırakarak Değişime kucak açmalı aksine yaşadığın güç durumlarda aldığın tüm kararlar ve yaşama gücün için kendini kutlamalısın ve  hatta kendine sarılmalısın. Verdiğin tüm kararlar DOĞRU, Yaptığın her şey DOĞRU idi ve seni bu günlere bu farkındalık düzeyine getirdi. Ne mutlu sana :)
Velhasıl Seneyi artık enerjilerle debelenmeden , kavga etmeden , uzlaşarak,  Yaradana Teslim Olarak, Ne oluyorsa Hayrımıza olduğunu bilerek, Şükrederek , Sakin , Huzurlu , Şifa ve Aşk Dolu bitirmeye niyet ediyor ve Tüm Pozitif Enerjiyi ve Değişimi Sevgiyle Kabul ediyoruz.  ve de öyle çok şükür..
Hepimizin ve Bütünün En Yüksek Hayrına IŞIK OLsun.. ve de OLdu çok şükür..

Alev Cedimağar
Enerji Gurmeliği de yapan bir Şifa Terapisti ;)
:* <3

17 Ekim 2014 Cuma

Mucizelere açılan Kapı.. RUHSAL ORUÇ !

Olumlu düşünmek olumlu davranmak, beyni kontrol altına alarak ruhun terbiye edilmesiyle mümkün olur.. Peki nasıl ? Bunun için en hızlı ve bildik metod olan ORUÇ tutmak gerekiyor. Fakat bu kez RUHU VE BEYNİ TERBİYE VE KONTROL ETME ORUCU.

Bugün itibariyle istediğiniz bir saatte (isterseniz bu gece yatarken) 21 GÜN OLUMLU DÜŞÜNME ORUCU tutacağınıza niyet edin. Bu süre zarfında hem kendiniz hem de çevrenizdeki herkes ve tüm yaşam ile ilgili ASLA olumsuz hiçbirşey düşünmeyecek ve konuşmayacaksınız. Aklınıza gelen ya da o an ağzınızdan çıkan olumsuz bir sözü, düşünceyi hemen tutarak İPTAL EDECEKSİNİZ. İnancınız doğrultusunda, isterseniz TÖVBE ESTAĞFURULLAH diyebilirsiniz. Ya da İPTAL ETTİM diyerek iptal edebilirsiniz. Önemli olan o sözden duyduğunuz rahatsızlık ve söylememiş olma niyetinin ifadesi ve bu duygunun sizi otokontrole itmesidir.
Ve hergün ruhsal boy abdesti almayı da unutmayacaksınız Şöyle ki : BİLİNÇLİ YA DA BİLİNÇSİZ DÜŞÜNDÜĞÜM KONUŞTUĞUM OLUMSUZ TÜM DÜŞÜNCELERİMİ VE SÖZLERİMİ İPTAL EDİYORUM. (TÖVBE DİYORUM) Şeklinde.. 

21 Gün boyunca  bu Oruca disiplinli devam ettiğinizde hayatınızda ve kendinizde inanılmaz değişiklikler olmaya başladığına bizzat şahit olacak ve belki de şu ana kadar inanmadığınız Mucizelerin hayatınıza nasıl aktığını bizzat yaşayacaksınız..  (Olumlu düşünmek ve olumlu cümleler kurmak ile ilgili daha önce bir yazı yazmıştım...)

Sevgi dolu, Mucize dolu Aydınlık Günlerimiz Olsun diyelim ve OLDU.. 

Alev Cedimağar  
Enerji Gurmeliği de Yapan bir Şifa ve Yaşam Terapisti

Enerji, Düşünce Gücü, Sonsuz Şifa..

Düşüncelerin Gücü, Şifa Çalışmaları, Hastalıkları iyileştirme, Yaratılan herşeyin sadece bir enerji olduğu . Enerjinin farklı titreşimleri ve frekanslarından farklı görüntülere sahip olduğumuzu (insan, dünya, toprak, su , hava ve de herşey) Ayrıca YARATICILIK gücümüzü kullanmalıyız derken bunun nasıl olduğu , OLdu dersek OLur sözünün anlamı. Herşeyin başı öncelikle İNANÇ OLduğu.. ve de konuştuğumuz herşey aşağıdaki kısa video'da özetlenmiş..
HAlen inanmıyorsanız acele etmeyin daha zamanınız var demektir. Eğer inanıyorsanız da lütfen artık bilgilerinizi uygulayın yani acele edin 
AlevCe

