16 Ekim 2014 Perşembe

Olumlu Konuşma ve Olumlama

Günlük Konuşmalarımızda kullandığımız kelimeler hem bilimsel olarak beynin algılarını değiştirerek bilinçaltı şartlanmaya neden olduğu gibi, Enerji olarak da olumsuzu çekmeye devam etmemize neden oluyor. Mesela; Bugün kendimi çok yorgun hissediyorum. (yorgunluk kelimesi bilinçaltına itilir ve bu hissi daha yoğun yaşamanıza neden olur. Ayrıca Kelimenin yaydığı olumsuzluk enerjisi ile çevrenizde ki var olan tüm yorgunluğu ve ağırlığı sünger gibi çekmemize neden olur, Yani buna kullandığınız kelimeler ile kapı açıyorsunuz)  Bunun yerine "Bugün kendimi çok enerjik hissetmeyi seçiyorum" ya da kısaca Ben bugün çok enerjiğim. Tam aksi ifadeler olumsuzluğu iterek kendine olumlu yer açar. Beyin bunu duyar şartlanır ve komple farklı bir komut alanına girer. (Depresyonda olan kişilerin sürekli yatma ihtiyacına yatarak devam etmesi yerine kendilerini bir şekilde zorlayarak dışarı çıkmaları ve kalabalığa karışmaları gerekliliği de bundandır. Ayrıca depresyonda bunun nedenine inilmedikçe tıkanmış noktalar açılmadıkça bunlar geçici çözüm olur.) İlişkimde, arkadaşımla, ailemle mutsuzum artık mutlu olmak istiyorum.. Ya da şu insan beni çok mutsuz ediyor.  Bu cümlede mutsuzluğu kabul ediyorsunuz. ve mutsuzluk kelimesini yerleştirip güçlendiriyorsunuz.  İlişkimde, aradaşımla, ailemle mutlu olmayı diliyorum, seçiyorum. O insanla sağlıklı mutlu bir ilişki içinde olmayı seçiyorum. (Hergün bir önceki günden daha mutlu olmayı seçiyorum. Hergün düzenli yapılan bu olumlama cümlesi sizi enerji olarak yükselterek güne daha enerjik ve mutlu hissederek başlamanıza neden olacak)

Kaza yapmaktan korkuyorum o yüzden araba kullanamıyorum. yerine Araba kullanırken dikkatliyim ve bu yüzden güvenli kullanıyorum.

Param yok ! (eğer paranız olduğu halde sadece çevre duymasın bilmesin amaçlı bu cümleyi sürekli kullanıyorsanız emin olun evren bunu çok yakında gerçekleştirecektir YOK dediğiniz herşey zamanla yok olmaya mahkumdur... ) Bunun yerine.. Çok şükür Allah herkese bereket versin. cümlesini kullanabilirsiniz.

Ayrıca daha önce defalarca değindiğim en önemli konu ise AMA kelimesi. AMA önceki cümleye olumsuzluk verir. Mesela Bugün sana gelmek istiyorum AMA çok işim var. dediğinizde zaten gitmek istesenizde olmayacağını AMA kelimesi kullanarak onaylıyorsunuz. AMA kelimesini hayatınızdan KESİNLİKLE çıkarmamız gerekiyor.. Bunun yerine akışı kuvvetlendiren BUNUNLA BİRLİKTE  bağlamını kullanırsanız akışı pozitif yönde kuvvetlendirerek önceki cümleye olumlu bir geçiş yapar ve akışı devam ettirirsiniz.. Bugün sana gelmek istiyorum BUNUNLA BİRLİKTE işim var. (yani işim bitince sana geleceğim vurgusunu hem beyne gönderiyor hem de gitme olasılığınızı açık bırakıyorsunuz..

Ağzınızdan çıkan sözlere dikkat edin çünkü mutlaka gerçek olur ve döner dolaşır sizi bulur :)

öpüldünüz en kocamanından 

Alev Cedimağar  Şifa ve Yaşam Terapisti


Dolunay Ritüeli: Serbest Bırakma

Dolunayın enerjisi yardımıyla istemediğiniz durumlardan, olaylardan, düşüncelerden, kişilerden vs... kurtulun!

Binlerce yıldır atalarımız ayın gücünden ve enerjisinden etkin şekilde yararlanmış olmalarına rağmen, günümüz modern dünyasında bir çoğumuz evrensel enerjilerin varlığına ve döngüsüne gereken önemi vermemekteyiz. Hemen hemen her kültürde güneşin, ayın, toprağın, suyun, çeşitli bitkilerin, doğal taşların, metallerin vs.. güçlerinden yararlanılarak istenilen enerjilerin hayata çekilmesi ya da istenmeyen enerjilerden arınma ritüelleri ve çalışmaları gerçekleştirilir.

