4 Mart 2019 Pazartesi

Sözünü tartmadan konuşuyorsan..


"Lafı söylersen cevabını alırsın o yüzden ağzından çıkanı kulağın duysun sonra cevabını alınca kalbin kırılmasın"
derdi Annem 
ve bir de 
"Birisi konuşurken laflarıyla seni üzüp kırma rahatlığı gösteriyorsa, sende cevap verme ve bunu neden yaptığını sorma özgürlüğünü göstereceksin.." derdi...

İşte biz buna DENGE diyoruz..
ya da ne ekersen onu biçersin 

Alev Cedimağar


3 Mart 2019 Pazar

Bugün 3 enerji portalına giriyoruz.. Yani 03.03.2019


03.03.2019
3.3. (2+0+1+9 = 12 =1+2 = 3)
Yani
03.03.03

Bu seneye ait ilk portalı bugün geçiyoruz.
2. portal ise 12.12.2019 yılında gerçekleşecek. O da bizi 2020 yani 4’ün Sevgi ve Birlik enerjisine doğru “daha da yoğun”  hızlandıracak.
Lakin önce bugüne dönelim.
Peki bu 3.3.3. portalı ne anlama geliyor ?
Portal yeni bir enerji koridoruna giriş kapısıdır.
Enerji portallarını daha önce açıklamıştım yine kısaca bahsedeyim.
Bizim Dünya’da Bilincimiz yükseldikçe haliyle titreşimimiz de yükselir. Her yükselen titreşim Evren’de ya da ilahi sistem de serbest halde olan hortumları kendimize doğru çekmemizi sağlar. Yani bir çekim yaratır. Ve bu hortumların bir ucu kaynağa yani Yaratıcı Güce bağlıdır. Serbest kalan tarafı da çekim gücüyle paralel dünya’ya doğru döner ve bağlanır. Burada sayılar (mesela 3 portalı) aslında biraz da simgeseldir. Nitekim sadece bu günlerde değil biz bunu düşüncelerimizle sürekli yapıyoruz. Sadece bu senkronize günler de kolektif bilinç olarak bu günlere odaklandığımızda ve güzel bir şeyler olacağını düşündüğümüz için çekim gücümüz artıyor. Aslında bu biraz tavuk mu  yumurtadan yoksa yumurta mı tavuktan çıkar ? sorusuna benziyor. Biz mi yaratıyoruz da çekiyoruz ? Yaksa yaratılanı mı kendimize çekiyoruz. Bence her ikisi de doğru ve güzel bir çakışma yaratıyor.