16 Ekim 2014 Perşembe

Küçük Kız

Kaç gündür yazacağım bir türlü fırsat bulamıyorum. Şu an hazır işler bitmişken paylaşayım..
Sizin de farkettiğiniz gibi çok gözlemciyimdir. Yani gözlemci derken çevremdeki herşeye karşı duyarlı ve farkında biri anlamında. Çocukluğumda da böyleydim. Bir yerde oturup insanları izlemeyi ve neyi neden yaptığını anlamaya çalışmayı severdim. Sonra yaşadığım çok enteresan olaylarla pek çok İlahi Mesajın insanlar vasıtasıyla da geldiğini farkettim. Hani büyüklerimiz derler ya "Allah bir kuluna yardım etmek için başka bir kulunu kullanır" diye.. İşte öyle birşey. Kafama takılan bazı soruların cevapları hiç olmadık insanlar tarafından "ne alaka" dediğimiz durumlarda kelime kelime düştü önüme.. Bunların haricinde aramızda insan formunda yaşayan ya da ihtiyacımız olduğunda insan formuna girip bize ışık tutan ışık varlıklar olduğunu da deneyimleyen biri olarak, Evrenin her şekilde bizimle konuştuğunu önemli olan bizim tabelaları görmek ve mesajları duyabilmek olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim :)

Şimdi gelelim Güzel Minik Kıza :)
Geçen Hafta Yani havaların çok güzel olduğu zamanlar sahildeyim ve çocuk parkına yakın bir bank'da oturuyorum. 4 yaşlarında Hayatımda gördüğüm en güzel kız çocuklarından birini gördüm ve gülümsedim. O da bana gülümsedi. Yanıma geldi. Normalde öyle çocuklara yapışan şapur şupur öpen bir insan değilim. Sadece çocuğu düşündüğüm için hijyenik açıdan dokunmam. Uzaktan gözlerimle severim ya da en fazla annesinden izin alıp kollarını falan öperim  :) Neyse gelelim kız çocuğuna (ismini bile bilmiyorum) içimden ona bir sarılıp öpmek geldi. Ona sordum "Seni öpebilirmiyim" diye. "Hayır çünkü ben Sağlıklıyım" dedi .. Sağlıklıyım diye cevap vermesi çok ilginç geldi. (Sağlıklıyım bir olumlama kelimesidir. Hasta olmak istemiyorum yerine Sağlıklıyım deriz) Çünkü normalde çocuklar "hasta olurum sonra" der. Hatta büyükler bile böyle der   Peki dedim nasıl istersen ben de seni uzaktan severim. Sonra iyice yaklaştı yanıma geldi. "Hayır dedim üzdüm mü seni" dedi (!) Ben bir şaşkınlık daha tabii.. "Hayır üzmedin tabii ki" dedim. Yüzüme baktı " Eğer seni üzdüysem Allah da çok üzülür" dedi !!!! Kulaklarıma inanamadım ne diyeceğimi şaşırdım. Tekrar "Hayır üzülmedim" diyebildim. Sonra "Annenler nerede" dedim. Arkasını döndü parkın karşısında oturmuş bir grup kadına doğru işaret etti "işte şurada" dedi. Dikkatimi çeken şey, O kadınlar içinde bize bakan hiç kadın yoktu. Çünkü normalde anneler çocuklarını takip eder gözlerini ayırmaz çocuklarının üzerinden.. neyse sonra döndü "ben seni çok seviyorum" dedi !! "Seviyorum" Nasıl yani ? Sanki hep tanışıyormuşuz gibi.. Neyse daha yaşı küçük bunu çok önemsemedim ben de seni çok sevdim yerine aynı şekilde karşılık verdim. "Ben de seni çok seviyorum" dedim   Sonra oturduğum bankın yanında uzun süredir uyuyan köpek ayağa kalktı yanıma geldi burnunu kollarımın arasına soktu. Onu severken , Küçük kıza "sen de köpek severmisin" demeye hazırlanıyordum ki kafamı bir çevirdim kız gitmiş. Meydana baktım yok. (Kıza bakmadan direkt Köpekle ilgilenmem en fazla 10 saniyedir.). Sonra işte annem orada dediği yere baktım. Aynı kadınlar kendi hallerinde oturuyor küçük kız yok. Kalktım çocuk parkına baktım orada da yok.. Bu benim hemen hemen benzer bir olayı 2. yaşayışım oldu. ilk'i 2001 yılında bir otobüs durağında olmuştu.  Birgün anlatırım :)
Kendi kendime "Yüce Yaradanı ve onun Yarattığı tüm varlıkları herşeyi sevgiyle selamlıyorum ve varlığım için herşey için şükrediyorum" dedim ve hazır kalkmışken artık alışverişimi yapayım eve döneyim diyerek yürümeye başladım Gülümseyerek.. 