Özellikle mayalar, druidler, şamanlar vs.. gibi bir çok eski medeniyette yaşayan kişiler, yapacakları işleri ayın ve güneşin döngüsüne göre ayarlayıp, evrensel güçlerden yararlanmak için çeşitli ritüeller yapmaktaydılar. Bunlar arasından basit bir örnek vermek gerekirse, yeni ay zamanını yeni bir girişime başlamak için, dolunay zamanını ise istenmeyen bir durumdan, duygudan, kişiden, olaydan vs.. kurtulmak ya da arınmak için kullanmaktaydılar.

Bugün dolunay zamanı olduğu için, sizlerle dolunayda yapabileceğiniz basit ve rahatlatıcı bir "dolunay serbest bırakma ritüeli”ni paylaşmak istiyoruz. Ritüel için en gerekli olan şeyler ise "niyet” ve "konsantrasyon”dur. Bunlar haricinde kullanacağınız malzemeler ise evinizde bulunan ve ekonomik malzemelerdir.

Ritüele Hazırlık:
Öncelikle ritüeli gerçekleştireceğiniz ortamın temiz ve derli toplu olması önemlidir. Ayrıca ortamı negatif enerjilerden arındırmak için adaçayı bitkisini bir kibrit ile yakarak odanın kapıları kapalıyken odayı tütsüleyebilirsiniz. Aynı işlemi sevdiğiniz bir doğal tütsüyle de gerçekleştirebilirsiniz. Tütsüleme işlemini takiben odanın kapı ve pencerelerini açarak negatif enerjilerin ortamı terk etmesini dileyiniz. Daha da iyisi ritüeli, dolunayı görebileceğiniz açık bir mekanda ya da balkonunuzda yapmanızdır. Ritüeli gerçekleştirmek için yere dilediğiniz büyüklükte temiz bir örtü serdikten sonra oldukça basit bir altar hazırlamalısınız. Bunun için ihtiyacınız olan malzemeler:
  • Bir kase içinde bir miktar tuz (tercihen Himalaya tuzu ya da deniz tuzu),
  • Birkaç adet mum (içinizden gelen renkleri kullanın),
  • Bir bardak ya da kase dolusu içme suyu (mümkünse ay ışığının suyun yüzeyine yansımasını sağlayın),
  • Tercihen sevdiğiniz bir tütsü,
  • Kağıt yakmaya uygun boş bir metal ya da porselen kap,
  • Temiz bir parça kağıt ve kalem,
  • Uğuruna inandığınız ya da size pozitif enerji verdiğini hissettiğiniz objeler (çiçekler, buda heykelciği, hayvan bibloları, çeşitli kristal ya da doğal taşlar vs.. gibi).

Tüm bu malzemeleri yere serdiğiniz ve üzerinde ritüeli gerçekleştireceğiniz örtünün üzerine, hepsini aynı anda görebilecek şekilde, istediğiniz şekillerde yerleştirebilirsiniz.

Altarınızı hazırladıktan sonra, büyükçe bir kaba dolduracağınız ılık suyun içerisine yarım fincan elma sirkesi ve 4-5 çorba kaşığı Himalaya veya deniz tuzunu katın. Bu karışımı negatif enerjilerden arındırmak istediğiniz hemen her şey için kullanabilirsiniz. Alacağınız ılık duş sonrasında bu karışımı başınızdan aşağı döküp birkaç dakika bekleyerek tüm günün negatif titreşimlerinden kurtulacaksınız.

Ritüele hazırlık öncesinde aldığınız duştan çıkmadan önce hazırladığınız arındırıcı karışımı, tüm vücudunuza dökmeden önce "Bu arındırıcı karışım fiziki bedenimi ve enerji bedenlerimi arındırarak, negatif enerjilerden temizliyor, beni arıtarak saflaştırıyor” şeklinde niyet edebilir, dilerseniz niyetinizi suya bakarak ve sesli olarak da 3 kez tekrarlayabilirsiniz. 1-2 dakika bekledikten sonra durulanabilirsiniz. Durulanırken gözlerinizi kapatıp birkaç dakika boyunca vücudunuzdan akan suyun, tümüyle sizi arındırdığını imgeleyin. Duş sonunda ne kadar rahatladığınıza şaşıracaksınız.