Tabii bu açıklamaları IŞIK yönünde yapıyoruz. Neyse ki Dünya bilinci hızla değişiyor ve IŞIĞA doğru kuvvetli bir yöneliş içindeyiz. Yani IŞIK çok kuvvetli ve zaten daima IŞIK kazanır ;)  Karanlığı da kendi Işığımızı kuvvetlendirerek her geçen gün daha da zayıflatıyoruz. Dolayısıyla Evrensel Denge gereği IŞIK ve KARANLIK daima vardır o yüzden karanlığı yok etmek gibi ütopik düşüncelere girip kendimizi kandırmak değil, Kendi Işığımıza güvenip Işığı kuvvetlendirerek yol almamız önemlidir.
Yani bu anlamda  portallara bizim ruhsal yükselişde bir basamak daha çıkmaya başladığımızı ya da ittirilmeye başlandığımızı gösteren ruhsal geçişler olarak görebiliriz.
Bu ayrıca 5. Boyuta doğru yol aldığımızın da bir işaretidir.
Hepimizin mi ?
Dünya’nın bilinç olarak yükseldiğinin bir işareti olmakla birlikte üzerinde yaşayan herkesin de yükseldiği anlamına gelmiyor. Sonuçta biliyorsunuz ki sürekli Dünya’ya öğrenmeye gelen yeni ruhlar var ve bu ruhlar farklı bilinç ve boyuttan geliyor.
Farkındaysanız dünya nüfusu sürekli artıyor. Yani bu sürekli yeni ruhların da geldiğini ve Dünya üzerinde bedenlendiğini de gösteriyor.
Mesela 2. Boyuttan gelen bir ruh bu dönem bedenlenmeyi seçtiyse o zaman hızlı bir tekamüle girmeyi de seçmiş olabilir ve dünya boyutuna önce 3.Boyut bilinciyle adapte olması gerekir ve yaşarken de hızla tekamül sürecini yükseltip yeni bilinç boyutuna uyumlanması gerekir ve bu adaptasyon süreci kendi çabası ve neyi neden yaşadığını anlayabilmesi, sorgulayabilmesi ile paralel ilerler. Tabii Dünya’ya ilk kez gelen ruhlar da var.. Bu döngü hep bu şekilde devam edecek. Ne zamana kadar ? işte orasını bilemiyoruz. Muhtemelen bunun cevabını Dünya’dan ayrıldığımızda açık bilinçle ait olduğumuz ruhsal varlığımızla öğreneceğiz. En azından bir şekilde öğreniriz diye düşünüyorum J))
Tabii bunların haricinde bir de Dünya’da yaşayıp eski öğreti ve inanç sistemine sorgulamadan sıkı sıkıya bağlıysa o zaman yeni enerji ve uyulmamalara bilinçsel ve ruhsal geçişi yine “uyanış” dediğimiz zamana kadar devam eder.
Ben bunu istasyonda durup gelip geçen trenleri seyredip “bu trenler nereye gidiyor herkes biniyor gidiyor, ben de binsem gitsem herkesin gittiği yerleri öğrensem. Hoşuma gitmezse zaten yine geri dönerim lakin bir denesem” diye merak edip düşünmeyen insanlara benzetirim.
Her halükarda herkes zaten olması gereken zamanda kendi ruhsal sıçrayışını mutlaka yapacaktır.  Çünkü Dünya bilincinden mezun olmadan üst boyutlara çıkış da olmuyor. Zaten artık çıkışlar dünya boyutunda yaşarken başlıyor ve bu bence çok önemli bir nokta..
Kısaca Herkes her şeyi aynı anda öğrenemez ya da anlayamaz ve bu da gayet normal bir tekamül süreci. O yüzden herkes kendinden sorumlu diyoruz.
Bu  portalların açılması bizi sene başından beri bahsettiğim CESARET ve ÖZGÜVEN KONUSUNDA  itmeye “hadi hadi yaparsın” demeye daha geniş bir açıdan zorlamaya ve bakış açımızı genişletmeye en önemlisi de anlamamıza yardım edip desteklemeye daha kuvvetli başlatıyor diyebiliriz. En azından bu yazının bile yazılmasına vesile olup harekete geçiriyorsa bu da çok önemli.
Yani  zaten hızlanan hayatımızın her anlamda daha da hızlanacağını da söyleyebilirim.
Bu şu demek oluyor; bir gün içinde 1 haftalık olay yaşamaya ve birini bitirip ötekine geçmeye daha hızlı devam edeceğiz.
Bunun da amacı bizi “Çözüm odaklı” ve “hızlı düşünmeye” alıştırarak “Harekete geçmemizi” sağlamak.. Tabii öncesinde diğer önemli dersleri de uygulayarak. İlk adım “Niyet etmek” ikinci adım ise “İstemek”ve yine temeli oluşturan ise, Cesaret, özgüven, sevgi, denge, farkındalık gibi artık öğrenmiş olduğumuzu düşündüğümüz kavramlar.
Malum zaman hızlandı bizim de hızlanmamız artık ah ile vah ile o zamanı harcamak yerine “bunu kendimin ve bütünün en yüksek hayrına nasıl çözerim ? Benim burada öğrenmem gereken ders nedir ? olumsuz gibi görünen bu olay olumlu olarak bana nasıl hizmet ediyor ? “ gibi sorular sormayı öğreterek kendimizi ve hayatı daha hızlı keşfetmemize yardımcı olmak için oluyor. Yani bizi hızlı öğrenim sürecine alıyor.
Lakin şurası da bir gerçek ki ,
Bu açılan portallar zaten hızlı ve “farkında” olanlar için çok  fazla bir anlam ifade etmiyor. O yüzden bu geçişlerde bir fark hissetmiyor da olabilirsiniz gayet normal. Bunun anlamı ya çok hızlanmış ve zaten herşeyin farkındasınızdır ya da çok yavaş ve hiçbir şeyin farkında değilsinizdir.
Dolayısıyla bu geçişleri yeni BAŞLANGIÇLAR yapmak ve hayatınızda sizi mutsuz eden artık size hizmet etmeyen her türlü olay, ilişki, davranış ve düşünme Şeklini DEĞİŞTİRMEK yani kısaca DEĞİŞİM için çok rahat kullanabilirsiniz.
Hatırlayın,
Hepimiz birer enerji varlıklarız ve hepimiz birer avatarız ! yani kendi gücümüzle her şeyi yapabilecek güçteyiz. Sadece kendimizi fark ederek kullanmayı bilelim yeterli. Tabii kullanmak derken tüm yeteneklerimizi de IŞIĞA doğru SEVGİ ile kullanmak önemli..
Velhasıl,
O zaman gülümseyin 333 !
diyerek,
Hepimize mucize, farkındalık, Aşk, Şifa , Bereket dolu muhteşem Başlangıçlar OLsun <3
Ve de öyle OLdu çok şükür.
Alev Cedimağar