Alev Cedimağar
Şifa ve Yaşam Terapisti 

Değişim zamanı

Bu yaşınıza kadar yaşadığınız hayat sizi hayallerinize ulaştırmadıysa ve halen kendinizi çıkmaz bir yolda Mutsuz ve Avare hissediyorsanız, Değişim vakti gelmiştir. Tüm eski alışkanlıklarınızı tüm eski enerjileri bırakma vakti gelmiştir. Kendinizi bir elden geçirip tamir etme vakti gelmiştir. Eğer dışarıdaki değişim içinizdeki değişimi geçiyorsa mutsuzluk ve başarısızlık kaçınılmazdır.. Hayatta Değişmeyen tek şey DEĞİŞİM'in ta kendisidir !

Alev Cedimağar
Şifa ve Yaşam Terapisti

Vazgeçmenin Paradigması

ÇOK AMA ÇOK ÖNEMLİ OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜĞÜM BİR BİLGİ...  

VAZGEÇMENİN PARADİGMASI

Vazgeçmenin Paradigması Bir şeyi elde etmenin yolunun ondan vazgeçmek olduğunu size söylesek pek inandırıcı gelmez ama biz yine de anlatalım. 

İşe bir örnekler başlayalım; 

Ayşe ve Ali adında iki tane konu mankenimiz var. Her ikisi de ortama bir mahallenin çocuklarıdır. 18-22 yaşları arasındadırlar. Ayşe ortalama bir kızdır belki liseyi bitirmiştir belki bitirememiştir. Belki de Açık Öğretim’de filan okumaktadır. Öyle dikkat çekici bir güzelliği yoktur. Hatta bir çok yanını kusurlu bulmaktadır. Bir havası, tarzı, belli bir mesleği ya da geliri de yoktur. Ayşe ciddi bir özgüven sorunu yaşamaktadır çünkü her gün çeşitli dizilerde gördüğü yaşıtları ile rekabet edecek gücü ve özellikleri kendinde görememektedir. Ne onlar kadar güzel, havalı, seksi, diri, çekici ne de onlar kadar eğitimli, kariyerli ve gelir sahibidir. O filmlerdeki kızlar gibi “asil” bir aile yerine ortalama bir aileden gelmektedir. Hayata nasıl tutunacağını bilemez, gelinlik çağına gelmiştir ama ciddi bir talibi olmamıştır. Dahası ondan daha güzel olan mahallenin kızlarına bile talip olan çıkmamaktadır. Henüz aile ve etraf tarafından evlilik konusunda baskı altına alınacak yaşat değildir ama zaman zaman bu durum kafasına da takılmıyor değildir. “Ya evde kalırsam?” korkusu daha çok evde kalmış kızları gördüğü zaman akraba ve mahalle kızlarını gördüğünde aklına gelmekte ama bu durumu umursamamaya çalışmasına rağmen yine de kafasından çıkarıp atamamaktır. Televizyondaki kadınlarla nasıl rekabet edecektir. Özgüveni darbeli, hüzünlü üzüntülü, keyifsiz, neşesiz mutsuz ve umutsuz bir kız olmuştur. Yaşama sevincini kaybetmiştir. Herhangi bir şey için kendisinde “yapma ve harekete geçme” enerjisi bulamamaktadır. Çok çeşitli, karmaşık uygular içinde “zihinsel bir sürüklenme” yaşamaktadır. İşe Ayşe’nin bu durumuna “paradigma A” diyelim. Bütün bir araya gelmiş çok çeşitli enerji matematik konumlanma oluşturmuştur ve sonuç mutsuzluk ve özgüven yoksunluğudur. Birden sahneye Ali çıkar. Ali, kendine göre doğru bir sistem kurmuştur. Genel paradigmalara uygun yaşamış, gerekenleri yapmış, kendisi ile barışık tatminkar ve mutlu bir gençtir. Bir meslek lisesinde meslek öğrenmiş çıraklık ve kalfalık yaptıktan sonra usta olmuş, askere gidip gelmiş şimdi de küçük bir atölye açmıştır. Şimdi sıra evlenmeye gelmiştir, yine kendine göre “uygun” olarak gördüğü Ayşe ile ilgilenmekte ve onu “evinin kadını” yapmak istemektedir. Zaten birbirlerini çocukluktan beri tanımaktadırlar, Ayşe mahallenin kızıdır. (Bildiktir) Ali, duygularını ve düşüncelerini Ayşe’ye “açar”. Onu beğendiğini, onunla evlenmek