Ritüele başlamadan önce temiz, bol ve rahat kıyafetler giyin. Mümkünse pamuklu ve organik kumaşları tercih ediniz. Dilediğiniz takdirde, daha fazla rahatlamak için meditasyon müzikleri ya da doğa sesleri kaydedilmiş CD’lerden yararlanabilir, 1 kadeh şarap içebilirsiniz. Fakat şarap dışında diğer alkollü içecekleri tercih etmemeniz ve 1 kadehten fazla şarap tüketmemenizçok önemlidir. Aksi takdirde çalışmanızdan istediğiniz verimi alamayabilirsiniz.

Ritüel:
Yere serdiğiniz örtünün üzerine rahat hissedebileceğiniz şekilde oturun ve mumlarınızı yakın. Ritüel öncesinde sizi koruyacağına inandığınız olumlama cümlelerini, duaları ya da mantraları tekrar edebilirsiniz.

Dolunayda her zaman "serbest bırakma” ritüelleri uygulanacağından, kurtulmak istediğiniz durumu, olayı, kişileri, hislerinizi vs.. ne varsa maddeler halinde kağıda yazın ve hatta neden kurtulmak istediğinizi de belirtin. Fakat cümleleri kurarken "şimdiki zaman”a ait cümleler kurun.  Cümleleriniz asla "gelecek zaman”a ait olmamalıdır.

Örneğin size acı veren eski ilişkinizden kurtulmak için aşağıdaki olumlamayı deneyebilirsiniz:

"Bana acı veren eski sevgilimden ve ilişkimden kurtuluyor, onu ve kendimi serbest bırakıyorum. Onunla yaşayarak edinmem gereken tecrübeleri edindim ve dersimi aldım. Fakat bu ilişki artık benim kişisel gelişimime hizmet etmiyor. Ona karşı hissettiğim duygulardan kurtulmak benim elimde ve bu güce sahibim. Onu ve ilişkimi geçmişte bırakıyorum ve bu sayede özgürleşiyorum. Acı geçmişte kaldı, huzursuzluk geçmişte kaldı, hayal kırıklıkları vs.. geçmişte kaldı… Artık onu ve ilişkimi geçmişte bırakarak özgürleşiyorum. Artık bitti… Artık bitti… Artık bitti… Artık özgürüm… Artık özgür olduğuma göre kendimi daha yüce sevgilere ve yüksek enerjilere açıyorum. Benim ve bütünün hayrına olması dileğiyle, teşekkür ederim…”

Ya da kurtulmak istediğiniz şey borçlarınız, istemediğiniz kişisel davranışlarınız, duygularınız, etkisinden kurtulmak istediğiniz bir olay vs… her şey olabilir. Bahsedilen konular hakkında pratik olumlama kalıplarını kullanmak yerine kendi belirlediğiniz sözcükleri kullanabilirsiniz. Olumlarınız kısa ya da uzun cümleler olabilir. Önemli olan şey "inanç enerjisi” haricinde "şimdiki zaman” kipini kullanmanızdır. Bir de terk etmek istediğiniz şeyin yerine gelmesini istediğiniz durumu veya olayı da yazın. Çünkü evren o kadar mükemmel bir dengeye sahiptir ki hiçbir şekilde boşluk bırakmaz! Mesela "kilolarımdan kurtuluyorum” dediğinizde, "artık daha sağlıklı ve ince bir bedene sahibim” de deyin. Ya da "değersizlik duygumdan kurtuluyorum” dediğinizde "ben de evrenin bir parçası olduğuma göre eşsiz, değerli ve özgüven sahibiyim” diye niyet edin.

Aşama aşama yapmanız gerekenler:
  • Kurtulmak istediğiniz durumları kağıda yazın.
  • Yazdıklarınızı 5 kez sesli olacak biçimde tekrarlayın.
  • Gözlerinizi kapayarak kurtulduğunuzda nasıl hissedeceğinizi gerçekten "hissedin”.
  • Elinizdeki metal ya da porselen kabın içerisinde kağıdınızı yakarken kağıdın yanışını izleyin ve ateşin kağıtta yazanları da erittiğini bilin. Küller elinize ya da vücudunuza hiçbir şekilde değmemeli…
  • Külleri denize atabilir, toprağa gömebilir ya da lavoboya dökerek musluğu açabilir ve onlardan kurtulabilirsiniz.
  • Külleri döktükten sonra altarınıza geri dönün, dileklerinizin gerçekleştiği için şükredin ve teşekkür edin. Bazı dilekleriniz hemen gerçekleşmese de onlar gerçekleşmişler gibi teşekkür etmelisiniz.
  • Ay ışığının vurduğu suyu içerek bu suyun sizi arındırdığını ve enerjiyle doldurduğunu hissedin. Dilerseniz ritüelin başında yaptığınız gibi sizi korunduğunu ya da arındırdığını düşündüğünüz dua, mantra, olumlama tekrarlayabilirsiniz. Ritüelinizin bittiğini kendi kendinize söyledikten sonra ayağa kalkın ve altarınızdaki eşyaları toplayın.
  • Son olarak yaptığınız ritüeli ve niyetlerinizi unutun. Niyetleri sürekli aklınızdan geçirmenize gerek yoktur. Verdiğiniz enerji evrene yayılmıştır ve bitmesi gerekenler bitmiştir…
Ay, psişik güçler, 6. his, algılar ve dişilikle ilgili bir gök cismi olduğundan sezgilerinizin güçlendiğini görebilirsiniz. Özellikle ritüeli yaptığınız gece gördüğünüz rüyalar size yol gösterici ve mesaj verici olabilir.