28 Şubat 2019 Perşembe

Günün Niyeti..

"Bugünden itibaren artık beni mutlu etmeyen ve ruhsal gelişimime hizmet etmeyen her şeyi kendimden serbest bırakacağıma,
Bana iyi geleceğini bildiğim halde sürekli ertelediğim her şeyi kendime hatırlatmaya,
Değişim'den keyif almaya, zevkle ve Cesaretle Hayatıma uygulamaya niyet ediyorum."
Ve de öyle OLdu çok şükür..🙏❤️🙏
Alev Cedimağar

25 Şubat 2019 Pazartesi

Etki ve Tepki

Bir olay karşısında önce tepki gelir.
Etki daha sonra tepki'ye göre yol alır.
Eğer tepki olumsuz gittiyse etki de olumsuz devam eder. Lakin Farkındalık durumuna göre de etkiyi yine olumlu bir tepki ile dönüştürmek mümkündür.
Tepkiyi dönüştürmek ise yine bizim farkındalığımız ile paralel ilerler.
Tüm pozitif yönde olumlu dönüştürmelerimize rağmen karşımızdaki kişide bir dönüşüm gerçekleşmiyorsa bu ona ait bir bilinç ve davranış şeklidir. Yani "Bak bu kadar da olumlu davranıyorum yine de düzelmiyor" diye kendimizi yiyip bitirmenin anlamı yok. Anlamıyorsa, olmuyorsa olmuyordur. Çünkü herkesin tekamül ve bilinç düzeyi farklıdır. Bu yüzden herkes kendinden sorumludur ve kendi ruhsal yolculuğunu öğrenip anladığı ölçüde yapar.
Nitekim herkesin anlayıp öğrenme basamakları farklı olsa da her ruh, dünya'da ki öğrencilik sürecinde bu basamakları bir şekilde mutlaka çıkacaktır. Zamanı farklıdır o kadar.
Böyle durumlarda kendinizden eminseniz, ne yaptığınızı biliyorsanız, vicdanınız rahatsa izlemede kalıp rahat olun.
Siz rahat olunca aradaki enerji de rahatlayacak ve karşıdaki kişinin düşünme ve anlama alanı da genişleyecektir. Yani akışda kalarak hem kendinizi hem de karşınızdaki kişiye yeni bir enerji alanı açmış olursunuz.
Tabii bir de şöyle bir olay var,
Hep yazarım biliyorsunuz.
Hiçbirimiz sevgi pıtırcığı safdirik polyannalar değiliz. Elbette olan biten herşeyin farkında ve muhakeme yapabilecek güçteyiz. Yani tüm iyi niyetimize rağmen halen bizi üzmek için hamle yapmaya devam eden kişi ve durumlara karşı da DUR demeyi bilmeliyiz.
Dur diyebilmeyi bilmek için de önce kendi sınırlarımızı bilmemiz gerek. Kendi kişisel sınırlarını bilen yeri geldiğinde HAYIR diyebilen herkes bu DENGE'yi de rahatlıkla sağlar..
Özellikle bu hafta bu konulara özellikle dikkat etmenizi tavsiye ederim ;)
ve de öyle OLdu çok şükür..🙏❤️🙏