istediğini, söyler. O andan itibaren her ikisinin de paradigmasını değişir. Ayşe “A” konumundaki çaresiz beğenilmeyen talep edilmeyen bir kız konumundan “B” durumuna, yani talep edilen istenilen, beğenilen bir kız durumuna geçer. “Paradigma A’nın matriks alanı “Ali”nin söyledikleri ile yıkılmıştır. Bu şekilde Ayşe’ye özgüvenini tetikleyecek bir enerji akımı Ali’in matriksinden geçmiştir. Dış dünyaya başka gözlerle bakmaya başlar çünkü Ali’n farkında olmadan gönderdiği enerji Ayşe’nin enerji alanına yeni bir güç katmıştır. Ayşe “B” paradigması enerjisi ile hareket etmeye başlar. Özgüveni başka bir paradigmaya, yani kafasındaki hedefe ulaşabilmek için “uygun kuvvete” ulaşmıştır. Ayşe’nin kafasında hedef her zaman dizilerdeki hayat olmuş ama bunun için yeterli özgüven enerjisine sahi olamamıştır. Ayşe yeni özgüven enerjisini “talep edilme” paradigmasından almıştır. Sadece bundan dolayı “Ali” ye hayır der. Ali’nin farkında olmadan Ayşe’ye kattığı enerji “Ali”ye “hayır” olarak geri dönmüştür. Gerçekte ise, yani somut dünyada somut veriler silsilesinde ne Ayşe’nin ne de Ali’nin hayatında hiçbir değişiklik olmamıştır. Maddi dünyaları somut kalırken, psikolojik dünyaları değişmiştir. Ayşe ne daha fazla güzelleşmiştir ne de Ali daha fazla yoksullaşmıştır. Ayşe, Ali’nin evlenme teklifine “hayır” diyerek “B” paradigmasından “C paradigmasına geçer. O artık sadece “talep edilmiş” değil aynı zamanda “hayır” demiş bir kişidir. Potansiyel enerjisi daha da büyür, etkinleşir. Kafasındaki hayallere ulaşabilmek içi gerekli enerjiyi bulduğunu hissetmektedir. Ali’nin teklifini kabul ederek bir esnafın karısı, ev hanımı olmaktansa dizilerdeki kızların dünyasına benzer bir dünyaya girmek niyetindedir. Ali ise bu duruma bir anlam veremez. Çünkü her şey “uygun-makul” görünmektedir. Ali bir ev geçindirecek durumdadır. Eliz yüzü düzgün, karakterli, kişilikli bir gençtir. Ayşe de kendi mahallesinden biri, kendisi gibi ortalama bir insandır. İki “ortalama” insanın evlenmesinden daha “doğal” ne olabilir? Ali, Ayşe’den vazgeçmek istemez. Onu kendisine bağlamak ve ikna etmek için çabalar göstermeye başlar. Ali farkında olmadan “Korteks Bilinçaltından” bir kız tarafından “istenmeyen adam” paradigmasından “bir kız tarafından istenen adam” paradigmasına geçebilmek için savaşmaktadır ama bunun farkında bile değildir. Ayşe’ye hediyeler verir, ikna konuşmaları yapar, araya aracılar koyar, ilanı aşk yapar. Ali’nin bütün bu çabaları sadece Ayşe’nin “C” paradigmasından “D” paradigmasına geçmesini sağlar. Özgüveni daha da artar, enerjisi çoğalır. Ayşe, artık bir erkeğe acı verebilecek kadar kuvvetli bir kızdır çünkü uğruna bir erkek yırtınmaktadır. Ayşe’nin potansiyel enerjisi ve özgüveni tavan yapar. O artık dizilerdeki kızlar gibi bir erkeği parmağında oynatacak kıvama gelmiştir. Ve bu gücü elde etmek için “hayır” demenin dışında bir şey yapmamıştır. Bir “hayır” sayesinde büyük bir ruhsal dönüşüm gerçekleşmiştir. Diğer yandan ise Ali de “A”paradigmasından “B” ve “C”, son olarak “D” konumuna geçmiştir. Artık yalvarmaya başlamıştır. Ayşe ile görüşmemekte, yüz yüze gelmemektedir. Şimdi artık “e” paradigması söz konusudur. Daha düne kadar mutlu ve düzenli bir şekilde yaşarken Ali şimdi kendini içkiye, hüzne ve mutsuzluğa vurur. Sürekli “olumsuz enerji” üretmektedir. Ayşe’yi düşünmekte, başkalarına sürekli ondan ve başına gelenlerden bahsetmekte ve ilgili düşünceler ve hayaller geliştirmektedir. İşte, Ali’nin “e” paradigmasında oluşturduğu enerjiler, adres Ayşe olduğu için TümAn alanında (soyut matriks) doğrudan Ayşe’nin matriks alanına ulaşmakta ve ona yeni enerjiler katmaktadır. Ali, “Ayşe” dedikçe onu düşündükçe ondan daha fazla uzaklaşır. Ali farkında olmadan Ayşe için acı çektikçe, onu düşündükçe, onu kendinden uzaklaştırmaktadır. Çünkü Ayşe yine Korteks bilinçaltında, kendine güç katan enerjilerin kaynağını Ali’nın acı çekmesinden, onu talep etmesinden kaynaklandığı “bilinçsiz-bilme” yolu ile bilmektedir. Bu sürecin devam etmesi için Ali’nin “E” paradigmasında kalması yani acı çekerek Ayşe’ye olan aşkının “talep” sürecinin devam etmesi gerekmektedir. Ali, “E” konumunda yani bir kadına aşkına ilan etmiş, aşkından vazgeçemez halde acı çekerek kuvvetli bir anlam enerjisi üretmektedir. Mahalle meyhanesinde oturup içki içerken o sırada meyhaneye ünlü üstat-bilgin Horasani gelir. Bir dünya adamıdır Horasan, belli bir milliyeti yoktur. Her dili ve her hali bilmektedir. Ali, son çare olarak durumunu Horasani’ye anlatır ve yardım ister. Horasani bilmenin ve bilginin ne kadar değerli olduğunu göstermek için ondan bilgi karşılığında maddi bir şeyler ister. Ali bedel ödemeden bilgiye sahip olsaydı ne o bilgiye ne de o bilgeye değer verirdi. Bilginin bedelini aldıktan sonra Horasani şunları söyler; “Ayşe’nin sana dönmesini istiyorsan en ondan “vazgeçmelisin” . Hem de gerçek anlamda. O zaman o sana geri dönecektir. Çünkü Ayşe, herhangi bir maddi temeli olmadan (Burada düşüncenin düşünceyi ve her ikisinin de maddi süreci nasıl değiştirdiği izleyin). Sadece senin ona gönderdiğin olumlu ya da olumsuz enerjileri kullanarak, kendini üstün bir konuma getirdi. Bu durumun devam etmesini istediği için senin acı çekmeni istiyor. Ondan vazgeçtiğin zaman artık onun faydalandığı enerjileri üretmemiş olacaksın. Çünkü o senin, onun hakkında her türlü enerjiyi “soyut alanında” alıyor ve kullanıyor. İkinizin arasında kuvvetli bir soyut bağ oluştuğu için sen eğer enerji üretirsen o doğrudan ona gidiyor. Onu görmesen de onunla konuşmasan da soyut alanda senin zihnin onun zihnine bağlı. Bundan sonra bu enerjileri üretmeyi bıraktığında o enerjisiz kalacağı için bilinçaltı harekete geçecek ve enerjinin kaynağı sen olduğun için sana geri dönecek. Çünkü o senin ürettiğin enerji olmadan özgüvenini sürdüremez. Yeniden özgüven kazanmak için enerjinin kaynağına yani sana dönerek sorunun ne olduğunu almak isteyecektir. Hisler boyutunda onu yücelten enerjinin kaynak bilgisi ondan mevcuttur. Bu şekilde ama başka mazeretler sana döndükten sonra, enerjinin devam etmesi için daha tavizkar olacaktır. Ancak bu kez e senin artık onu istemiyor olma ihtimalin ortaya çıkar. Çünkü kendinin “istememe” paradigmasına koyduğun an artık sen eski sen olmayacağın için bu kez sana geri döneni kabul etme isteğin olmayabilir. Bu örnek; Zihinlerin, soyut matriks alandan nasıl birbirlerine bağlandıklarını uzaktan etkilediklerini ve bağlantıların enerjilerinin birbirine akması trafiği mevcuttur. Yani sadece “Hayır” ya da evet diyerek bile çok kuvvetli paradigma değişiklikleri sağlanabilir. 
Alıntı