"Ay”ın enerjisinin sizi arındırması dileğiyle.


Hayat..

 Küçük bir sinek ya da kurum tanesi gözünüze kaçtığı zaman gözünüzü ovalarsanız, başınıza iki, üç saatlik bir dert açmış olursunuz. Ellerinizi yerinden kıpırdatmadan burnunuzun ucuna bakın, gözünüzden gelen yaşlar, hemen sizi bu dertten kurtarır...

İşte bazen hayatın içinde yaşadığımız durumlarda böyledir..

Alev Cedimağar
Şifa ve Yaşam Terapisti

Yeni Ay Günleri

Yeni Ay (İlk yarı dolunaya kadar)

ile

Yeni Başlangıçlar   


Yeni Ay enerji potansiyelinin POZİTİF olarak arttığı en verimli zamandır. Bu dönem yeni başlangıçlar (bir projeye girmek, ev almak veya anlaşmasını yapmak gibi.) için uygundur. Eskilerde yoğurt mayalamak için hep yeni ay beklenirmiş. Bu referans'dan yola çıkarak mayalamak istediğiniz ne varsa hayatımızda yarın başlayabiliriz   :)

Bu süreçte başlanan işler iyi gider ve verimli olur. Bu zamanın en önemli özelliğinden biri de hastalıkların çok kolay şifa bulmasıdır. Yapılan tedaviler çok hızlı cevap verir. Damarlarda kanın çoğaldığı ve hücre artışının olduğu zamandır. Zeka , algılama ve duygu potansiyelleri güçlenir. Bu yüzden yaşam enerjisi had safhadadır. Bioritm ile duygusal enerji paralel yükseldiği için kendimizi iyi hissediriz. 

Bu dönem dikilen bitkiler tutar. Kekler, börekler süper kabarır ve lezzetli olur ayrıca Yıkanan çamaşırlar diğer zamanlardan daha temiz olur..

Velhasıl bu kadar yüksek Enerjiye sahip bir dönemde, Bütünün hayrına tüm sevgi dolu niyetlerin kabul OLmasına niyet ediyorum.

Bütünün ve hepimizin hayrına olsun , Şifa OLsun ve de Aşk OLsun..

Alev Cedimağar

Enerji Gurmeliği de yapan bir Şifa ve Yaşam Terapisti ;) 

Sevgi olmak ve SevgiyMİŞ gibi davranmak...

Dikkat ettiniz mi acaba ? Çevremizde herkes hissederek veya hissetmeyerek SEVGİ kelimesini kullanmaya başladı..
Hepimiz birer Sevgi pıtırcığı olduk :)  Sevgi Pıtırcığı olmak tabii ki çok güzel birşey yalnız bunu gerçekten hissederek mi yapıyoruz ya da söylüyoruz ? Yoksa Sosyalleşmek adına "Bu da bir moda ben de uyayım demode kalmayayım" diyerek mi ? işte bu çok önemli..

Sevgi aslında nedir biliyormusunuz ? Sevgi BİLGİ'dir. Yani evrensel titreşimi ve yansıması BİLGİ'ye denk gelir. Sorgulayan, Anlayan ve Bildiğini özümseyerek hisseden kişi SEVGİ'ye dönüşür. Sevgiye dönüşüm önce kalplerimizi, sonra ruhumuzu ve sonra da hayatımızı aydınlatır. Bu yüzden Sevgiyi hissederek yaşayan kişi IŞIK olur. Işık olan BİR'e giden yolu aydınlatarak ilerler ve yansıtır... Işık olduğumuzda artık "SevgiyMİŞ gibi" davrananlara gülümseyerek ve birgün canı gönülden Sevgi Olmalarını dileyerek Işık saçarak yürümeye devam ederiz. Bu göz açıp kapayıncaya kadar geçen “uzun” yolda, bazı kişilerle sonsuza kadar bazılarıysa da olması gereken yere kadar birlikte yolculuğumuz devam eder. Farkındalığımızın ve Bilincimizin yükselmesi ile birlikte yeni yollar şekillenir ve yol arkadaşları değişerek devam eder..