Alev Cedimağar

Hayatın içinden bir kesit..

Bugün sinema'ya giderken çok eski bir komşumuzla karşılaştım. Şu an yaklaşık 70 yaşlarında falan. Ben Selam veririm klasik nasılsınız der geçerim. Yıllar evvel bir gün annemle bir yere giderken karşılaşmıştık annem bana
" sakın durma direkt selam ver geç" demişti.
"Niye" diye sormuştum.
"Çok soru soruyor" demişti.
Önemsememiştim zaten samimi de değilim selamlaşıp gitmiştik. Bugün Annemin niye öyle dediğini daha iyi anladım.
Yine selamlaştık ben yürümeye devam ediyordum arkamdan seslendi
"O elindeki neyin kutusu ne aldın?" dedi.
Bende "birşey almıştım işte atıcam" dedim geçiştirdim.
Tam yürümeye devam ediyordum ki bu kez peşi peşine tüm "özel" sorular gelmeye başladı. Ben de aynı şekilde geçiştirerek ve bir yandan da adım adım yürüyerek cevaplıyorum. Fakat ben yürüyorum gitmem lazım falan umrunda değil. Direkt beni yakalamışken sormaya odaklanmış :))) Sanki Alevi görürsem şunları sorucam diye ezberlemiş gibi :)))
Sonra "yine" onu hiç ilgilendirmeyen bir şey daha sorunca
"Niye bu kadar merak ediyorsun benim hayatımı ?" dedim.
"Eski komşuyuz tabii merak ederim" dedi
Tövbe yarabbi yaaa :))))
"Eee ben senin hayatını hiç merak etmiyorum. iyiysen, sağlıklıysan mutlu oluyorum o kadar. Sana şimdiye kadar hiç böyle özel sorular sordum mu ?" dedim.
Bir durdu. O hazır durup sendelemişken ben,
"hadi iyi akşamlar" dedim yürümeye devam ettim.
Sonra da kendime kendime Genç Ruhları düşündüm. Hatırlarsanız geçen gün yazmıştım. Yaşlı bir bedende de olabilir. Bedenin ruhla ilgisi yoktur diye.. İşte dedim genç bir ruh ! Öğreniyor ve de öğretiyor !
Sonra çocukken annemle bir konuşmamızı hatırladım. O zamanlar çok tuhaf konuşan bir komşumuz için  bir şey söylemiştim hatırlamıyorum. Annem de "lafına değil yaşına saygılı olacaksın. kocaman kadın" gibi bir şeyler söylemişti. Ben de " iyi de yaşlı kadının daha düzgün konuşması gerekmez mi ?" demiştim. Annem de "öyle ama ne yapacaksın ? Terbiye mi edelim kocaman kadını" demişti..
Tabii sonraları anladım öğrendim.
Gerçekten yaşın yaşanmışlıkla ilgisi yok, yaşadıklarından ders alıp olgunlaşması ve kendini geliştirmesiyle alakalı. Yoksa beyhude geçen bir ömür oluyor..
Bu da benden size gece sohbeti olsun. Bir de içimde kalmasın paylaşayım dedim. Sonuçta bu örnekler hepimizin çevresinde var. Yeter ki biz onlardan biri olmayalım ;)
Hepimize çok yüksek farkındalıklı, Bilinçli, Denge'de bir hayat OLsun. Zaten bunlar olunca gerisi muhteşem geliyor ;)
Alev Cedimağar