Hepimizi Sevgiyle Selamlıyorum.

Alev Cedimağar 

Şifa ve Yaşam Terapisti

AKLIMA GELMİŞKEN HEMEN YAZAYIM Dediklerimden..

Dün gece bir arkadaşımla Enerji sistemleri ve Psişik saldırılar ile ilgili sohbet ediyorduk..

Sonra konu İnternet'e niçin DECCAL dendiği ile ilgili bir noktaya geldi. Laf lafı açtı ve psişik saldırıların günümüzün en yoğun kullanılan İnternet ile nasıl hızlandığına geldik.

İnternet özellikle Facebook bu tarz bilinçli veya bilinçsiz saldırıların en rahat kullanıldığı yer. Şöyle ki, Eğer listenizde negatif elektrik aldığınız halde boşver kalsın dediğiniz kişiler varsa, sizin fotonuza her rastladığında içinde negatif düşünceler (Kıskançlık, Kızgınlık, affedemediği durumlar vs.) ürettiğinde bu direkt bize ulaşıyor ve bunun etkilerini hiç anlam veremediğimiz şekillerde hissediyoruz.

Bir de bunu bilinçli yapanlar var. Onlar da kullandıkları "pozitif sıfatları" maske gibi kullanarak negatif güçlerle çalışan ve negatif ilimler kullanan kişiler. Eğer sizinle ilgili bir rekabet, kıskançlık veya benzer bir olumsuz duyguları varsa (tipinizi çok beğenmiş (!) ya da  beğenmemiş olabilir kötülük için sebep aramayın) yazdıklarının ve söylediklerinin aksine negatif güçlere başvurmaktan ve fotoğrafınız üzerinden (başka yollarda var) size negatif saldırı yapmaktan çekinmiyor. (Tabii bu kişileri bizzat biliyor olmanız ya da yaydığı enerjiyi takip etmeniz anlamak için yeterli)

Velhasıl şu durumda Listemizde böyle kişilerin varlığından haberdar iseniz bu kişiler ile yolları ayırmanın hepimizin hayrına olacağını düşünüyorum. (yalnız vesvese yapmadan ve hak yemeden iç sesinize , aklınıza, hislerinize güvenerek ve gözlemleyerek) İnternet ve dolayısıyla Facebook hakikaten Çağımızın DECCAL'ı ve tüm saldırıların en rahat yapıldığı yerlerden biri. Ayrıca zamanımızın büyük bir kısmını burada geçirdiğimiz düşünülürse olayın önemini belki daha iyi kavrayabiliriz.

Bu temizliği yapmış ve bazı kişilerin negatif güçlerle bağlantısını farkettikçe de yapmaya devam eden bir kişi olarak umarım nacizane paylaştığım bu bilgi size de bir nebze ışık olur .. IŞIK'lar Işığa kavuşsun SEVGİ'ler bir BÜTÜN OLsun ve Yolumuz BİR OLsun..  

Alev Cedimağar
Şifa ve Yaşam Terapisti


Her Kadın birer TANRIÇA'dır..

KADINLARDAKİ TANRIÇA ETKİLERİ
  
DİŞİL ANLAYIŞIN kadınların bilincindeki dikkat çekici uyanışına tüm dünya genelinde tanıklık ediyoruz ve bu uyanış Batılılaşmış ülkelerde çok daha yoğun olarak gözlemleniyor. Çoğu erkek bundan korkarak göz ardı ediyor, diğerleri ise bu uyanış karşısında zorlanıyor, bunu bir nevi meydan okuma olarak algılıyor. Ataerkil toplum anlayışına yönelik olarak tam bir antitez görünümü teşkil ettiğinden dolayı radikal yorumcular bu uyanışı mecazi olarak “Tanrıça’nın geri dönüşü” olarak adlandırıyorlar.

Kadın bilincindeki bu hareketlenme ve erkeklerde meydana getirdiği karşı tepki hayatımızı ve düşünce kalıplarımızı yavaş yavaş da olsa geri dönülemez bir şekilde her yönden değiştirmeye başlıyor. Kendimize, değerlerimize, siyasi anlayışımıza, karşı cinsle olan ilişkilerimize ve evrendeki yerimize yönelik kabullendiğimiz her şey bu uyanış karşısında zorlanıyor.
Dişil unsura yönelik bu yeniden uyanışın kökenleri nelerdir acaba? Böyle büyük bir bilinç değişimi nasıl başlamıştır? Çoğunlukla siyasi nitelikli midir?

Şüphesiz, feminizm hareketi bu büyük değişimin çağımızdaki en önemli kaynaklarından biridir. Ancak kadınların büyük çoğunluğu politik ve entelektüel anlamda çoğu feminist kadar donanımlı değildir. Feminist bakış açısı sadece çok küçük ama yine de önemli orandaki bir kadın kitlesi adına genel olarak konuşmaktadır. Çalışan ya da çalışmayan kadınların çoğunluğu esas rolleri itibarıyla en çok eş, sevgili ya da anne olarak kendilerini tam hissetmektedirler.
Öte yandan kadınların büyük önem taşıyan bir başka kesiti daha vardır. Bu kadınlar çoğunlukla yalnız yaşayan ve pek de tanınır olmayan şairler, ressamlar ve müzisyenlerdir; arka planda ise şifacı, terapist, herkesin danıştığı bilge ve mistik kadınlar olarak da sessizce hayatlarını sürdürmektedirler. Bu büyük değişiminin homurtularını onlar da işitmektedir ve sesleri feminist kız kardeşleri denli gür olmasa da katkıları muazzam önemdedir. Tanrıça Etkisi tüm bu kadınları içermektedir.

Tanrıça Nedir?
TANRIÇA tabiri ile hem kendi içimizde hem de çevremizdeki kadınlar dahilinde fark ettiğimiz karmaşık bir dişil karakterin psikolojik tarifini kastediyoruz; bu tarif kültürümüz çerçevesinde rastladığımız imaj ve simgeleri de kapsıyor. Örneğin, şehirlerde gördüğümüz son derece şık giyimli, zeki ve genç bir kariyer kadını Athena kadını dediğimiz tanrıça tipinin canlı, somut halini teşkil ediyor; Athena ismi ise Antik Yunan’da Atina şehrine hükmeden tanrıçadan gelmekte. Günümüzde son derece geçerli ve popüler olduğu için magazin dergileri, sinema filmleri ve romanlar bir model olarak tekrar tekrar onu öne sürüyorlar.

Öte yandan Athena gibi bir tanrıça tipi medya modeli ya da klişeden çok daha fazlası aslında. Athena oldukça karmaşık ve gelişmiş bir bilinç halini de temsil ediyor; bu bilinç hali ise bu tipteki kadınların duygu dünyalarıyla, düşünce ve davranış şekilleriyle ilgili her şeyi karakterize ediyor. Athena kadınının en belirgin özellikleri çalışkan, başarı odaklı, bağımsız ve entelektüel olmaları. Eğitime değer veriyorlar, yüksek bir siyasi ve sosyal farkındalıkları var, genellikle de kariyerleri eşlerinden ve çocuklarından önce geliyor.

Öyleyse tanrıça mitolojik bir hikaye ya da destan metninde dişil arşetipin alabileceği formlar şeklinde nitelenebilir.  
Tanrıça Athena Homeros’un İlyada Destanı’nda yer aldığı şekliyle genç, savaşçı kahramanların koruyucusu ve refakatçisidir fakat bu tanrıçanın  yüksek bir medeniyet seviyesindeki insanlar dahilinde yükseliş gösteren oldukça karmaşık, dişil bir enerji dinamiğini imgesi dahilinde bir araya toplamaktadır. Bu anlamda, Athena’nın günümüzde de hayattadır.  Günümüz toplumundaki pek çok kadının ortak davranışlarına, tavırlarına, görüş ve ideallerine ilham verdiğini, bilgi kaynağı teşkil ettiğini gördüğümüz psişik enerji alanını bir tanrıça olarak enkarne etmektedir.  

Temel Tanrıça Tipleri 
MODERN KADININ ve günümüz toplumunun yaşamında azami etkinlikte yer aldığını gözlemlediğimiz altı temel Yunan tanrıçasını seçtik. Bu altı tipin temel özellikleri ise şöyle özetlenebilir:

 Athena Kadını: Bilgelik ve uygarlık tanrıçası tarafından yönetilir; başarı, kariyer, eğitim, entelektüel kültür, sosyal adalet ve siyasetle ilgilidir.