22 Şubat 2019 Cuma

Depremler, Değişimler ve BİZ

Arkadaşlar,
Biz nasıl kendi hayatımız içinde bir sürü değişimden geçiyorsak sonuçta yeryüzü de bizimle birlikte geçiyor. Çünkü Dünya'da ve tüm evrende BÜTÜNÜZ. 
Enerji akışları bizi uyumlarken ve titreşimimizi bilinçlerimize göre farklı farklı yükseltirken elbette bizim değişimimiz de tüm Evreni herşeyi etkiliyor.
Aslında bu yeryüzündeki değişimler de bizim başardığımızı gösteriyor. Eğer başarmasaydık bu kadar yüksek bir bilinç çıkışı yaratmasaydık yaprak bile kıpırdamazdı. Yani bu açıdan baktığımızda gerçekten kutlanması gereken ve ŞİFA OLan hareketler yaşıyoruz.
Dolayısıyla korku enerjisi yayarak mevcut enerjiyi kilitlemek ve kuvvetlendirmek yerine Dua ve niyetlerimizle Toprağı BÜTÜNÜN en yüksek hayrına Şifalandırmak bizi rahatlattığı gibi Toprağı ve tüm yeryüzünü de rahatlatıp sakin bir akış sağlar.
Elbette insanız ve elbette kontrolümüz ve onayımız dışı gelişen doğa olaylarından korkabiliriz çok normal. Lakin aslında bu da bizim Ruhsal Değişim onayımızla olduğunu anlarsak o zaman yine ruhsal enerjimizle kontrol edebileceğimizi de farkederiz.
Bizler insan formunda enerji varlıklarız. Herşey bir enerji ve hepimiz bu durumda birer Avatarız. Bunu iyi düşünün ve enerjinizi düşünceletinizle birlikte doğru ve pozitif yönlendirin diyorum naçizane..
Bu arada Toprağı Şifalandırmak ile ilgili sayfamda ve grubumda çok yazdım. Ayrıca ŞİFACI kitabımda da çok detaylı tüm dua ve Şifalandırma teknikleri yazıyor. Lütfen okuyun ve uygulayın. Çünkü oturduğumuz yerde ah vah deyip gereksiz laflarla hiçbirşey olmadığını artık biliyoruz degil mi ? 
O zaman Sevgiyle IŞIĞA giden yolda tüm Pozitif değişimi sevgiyle kabul ediyor ve en yüksek farkınfalıkla da ŞİFA ile yürümeye devam ediyoruz çok şükür 👐💕👐
Alev Cedimağar

20 Şubat 2019 Çarşamba

Zaman yavaşladı mı ? Hızlandı mı ?

Zaman yavaşladı mı ? Ya da hızlandı mı ? Gibi geçişler yaşayabilirsiniz.
Zaman yavaşladı gibi geliyorsa siz hızlanmışsınızdır yani titreşiminiz değişmiştir.
Zaman hızlanmış gibi geliyorsa yine titreşiminiz değişmiş ve fark etmeye başlamışınızdır.
Zamanı bükmek kişisel alanda olur. Bütünün tekamülünü etkilemez. Zaten etkiliyorsa (niyet oysa) bu bütünün tekamülüne müdahaledir. Negatif eyleme girer.
Çünkü bazı insanlar "aman zaman geçsin bir an evvel" diye heyecanla beklerken onun hayatına iradesi ve onayı dışında girip zamanı uzatmak olumsuz eylemdir. Ya da tam tersi..
O yüzden böyle geçişlerde kendinize dönmeniz ve Bilgilerinizin ışığında analiz edip anlamanız, şükürde kalıp izlemeniz en iyisidir 
Alev Cedimağar