 Afrodit Kadını: Aşk tanrıçası tarafından yönetilir; temel ilgi alanları ilişkiler, cinsellik, aşk, ilgi çekici olmak, romantizm, güzellik ve sanatsal ilhamdır.

 Persefon Kadını: Ahiret tanrıçası tarafından yönetilir; medyomluğa yatkındır; ruh dünyaya, okült kavram ve bilgilere; sezgisel, düşsel ve mistik deneyimlere, ölümle alakalı konularla ilgilidir.

Artemis Kadını: Vahşi doğa tanrıçası tarafından yönetilir; pratik ve atletiktir. Macerayı, fiziksel kültürü, yalnızlığı, doğada bulunmayı ve açık havayı, hayvanları sever. Çevrenin korunması, alternatif yaşam biçimleri ve kadınların oluşturduğu gruplarla ilgilidir.

 Demeter Kadını: Ekin tanrıçası tarafından yönetilir; verimliliği, beslemeyi ve çocukları seven, annelik meziyetlerine sahip bir kadındır. Çocuk sahibi olmanın, doğurganlığın, kadına özgü döngülerin tüm yönleriyle ilgilidir.

 Hera Kadını: Gökyüzü kraliçesi tarafından yönetilir. Evlilikle, erkeklerle olan birlikteliklerle, ayrıca kadının lider ve kural koyucu olduğu her yerde güçle ilgili meselelerle ilgilidir.

 Özellikle vurgulamak istediğim şey her kadının davranışlarının ve psikolojik tarzının temelinde bu tanrıçalardan sadece birinin değil, birkaçının çeşitli kombinasyonlar oluşturarak bulunduğudur.  Her kadın tüm tanrıça tiplerinin komplike bir karmasıdır. Bu çerçevede kadının kendini daha iyi tanıması demek, esas itibarıyla hangi tanrıçaların etkisi altında olduğunu bilmesi, hayatının bazı aşamalarında ve dönüm noktalarında farklı tanrıçaların hangi etkilerde bulunduğunun farkında olması demektir.

Erkekler de tanrıça tiplerinin etkisine maruzdur. Kadın suretindeki bu etkileri genellikle kendilerine daha yabancı olarak deneyimleseler de bunlara karşı ya çekim hissetmekte ya da güçlü tepkiler duymaktadırlar. Psikolojik açıdan baktığımızda, erkeklerin tanrıçaları kendilerine çekici ya da itici gelen medyatik imajlarda olduğu gibi, çevrelerindeki kadınlara yansımış olarak da deneyimlediklerini söyleyebiliriz.
Erkeklerin kadınlarla olan tüm ilişkilerinin, bir veya daha fazla tanrıça enerjisiyle ve bu enerjilere özgü belirli arşetipsel kalıplarla şekillendiğine inanıyoruz. Bir erkek bilinçdışından hareketle bir kadında Demeter’i, diğeri ise ilişkilerini kontrolüne alması için Hera’yı arıyor olabilir pekala.

Her Kadın Birer TANRIÇA'dır.

Antik Yunanlar ve tüm antik kültürler bu enerjileri ruhsuz birer soyutlama olarak değil, ruhsal olarak canlı, yaşayan kuvvetler olarak idrak etmiş, psikolojik süreçlerimiz üzerinde daimi olarak çok kuvvetli tesirlerde bulunan güçler veya enerjiler şeklinde algılamışlardır. İnsana özgü davranış ve deneyimlerin farklı yönlerini aktive eden, şekillendiren spiritüel güçleri idrak ettiklerinde bu fenomenleri “tanrı ve tanrıçaların cebri” olarak nitelemişlerdir.  Tanrıçalar efsaneler dahilinde pek çok defa ve değişik şekillerde kişileştirilmiştir; ancak bunlar yine de herhangi bir kadının aşık olduğunda (Afrodit), bir ideale yönelik ilham duyduğunda (Athena) ya da kendisini tamamen annelik rolüne verdiğinde (Demeter) sergileyebileceği davranış ve hislerin tipik halleridir.

Hayatımızda bir tanrıça enerjisi ortaya çıktığı zaman yaptığımız her şeyin büyük değişimler içinde olduğunu görürüz; aniden çılgınca aşık olmuşuzdur, bir amaç yönünde tutkuyla seferberliğe koyulmuşuzdur ya da dünyaya gelecek bebeğimiz için hazırlıklara girişmişizdir  ya da ergenlik, evlilik veya vefat nedenli yas dönemleri gibi hayatımızdaki önemli değişim evrelerinde ortaya çıkmakta; hislerimizi, anlayış ve algılarımızı, eğilimlerimizi ve davranış şekillerimizi tamamen değiştirmektedirler.

Parçalanmış Tanrıçaların Şifalandırılması

KADINLAR OLARAK yapımıza hangi tanrıçanın hakim olduğunu, erkekler olarak ise hayatımızı en çok hangisinin etkilediğini net olarak anladığımızda bu sefer karşımıza daha zor bir iş çıkıyor. Bu durumda, içimizde zayıf kalmış, ihmal edilmiş ya da derinden yaralanmış hangi tanrıça varsa ona kulak vermemize, ilgi göstermemize ihtiyaç var.
Arkadaşlarla ya da tuttuğumuz günlük aracılığıyla kendimizle diyalog halinde olmak tanrıça yaralarının iyileştirilmesindeki ilk aşamadır. Eğer içimizdeki Athena’nın, yine içimizdeki Demeter’e karşı en azından yabancı bir tutum içinde olduğunu kabul etmesini sağlayamazsak kariyerimiz ve çocuklarımız arasında yaşadığımız ikilemi aşmak için ne umut kalır ki. Çatışma halindeki tanrıçaları, ruhumuz ya da arkadaş grubumuz dahilinde, birbiriyle bilinçli olarak etkileşime geçmeye bir kez teşvik edersek muazzam bir enerjiyi harekete geçirebiliriz. Bu enerji, tanrıçaları taşıdığımız o cansız, umutsuz ya da izole yerlerden onları dışarı çıkarabilir. Özeleştiri yapmak, pek çok şeyi yeniden değerlendirmek ve değişmek için çok güçlü fırsatlar yaratabilir.
İçimizde sadece tek bir tanrının gelişmesine izin vermek ve onunla yaşamak son derece kolaydır. Ancak bunu yaptığımızda tek taraflı ya da nevrotik bir hale geliyoruz. Dolayısıyla  “yıkıcılık ve ayrılıkçılığa” yakalanmış oluyoruz.   

Bir kadın hiç kariyer sahibi olmayarak ve çalışmayarak (Athena’yı dışlayarak), cinselliğine hiç söz hakkı vermeyerek (Afrodit’i göz ardı ederek) ya da içsel dünyasına hiç yönelmeyerek (Persefon) sadece ailesinin reisi konumuna sıkışıp kalabilir. Bu durum kırılgan, nevrotik bir davranış şekline ve tek taraflı bir tanrıçaya, yani Hera’nın yalnız bir şablonuna davetiye çıkarır. Aynı şekilde entelektüel kadınlardan (Athena) kaçan, anaç ruhlu (Demeter) ya da güçlü kadınlardan (Hera) uzak duran ve sadece çekici partnerlerin arayışında olan bir erkek ise Afrodit’in nevrotik bir parçasına saplanıp kalır.

Hepimizin içimizdeki tanrıçalara kulak vermeye ve onları başkalarının içinde de fark etmeye olağanüstü derecede ihtiyacımız var.

Tanrıçaların hikayelerini, kahkahalarını ve gözyaşlarını, oyunlarını ve kutlamalarını birbirimizle paylaşmamız gerekiyor. Her tanrıçanın anlatılacak bir hikayesi var, yapacağı bir katkı, aktaracağı bir bilgelik var: Afrodit aşk için her şeyi riske atarken, Hera evliliğinin yıkılmasından korkuyor; Demeter çocuklardan büyük mutluluk duyarken, Persefon içe yönelmeyi ve vizyonları benimseyip aziz tutuyor; Athena artan hareketliliğin arayışındayken, Artemis ormanların içindeki kulübesini özlüyor. Fakat her biri diğerinin bilmediği bir şeyler biliyor. Halbuki içe ya da dışa yönelik olsun, tanrıça enerjileri kadınlar ve erkekler arasında görüş alışverişine yönelik oldukça tatminkar bir iletişim birliği kurabilir.

Dostlarımızla, ailemizle ya da çalışma arkadaşlarımızla birlikteyken, bu ya da diğer pek çok yolla tanrıçaları ve tanrıça psikolojisinin lisanını hayata geçirebiliriz. Bunu yaptığımızda, çok güçlü bir enerji dinamiğinin tüm çevremizde şekillendiğini ve ince seviyelerde pek çok değişimin meydana geldiğini de görebiliriz. Bu büyük bir sevinç nedenidir: Kayıp tanrıçalar hayatlarımıza geri dönmektedir! 

Kaynak:  Dr. Roger WOOLGER  isimli  Yazarın Goddess Within adlı kitabından yapılan alıntıyı çeviren: Engin Vural, özetleyen: Alev Cedimağar